Anasayfa Karar Bülteni AYM | Hüseyin Akgül | BN. 2022/37410

Karar Bülteni

AYM Hüseyin Akgül BN. 2022/37410

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/37410
Karar Tarihi 01.10.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tanık mutlaka mahkeme huzurunda dinlenmelidir.
  • Belirleyici tanık beyanı sanıkça sorgulanabilmelidir.
  • Sorgulanmayan tanık beyanı tek delil olamaz.
  • Karşı dengeleyici güvenceler usulen sağlanmalıdır.

Bu karar, ceza yargılamalarında adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olan tanık sorgulama hakkının sınırlarını ve mahkemelerin bu konudaki yükümlülüklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, sanığın aleyhine ifade veren ve beyanları mahkûmiyet hükmüne belirleyici ölçüde esas alınan bir tanığın, sanık tarafından mahkeme huzurunda sorgulanamamasının doğrudan doğruyalık ilkesine aykırı olduğunu hüküm altına almıştır. Karar, tanığın duruşmada hazır edilmemesi için geçerli bir neden gösterilmeden ve savunma tarafına dengeleyici güvenceler sağlanmadan verilen mahkûmiyet kararlarının hakkaniyeti zedeleyeceğini vurgulamaktadır.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan sanıkların veya gizli tanıkların beyanlarına dayanılarak kurulan hükümlerde derece mahkemelerinin daha titiz davranması gerektiğini göstermektedir. Mahkemeler, belirleyici nitelikteki tanık beyanlarını hükme esas alırken mutlaka sanığa bu tanığı sorgulama, beyanlarının güvenilirliğini test etme ve çelişmeli yargılama ilkelerinden yararlanma imkânı sunmak zorundadır. Aksi takdirde, telafi edici güvenceler sağlanmadan kurulan hükümler, adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracaktır. Bu içtihat, ceza yargılamalarında maddi gerçeğe ulaşılırken usul güvencelerinin katı bir şekilde korunması gerektiğine dair mahkemelere güçlü bir mesaj vermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, 1995 yılında terör örgütü üyeliği şüphesiyle gözaltına alınmış ve hakkında açılan davada yargılanmaya başlanmıştır. Yargılama sürecinde, başvurucu ile birlikte yargılanan başka bir sanık, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla başvurucunun 1994 yılında gerçekleşen ölümlü bir kahvehane taranması eylemine bizzat katıldığını iddia etmiştir. Başvurucu, bu iddiaları reddederek aleyhine beyanda bulunan kişinin mahkeme huzurunda dinlenmesini ve kendisine soru sorma hakkı verilmesini talep etmiştir. Ancak mahkeme, bu talepleri reddederek başvurucunun da katılmadığı duruşmalarda alınan tanık beyanlarına dayanarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermiştir. Başvurucu, aleyhine ifade veren tanığı sorgulama imkânı tanınmadan ceza verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın zımni bir unsuru olan tanık sorgulama hakkına dayanmıştır. Ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşmanın en önemli araçlarından biri, delillerin mahkeme huzurunda ve tarafların katılımıyla tartışılmasıdır. Bu kapsamda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.210 hükmü uyarınca, olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık duruşmada mutlaka dinlenmelidir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması, doğrudan dinleme yerine geçemez.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulanmaktadır. İlk olarak, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeninin bulunup bulunmadığına bakılır. İkinci aşamada, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanının mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilir. Üçüncü ve son aşamada ise, eğer beyan belirleyici bir delil ise, savunma tarafının maruz kaldığı dezavantajlı durumu telafi etmek amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği incelenir.

Doğrudan doğruyalık ilkesi gereği hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Sanığın, aleyhine beyanda bulunan tanıklarla esas hakkında kararı verecek hâkimin huzurunda yüz yüze gelmesi, onların güvenilirliğini test etmesi savunma hakkının temel bir gereğidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken öncelikle başvurucunun aleyhine ifade veren tanığın mahkemede neden hazır edilmediğini değerlendirmiştir. İlk derece mahkemesinin, tanığın başvurucunun da hazır bulunduğu duruşmada dinlenmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı konusunda herhangi bir değerlendirme yapmadığı tespit edilmiştir. Mahkemenin, tanığın Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) gibi vasıtalarla dahi dinlenmesi yönünde bir çaba göstermediği anlaşılmıştır.

İkinci aşamada, duruşmada sorgulanmayan tanığın ifadesinin mahkûmiyet kararında tek veya belirleyici delil olup olmadığı incelenmiştir. Gerekçeli karar göz önüne alındığında, başvurucunun kahvehane baskını eylemine katıldığına dair mahkûmiyet hükmünün kurulmasında, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyen tanığın beyanlarının belirleyici ölçüde dikkate alındığı görülmüştür. Başvurucunun kendi kısmi ikrarları bulunsa da, ağır ceza gerektiren eyleme katılımı hususunda söz konusu tanık beyanı temel dayanak noktası olmuştur.

Son aşamada ise, tanığı sorgulama imkânından mahrum bırakılan başvurucuya karşı dengeleyici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığına bakılmıştır. Mahkeme, tanığın yazılı beyanlarını duruşmada okumakla yetinmiş, başvurucunun tanığı doğrudan sorgulamasına, sorulara verdiği cevapları test etmesine ve hâkimin tanığın reaksiyonlarını gözlemlemesine olanak tanımamıştır. Başvurucunun tanığın yeniden dinlenmesine yönelik defalarca dile getirdiği talepler de mahkemece reddedilmiştir. Bu durum, doğruluğu ve güvenilirliği test edilmemiş ifadelerin hükme esas alınması suretiyle yargılamanın hakkaniyetini zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: