Anasayfa Karar Bülteni AYM | İzzettin Artokça | BN. 2023/19920

Karar Bülteni

AYM İzzettin Artokça BN. 2023/19920

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/19920
Karar Tarihi 24.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tanık mahkemede haklı bir nedenle hazır edilmelidir.
  • Sorgulanmayan tanık beyanı tek veya belirleyici olmamalıdır.
  • Savunmaya dengeleyici yeterli usul güvenceleri muhakkak sağlanmalıdır.
  • Tanığın duruşmada dinlenmemesi adil yargılanma hakkını zedeler.
  • Belirleyici delil davanın sonucunu ağırlıklı etkileyen delildir.

Bu karar, ceza yargılamalarında sanığın aleyhine ifade veren tanıkları sorgulama hakkının ne denli kritik bir güvence olduğunu hukuken bir kez daha tescillemektedir. Anayasa Mahkemesi, yargılama aşamasında sanığa soru sorma ve tanığı çapraz sorguya tabi tutma imkânı verilmeden sadece istinabe yoluyla alınan ifadelere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulmasını, adil yargılanma hakkının ağır bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Özellikle, sorgulanmayan tanık beyanının cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesinde belirleyici delil konumunda olması, savunma hakkının özüne dokunan bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Mahkeme, güvenilirliği test edilmemiş bu tür beyanların hükme esas alınması hâlinde, savunma tarafına yeterli dengeleyici güvencelerin sunulmasının zorunlu olduğunu net bir şekilde vurgulamaktadır.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi bakımından bu karar, yerel mahkemelerin tanık dinleme usullerine titizlikle riayet etmeleri gerektiğini göstermektedir. Teknolojik imkânların varlığına rağmen, tanıkların duruşmada veya bu sistemler aracılığıyla dinlenmemesi ve bunun için geçerli bir hukuki neden gösterilmemesi, doğrudan ihlal sebebi sayılacaktır. Benzer davalarda yerel mahkemelerin, sanığın tanık sorgulama hakkını kısıtlayan uygulamalardan kaçınmaları ve eğer kısıtlama mecburi ise bunun haklı gerekçelerini açıkça tartışmaları gerektiği emsal bir kural olarak yerleşmiştir. Karar, ceza muhakemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin pratik teminatı niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, darbe teşebbüsü sırasında Kara Harp Okulunda teğmen rütbesiyle görev yapmaktayken, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terör örgütü üyeliği suçlamalarıyla yargılanmıştır. Yargılama sürecinde, hakkında ayrı bir soruşturma yürütülen ve mahrem imam olduğu iddia edilen bir kişi, istinabe yoluyla tanık sıfatıyla dinlenmiş ve başvurucunun aleyhine ifadeler vererek onu bir video kaydından teşhis etmiştir. Başvurucu, bu tanığı kesinlikle tanımadığını, beyanlarının çelişkili olduğunu belirterek aleyhindeki iddiaları reddetmiş ve tanığın mahkeme huzurunda dinlenerek kendisine soru sorma imkânı verilmesini talep etmiştir. Ancak yerel mahkeme, tanığı duruşmada veya iletişim sistemleri aracılığıyla dinlememiş, doğrudan eski ifadelere dayanarak başvurucuyu hapis cezasına çarptırmıştır. Başvurucu, mahkûmiyetine dayanak yapılan tanığı sorgulayamadığı için savunma hakkının kısıtlandığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkının Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olduğunu belirtmektedir. Ceza muhakemesi hukukunda tanık, sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren kişi olarak özerk bir kavrama sahiptir.

Yerleşik içtihatlara göre, tanık sorgulama hakkının ihlal edilip edilmediğinin tespitinde üç aşamalı bir test uygulanmaktadır. İlk aşamada, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli ve haklı bir nedeninin bulunup bulunmadığına bakılır. İkinci aşamada, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanığın beyanının, mahkûmiyet kararının dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilir. Belirleyici delil, davanın sonucunu ağırlıklı olarak etkileyen delildir. Bu belirleyicilik yalnızca suçun sübutu açısından değil, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi aşamasında da gözetilir. Üçüncü aşamada ise, eğer tanık beyanı tek veya belirleyici delil konumundaysa, savunma tarafının yaşadığı bu dezavantajı telafi edecek düzeyde yeterli karşı dengeleyici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığı incelenir.

Bu kapsamda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 180 uyarınca, tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak dinlenebilmesi olanağı varken bu yöntemin kullanılmaması usuli bir eksikliktir. Güvenilirliği duruşma ortamında çelişmeli yargılama ilkesi çerçevesinde test edilmemiş tanık ifadelerinin, dengeleyici güvenceler sağlanmaksızın hükme esas alınması yargılamanın hakkaniyetini doğrudan zedelemektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda yerel mahkemenin tanık sorgulama usulüne yönelik tutumunu detaylı şekilde incelemiştir. Mahkemece, başvurucu aleyhine ifade veren tanığın istinabe yoluyla alınan beyanları duruşmada sadece başvurucuya okunmuş, ancak tanığın duruşmada bizzat veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla dinlenilmesi yönünde hiçbir gayret gösterilmemiştir. Gerekçeli kararda veya duruşma tutanaklarında, tanığın neden mahkemede hazır edilemediğine veya teknolojik vasıtalarla neden dinlenemediğine dair geçerli hiçbir hukuki neden ortaya konulmamıştır.

Yüksek Mahkeme, tanık beyanlarının davanın sonucuna olan etkisini de hassasiyetle değerlendirmiştir. Başvurucunun yargılandığı davada, anayasayı ihlal suçuna yardım eden bazı sanıklara on iki yıl altı ay hapis cezası verilirken, başvurucuya teşdiden on beş yıl hapis cezası verilmiştir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından yapılan indirimlerin oranının başvurucu aleyhine farklı belirlenmesinde, söz konusu tanığın başvurucunun örgüt içindeki konumuna ilişkin verdiği beyanların belirleyici olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık anlatımlarının, cezanın bireyselleştirilmesinde ve alt sınırdan uzaklaşılmasında belirleyici nitelikte delil olarak esas alındığı kabul edilmiştir.

Son aşamada, savunma tarafına bu dezavantajı giderecek dengeleyici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığı irdelenmiştir. Başvurucuya kendi iddialarını sunma fırsatı verilmiş olsa da, tanığın SEGBİS vasıtasıyla dahi dinlenmemesi neticesinde, güvenilirliği test edilmemiş tanık ifadeleri cezayı tayin eden belirleyici bir unsur olarak kalmıştır. Savunmanın karşılaştığı zorlukları telafi edecek karşı dengeleyici usul güvencelerinin yerel mahkemece tanınmadığı açıktır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: