Anasayfa Karar Bülteni AYM | Beytullah Uslu ve Diğerleri | BN. 2023/29866

Karar Bülteni

AYM Beytullah Uslu ve Diğerleri BN. 2023/29866

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/29866
Karar Tarihi 07.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sendikal nedenle fesihlerde ispat yükü değişir.
  • Derece mahkemeleri sendikal ayrımcılık kriterlerini incelemelidir.
  • Gerekçesiz ret kararları sendika hakkını zedeler.
  • Yargısal yetersizlik devletin pozitif yükümlülüklerine aykırıdır.

Bu karar, işçi ile işveren arasındaki işe iade ve sendikal tazminat uyuşmazlıklarında ispat yükünün ve mahkemelerin inceleme yükümlülüğünün sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. İş sözleşmesi feshedilen işçinin, feshin sendikal nedenlere dayandığına ilişkin güçlü emareler (örneğin; fesih sonrası işyerinde sendikalı işçi kalmaması, yeni alınan işçilerin sendikasız olması) sunması hâlinde, feshin asıl nedenini ispatlama yükümlülüğü doğrudan işverene geçmektedir. Yüksek Mahkeme, derece ve istinaf mahkemelerinin bu iddiaları ve emareleri derinlemesine analiz etmeden yüzeysel gerekçelerle reddetmesini anayasal hakların, özellikle de sendika hakkının açık bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Bu tespit, sendikal hakların korunması adına yargı mercilerine düşen pozitif yükümlülüklerin altını kalın bir şekilde çizmektedir.

İş hukuku pratiğinde sıklıkla karşılaşılan sendikal nedenli fesih davaları için bu karar oldukça güçlü bir emsal niteliği taşımaktadır. Özellikle istinaf mahkemelerinin, ilk derece mahkemelerinin topladığı somut delilleri ve Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi tarafından daha önceden belirlenmiş olan sendikal ayrımcılık kriterlerini göz ardı ederek karar vermesinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Bundan sonraki yargılamalarda mahkemeler; işyerindeki sendikalı işçi sayısı, fesih dönemindeki işe alımlar ve işçinin sendikal faaliyetleri gibi kriterleri detaylı ve çok boyutlu bir şekilde tartışmak, gerekçeli kararlarında bu hususlara yer vermek zorundadır. Bu durum, işçilerin sendikal örgütlenme özgürlüğünü hukuk nezdinde güçlendiren ve ayrımcılık iddialarının daha büyük bir ciddiyetle ele alınmasını sağlayan son derece kritik bir adımdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu işçiler, çalıştıkları işyerinden sendikaya üye olmaları ve sendikal faaliyetlerde bulunmaları sebebiyle haksız yere çıkarıldıklarını iddia ederek işverene karşı işe iade ve sendikal tazminat davası açmıştır. İşçiler, Genel-İş Sendikası üyesi olduklarını, işten çıkarmalardan sonra işyerinde hiç sendikalı işçi kalmadığını ve iddia edilenin aksine işverenin ekonomik küçülme veya teknolojik daralma yaşamadığını belirterek haklarını talep etmiştir. İlk derece mahkemesi işçileri haklı bularak sendikal tazminata hükmetmiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi işçilerin doğrudan sendikal faaliyetlerini ispatlayamadıklarını belirterek davayı kesin olarak reddetmiştir. Bunun üzerine işçiler, sendika haklarının ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.25 hükmünü dikkate almıştır. Söz konusu kanun maddesi, işverenin işçiler arasında sendikaya üye olup olmamaları bakımından herhangi bir ayrım yapamayacağını ve işçilerin sendikal faaliyetleri nedeniyle işten çıkarılamayacağını güvence altına almaktadır. İlgili düzenleme uyarınca, iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiasıyla açılacak davalarda, işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, feshin gerçek nedenini ispat etme yükümlülüğü doğrudan işverene geçmektedir.

Anayasa Mahkemesi ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik içtihatlarına atıf yaparak, bir feshin sendikal olup olmadığının tespiti için birtakım temel kriterler belirlemiştir. Bu kriterler arasında; fesih tarihine yakın dönemde işyerinde çalışan sendikalı ve sendikasız işçi sayıları, işten çıkarılanların ne kadarının sendikalı olduğu, işten çıkarmalardan sonra yeni işçi alınıp alınmadığı ve alındıysa bu kişilerin sendikal durumları gibi somut verilerin incelenmesi yer almaktadır.

Mahkeme, devletin bireylerin sendika hakkını koruma yönünde anayasal bir pozitif yükümlülüğü bulunduğunu vurgulamıştır. Derece mahkemelerinin temel görevi, bir iş sözleşmesinin salt sendikal nedenlerle feshedilip feshedilmediğini belirlerken, Anayasa ve kanunlarca sağlanan güvencelerin olayda fiilen uygulanıp uygulanmadığını titizlikle denetlemektir. İddiaların, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay tarafından belirlenen bu objektif kriterler ışığında, ilgili ve yeterli bir gerekçe sunularak derinlemesine değerlendirilmesi, adil bir yargılamanın ve sendikal hakların korunmasının tartışılmaz temel şartı olarak kabul edilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olaya ilişkin dosya kapsamını incelediğinde, ilk derece mahkemesi ile istinaf mahkemesi arasındaki hukuki yaklaşım farkının başvurucuların sendika hakkına etkisini oldukça detaylı ve kapsamlı bir biçimde değerlendirmiştir. İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, başvurucu konumundaki işçilerin tamamının Genel-İş Sendikası üyesi olduğu, işten çıkarmalar gerçekleştirildikten sonra işyerinde aynı sendikaya üye hiçbir işçinin kalmadığı açıkça ve maddi vakıa olarak tespit edilmiştir. Üstelik işverenin feshe dayanak olarak gösterdiği ekonomik daralma yaşandığı ve teknolojik gelişmeler nedeniyle insan gücüne dayalı ihtiyacın azaldığı yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığı ortaya konulmuştur. Zira işçilerin çıkarıldığı pozisyonlara çok kısa bir süre sonra yeni işçi alımlarının yapıldığı kesin olarak belirlenmiştir. İlk mahkeme bu kadar güçlü ve açık emarelere dayanarak fesihlerin sendikal nedenle yapıldığına isabetli bir şekilde hükmetmiştir.

Ne var ki istinaf incelemesini gerçekleştiren Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin yaptığı bu son derece detaylı araştırmaları ve somut tespitleri dikkate almamıştır. İstinaf mahkemesi, işçilerin hangi sendikal faaliyetlere fiilen katıldıklarını somut olarak ispatlayamadıklarını belirterek, feshin münhasıran sendikal nedene dayandığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davayı tamamen ve kesin olarak reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği bu ret kararını anayasal güvenceler ve adil yargılanma bağlamında eksik ve yetersiz bulmuştur. İstinaf mahkemesinin, Yüksek Mahkeme ve Yargıtay tarafından objektif olarak belirlenmiş olan sendikal fesih kriterlerini olayda hiç uygulamadığı ve ilk derece mahkemesinin bu yöndeki sağlam değerlendirmelerini çürütecek ilgili ve yeterli bir karşı gerekçe sunmadığı tespit edilmiştir. Devletin anayasal pozitif yükümlülüklerinin gerektirdiği düzeyde yeterli bir yargısal inceleme yapılmamasının ve uyuşmazlığın özüne inilmemesinin doğrudan doğruya sendika hakkını zedelediği kesin bir kanaatle ifade edilmiştir. Öte yandan, başvurucuların makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetleri ise Tazminat Komisyonuna başvuru yolu öncelikle tüketilmediği için incelenmemiş ve bu yönden usulden ret verilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: