Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Apdullah Mergen Kararı 2019/9198 B.

Anayasa Mahkemesi Apdullah Mergen Kararı 2019/9198 B.

Bu karar, ceza yargılamalarında sanığın kendi savunmasını ispatlama hakkının ne denli kritik olduğunu ve mahkemelerin savunma tanıklarını dinlemeyi gerekçesiz veya yetersiz gerekçelerle reddedemeyeceğini hukuken teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, sanığın cezayı azaltabilecek veya tamamen ortadan kaldırabilecek olguları ispat etmek amacıyla bildirdiği tanıkların mahkeme huzuruna çağrılmamasını, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı bulmuştur. Karar, iddia makamının tanıkları ile savunma makamının tanıkları arasında usule ilişkin sıkı bir denge kurulması gerektiğini, yargılamanın salt şikâyetçi ve iddia tanıklarının beyanları üzerinden yürütülemeyeceğini net bir biçimde ortaya koymaktadır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2019/9198
Karar Tarihi 07.01.2025
Taraf Apdullah Mergen
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Savunma tanıklarının dinlenmesi silahların eşitliğinin gereğidir.
  • gavel Mahkemeler tanık dinletme talebinin reddini makul gerekçelendirmelidir.
  • gavel Belirleyici delillerin doğruluğu duruşmada sanık tarafından sınanabilmelidir.
  • gavel Tek taraflı delil toplanması yargılamanın hakkaniyetini zedeler.

Bu karar, ceza yargılamalarında sanığın kendi savunmasını ispatlama hakkının ne denli kritik olduğunu ve mahkemelerin savunma tanıklarını dinlemeyi gerekçesiz veya yetersiz gerekçelerle reddedemeyeceğini hukuken teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, sanığın cezayı azaltabilecek veya tamamen ortadan kaldırabilecek olguları ispat etmek amacıyla bildirdiği tanıkların mahkeme huzuruna çağrılmamasını, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı bulmuştur. Karar, iddia makamının tanıkları ile savunma makamının tanıkları arasında usule ilişkin sıkı bir denge kurulması gerektiğini, yargılamanın salt şikâyetçi ve iddia tanıklarının beyanları üzerinden yürütülemeyeceğini net bir biçimde ortaya koymaktadır.

Benzer ceza davalarındaki emsal etkisi bakımından bu karar, ilk derece mahkemelerine tanık dinletme taleplerini reddederken çok daha titiz, şeffaf ve ikna edici gerekçeler sunma yükümlülüğü getirmektedir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve matbu hâle gelen "dosyaya yenilik katmayacağı" veya "esasa etkili olmadığı" şeklindeki basmakalıp ret gerekçelerinin adil yargılanma hakkını doğrudan zedeleyebileceği yönünde ciddi bir uyarı yapılmaktadır. Mahkûmiyet kararının tek veya belirleyici ölçüde sanığın sorgulama imkânı bulamadığı veya kendi versiyonunu doğrulayacak kişileri dinletemediği durumlarda verilmesi, adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilecektir. Bu bağlamda içtihat, çelişmeli yargılama ilkesinin ceza mahkemelerinde yalnızca şeklen değil, esastan ve dürüstlük kuralına uygun şekilde uygulanması gerektiğine dair çok güçlü ve yol gösterici bir emsal teşkil etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Olay tarihinde on beş yaşında olan mağdur, akrabası olan başvurucunun kendisini zorla arabaya bindirdiğini, darbedip babasından kalan maaş kartını zorla aldığını iddia ederek şikâyetçi olmuştur. Başvurucu ise mağduru dövmediğini, arabaya zorla bindirmediğini ve maaş kartını mağdurun kendi rızasıyla annesine teslim ettiğini savunmuştur. Savcılık soruşturması sonucunda başvurucu hakkında yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dava açılmıştır. Yargılama aşamasında başvurucu, olayın görgü tanığı olduğunu belirttiği kişilerin ve haksız tahrik indirimi açısından önem taşıyan babasının mahkemede tanık olarak dinlenmesini talep etmiştir. Ancak yerel mahkeme, başvurucunun tanık dinletme taleplerini reddederek, sadece mağdurun ve bir iddia tanığının beyanlarına dayanıp başvurucuyu hapis cezasına mahkûm etmiştir. Başvurucu, savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile bu hakkın temel unsurlarından olan tanık dinletme ve sorgulama hakkını merkeze almıştır. Ceza muhakemesinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için uygulanan çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri, iddia makamının sahip olduğu imkânların savunma makamına da eşit şartlarda tanınmasını kesin bir biçimde gerektirir.

Bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı bulunduğu gibi, kendi lehine olan tanıkların da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında mahkemeye davet edilmesini isteme hakkı bulunmaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca, sanığın lehine olan delillerin eksiksiz toplanması ve maddi hakikatin aydınlatılmasına katkı sunacak savunma tanıklarının dinlenmesi, adil bir ceza yargılamasının en temel yasal şartlarından biridir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, tanıkların dinlenmek üzere çağrılmasının uygunluğunu değerlendirmek kural olarak derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamında kalsa da, bu yetki sınırsız değildir. Dinletilmek istenen tanıkların davanın sonucuyla ilgili maddi bir olgunun aydınlığa kavuşturulmasına doğrudan katkı sağlayacağı durumlarda bu taleplerin mahkemelerce karşılanması zorunludur. Sanığın mahkûmiyetinin, sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı kişilerin ifadelerine belirleyici ölçüde dayandırılması ve buna karşılık savunma tarafının açıkça gösterdiği tanıkların gerekçesiz biçimde dinlenmemesi, savunmayı iddia makamı karşısında büyük bir dezavantaja sürükler. Bu durum, Anayasa'nın güvence altına aldığı adil yargılanma standartlarıyla açıkça çelişir ve hak ihlaline yol açar.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda yerel mahkemenin tanık dinletme taleplerine yaklaşımını ve delil değerlendirme sürecini adil yargılanma hakkı güvenceleri çerçevesinde detaylı bir biçimde incelemiştir. Mahkeme, başvurucunun mağduru zorla otomobiline bindirdiği, darbederek hürriyetinden yoksun kıldığı sonucuna ulaşırken yalnızca mağdurun beyanlarına, bir tanığın ifadesine ve olay sonrası alınan doktor raporuna dayanmıştır.

Buna karşılık başvurucu, olay sırasında orada bulunduğunu ve mağdur tarafından da bizzat isimleri zikredilen iki kişinin dinlenilmesini açıkça talep etmiştir. Yerel mahkeme, maddi gerçeğin aydınlatılması açısından büyük önem taşıyan bu tanıkların adreslerinin tespiti ve duruşmada dinlenmeleri yönünde hiçbir somut çaba göstermemiştir. Aynı şekilde, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması ihtimaline yönelik olarak başvurucunun babasının dinlenilmesi talebi de esasa etkili olmayacağı gibi yetersiz bir gerekçeyle reddedilmiştir.

Anayasa Mahkemesi'nin tespitlerine göre, hükme dayanak yapılan iddia tanığının ifadeleri dahi mağdurun zorla arabaya bindirildiğini kesin olarak doğrulamamaktadır. Buna rağmen yerel mahkeme, mahkûmiyete giden süreçte mağdur beyanlarını şüpheden uzak bir biçimde destekleyen yeterli ve doğrulayıcı başka deliller ortaya koyamamıştır. Başvurucunun, olayın kendi versiyonunu ispatlamak, iddiaları çürütmek ve iddia makamının delillerini sarsmak için sunduğu tanıkların dinlenmemesi, savunmayı ciddi şekilde sınırlandırmış ve yargılamanın adilliğini temelden zedelemiştir.

Mahkemenin kararına gerekçe gösterdiği olguların varlığı yönünden sadece belirli kişilerin beyanlarını dikkate alması, aksini ispat için dile getirilen delil toplama ve tanık dinletme taleplerini göz ardı etmesi, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine açık bir aykırılık oluşturmuştur. Bu eksiklikler, başvurucuyu iddia makamı karşısında önemli ölçüde dezavantajlı duruma düşürmüş ve yargılamayı bir bütün hâlinde adil olmaktan çıkarmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık dinletme hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Mahkeme benim gösterdiğim şahitleri dinlemek zorunda mı? expand_more
Ceza yargılamalarında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için uygulanan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri gereğince, mahkemeler savunma makamının tanıklarını iddia makamının tanıklarıyla aynı koşullarda dinlemekle yükümlüdür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca, sanığın lehine olan delillerin eksiksiz toplanması ve maddi hakikatin aydınlatılmasına katkı sunacak savunma tanıklarının mahkemeye çağrılması, adil bir ceza yargılamasının en temel yasal şartlarından biridir. Mahkemenin, davanın sonucuyla ilgili maddi bir olgunun aydınlığa kavuşturulmasına doğrudan katkı sağlayacak şahitleri dinlemeyi reddetmesi hak ihlaline yol açar.
Hâkim "karara etki etmez" diyerek şahit dinletme talebimi reddedebilir mi? expand_more
Kural olarak tanıkların dinlenmek üzere çağrılmasının uygunluğunu değerlendirmek derece mahkemelerinin takdirinde olsa da, bu yetki kesinlikle sınırsız değildir. Anayasa Mahkemesinin güncel içtihatlarına göre, ilk derece mahkemeleri tanık dinletme taleplerini reddederken çok daha titiz, şeffaf ve ikna edici gerekçeler sunmak zorundadır. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan "dosyaya yenilik katmayacağı" veya "esasa etkili olmadığı" şeklindeki basmakalıp ret gerekçeleri, adil yargılanma hakkını doğrudan zedelemektedir. Mahkemeler, savunmanın tanık dinletme talebini reddederken bunu mutlaka makul ve somut bir şekilde gerekçelendirmelidir.
Sadece şikayetçinin lafıyla ceza verilmesi hukuka uygun mu? expand_more
Hayır, yargılamanın salt şikâyetçi ve iddia tanıklarının beyanları üzerinden yürütülüp tek taraflı delil toplanması hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Mahkûmiyet kararının tek veya belirleyici ölçüde sanığın sorgulama imkânı bulamadığı kişilerin ifadelerine dayandırılması ve sanığın kendi versiyonunu doğrulayacak tanıkları dinletememesi, silahların eşitliği ilkesini zedeler. Mahkemenin, cezayı azaltabilecek veya tamamen ortadan kaldırabilecek nitelikteki savunma delillerini toplamayıp sadece aleyhte beyanları dikkate alması, iddia makamı ile savunma arasında adaletsiz bir eşitsizlik yarattığı için adil yargılanma hakkının açık bir ihlalidir.
Şahitlerim dinlenmediği için ceza aldım, AYM bu kararı bozar mı? expand_more
Evet, lehinize olan ve iddiaları çürütebilecek tanıklar gerekçesiz veya yetersiz gerekçelerle dinlenmediyse Anayasa Mahkemesi bu durumu adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık dinletme hakkının ihlali olarak kabul etmektedir. Mahkeme, somut gerçeğin aydınlatılması açısından önem taşıyan tanıkların adreslerini tespit edip duruşmada dinlemek için somut çaba göstermek zorundadır. Belirleyici delillerin doğruluğunun sanık tarafından duruşmada sınanamaması ve aksini ispat için dile getirilen delil toplama taleplerinin göz ardı edilmesi sebebiyle Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapılmasına hükmetmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir