Karar Bülteni
AYM Serkan Demirtaş BN. 2022/21958
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/21958 |
| Karar Tarihi | 20.11.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal Yok |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Tanık sorgulama hakkı adil yargılamadandır.
- Tanığın duruşmada dinlenmemesi gerekçelendirilmelidir.
- Tanık beyanı belirleyici delil olmamalıdır.
- Diğer nesnel deliller eksikliği telafi edebilir.
Bu karar, ceza yargılamasında tanık sorgulama hakkının sınırlarını ve mahkûmiyet hükmünün dayandığı delillerin niteliğini belirlemek açısından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, sanığın duruşmada doğrudan sorgulama imkânı bulamadığı bir tanığın beyanlarının hükme esas alınmasını, adil yargılanma hakkı kapsamında titizlikle değerlendirmiştir. Kararda, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeni olup olmadığı sorgulanmış, ancak asıl kritik noktanın bu beyanın mahkûmiyet açısından tek veya belirleyici delil niteliği taşıyıp taşımadığı olduğu vurgulanmıştır.
Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, mahkemelerin mahkûmiyet kurarken dayandıkları delil yelpazesinin genişliğini dikkate almalarının zorunlu olduğunu göstermektedir. Şayet sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanı, dosyadaki diğer güçlü ve bağımsız delillerle destekleniyorsa, tek başına belirleyici olmaktan çıkmaktadır. Bu durum, uygulamada yerel mahkemelerin delil değerlendirme süreçlerinde sadece tek bir tanık beyanına dayanmaktan kaçınmaları gerektiğini ve mahkûmiyeti çoklu delil yapısına oturtmalarının yargılamanın adilliğini koruyacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karar, ceza yargılamasında tanık sorgulama hakkının mutlak bir bozma nedeni olmadığını, dosyadaki delil bütünlüğü içinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermesi bakımından emsal niteliktedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Olay tarihinde öğretmen olarak görev yapan başvurucu hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla ceza davası açılmıştır. İddianamede, başvurucunun örgütle iltisaklı bir kurumda yöneticilik yaptığı, kapatılan Bank Asya hesabında şüpheli finansal hareketlilik bulunduğu ve örgüt sohbetlerine katıldığı yönünde aleyhinde tanık beyanları olduğu ileri sürülmüştür. Yargılama sırasında ilk derece mahkemesi, aleyhe beyan veren bir tanığı istinabe yoluyla (başka bir mahkeme aracılığıyla) dinlemiş, başvurucu ise bu tanığa doğrudan soru sorma veya onunla mahkeme huzurunda yüzleşme imkânı bulamamıştır.
Başvurucu, aleyhindeki suçlamaları kesin bir dille reddetmesine rağmen, ilk derece mahkemesi tarafından 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. İstinaf ve temyiz yollarında da sonuç alamayan başvurucu, mahkûmiyetine temel oluşturan tanığı duruşmada sorgulama imkânından bütünüyle mahrum bırakıldığı için savunma hakkının kısıtlandığını ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın alt unsurlarından biri olan tanık sorgulama hakkına dayanmıştır. Ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorgulama veya sorgulatma hakkı, adil ve hakkaniyete uygun bir yargılamanın olmazsa olmaz koşullarındandır. Savunma hakkının etkin bir biçimde kullanılabilmesi için sanığın aleyhteki tanıklarla yüzleşmesi şarttır.
Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini belirlemek için üç aşamalı hassas bir test uygulanmaktadır. Birinci aşamada, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin veya duruşmada dinlenememesinin geçerli ve hukuki bir nedeninin bulunup bulunmadığı incelenir. İkinci aşamada, sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı özenle değerlendirilir. Üçüncü ve son aşamada ise, eğer beyan tek veya belirleyici delil ise, savunma tarafının maruz kaldığı bu dezavantajlı durumu telafi edecek düzeyde karşı dengeleyici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.
Bu kapsamda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde yürütülen yargılamalarda, yargı çevresi dışındaki tanığın Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) gibi teknolojik vasıtalarla dinlenmesi, sanığa soru sorma imkânı verdiği için önemli bir telafi edici güvence olarak kabul edilebilir. Ayrıca, nihai hükme ulaşılırken sorgulanmamış tanığın beyanını destekleyen başka doğrulayıcı somut delillere dayanılması veya sanığa olayın kendi versiyonunu detaylıca anlatma ve karşı delillerini sunma imkânının tanınması da adil yargılanma hakkının korunması bakımından riayet edilmesi gereken temel kuraldır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını tanık sorgulama hakkı yönünden inceleyerek somut olayın özelliklerini yukarıda anılan üç aşamalı teste tabi tutmuştur. İlk aşama olarak, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı irdelenmiştir. İlk derece mahkemesinin tanığı huzurda dinlemek için herhangi bir çaba göstermediği, istinabe yoluyla dinlenme gerekçesini de duruşma tutanaklarında veya kararda açıklamadığı tespit edilmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, sadece geçerli bir nedenin ortaya konulmamasının, tek başına tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir.
İkinci aşamada, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık ifadesinin, hükmün tek veya belirleyici delili olup olmadığı incelenmiştir. Gerekçeli karar içeriğine bakıldığında, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararını yalnızca bu tanığın beyanlarına dayandırmadığı açıkça görülmüştür. Mahkemenin, tanık beyanı dışında başvurucunun ilgili bankadaki mutat olmayan şüpheli hesap hareketlerini ve örgüt ile iltisaklı bir kurumda yönetici olarak çalışma kaydı gibi nesnel delilleri de dikkate alarak atılı suçun oluştuğu sonucuna ulaştığı tespit edilmiştir.
Bu nesnel bulgular ışığında, duruşmada doğrudan sorgulanamayan tanık beyanının, mahkûmiyete götüren tek veya belirleyici nitelikte delil olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirleyicilik kriteri karşılanmadığından, Anayasa Mahkemesi üçüncü aşama olan karşı dengeleyici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığı hususunda ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görmemiştir. Başvurucunun aleyhine olan diğer bağımsız delillerin mahkûmiyet için yeterli bir temel oluşturduğu anlaşılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.