Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ali Can Bulak | BN. 2019/23461

Karar Bülteni

AYM Ali Can Bulak BN. 2019/23461

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / İkinci Bölüm
Başvuru No 2019/23461
Karar Tarihi 12.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sürenin son gününün tatile rastlaması dikkate alınmalıdır.
  • Süre hesabında açık hata yapılması hak ihlalidir.
  • Aşırı şekilci usul yorumları adalete erişimi engeller.
  • Mahkemelerin kanun yorumu öngörülebilir ve belirli olmalıdır.
  • Etkili başvuru yollarının fiilen de ulaşılabilir olması şarttır.

Bu karar, mahkemelerin süre hesaplamalarında yasal düzenlemelerin emredici kurallarına ve usul hukukunun temel prensiplerine sıkı sıkıya bağlı kalması gerektiğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Sürelerin son gününün hafta sonu veya resmî tatillere denk gelmesi durumunda, kanunların bireylere tanıdığı sürenin tatili takip eden ilk iş gününe uzaması kuralı, yargı mercileri tarafından göz ardı edilemez. Karar, idari ve yargısal mercilerin usul kurallarını uygularken aşırı şekilcilikten kaçınmaları gerektiğini ve vatandaşın hak arama hürriyetinin matematiksel hatalarla sınırlandırılamayacağını vurgulaması açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir.

Benzer uyuşmazlıklarda ve gelecekteki yargılamalarda bu karar, özellikle infaz hâkimlikleri ve yerel mahkemeler için güçlü bir emsal teşkil edecektir. Mahkemelerin, hak düşürücü süreleri hesaplarken vatandaşın yasal yollara başvurma imkânını daraltan öngörülemez yorumlardan kaçınması gerektiği anayasal bir zorunluluk olarak tescillenmiştir. Adalete erişimin, sadece teorik olarak kanunlarda yer alan bir hak olmanın ötesine geçerek fiiliyatta da kullanılabilir olması gerektiği prensibi bu kararla bir kez daha pekiştirilmiş, usul kurallarının hakkın özünü zedeleyecek şekilde katı yorumlanmasının mahkemeye erişim hakkının ihlali sonucunu doğuracağı kesin olarak hüküm altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Kars T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan başvurucu, cezaevinde yaşadığı diş rahatsızlıkları nedeniyle tedavisinin düzenli yapılmadığı gerekçesiyle yetkili makamlara şikâyetlerde bulunmuştur. Bir hastane sevki sırasında kurum görevlilerine uygunsuz sözler söylediği iddiasıyla başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılmış ve neticesinde kendisine üç ay süreyle bazı etkinliklerden alıkoyma cezası verilmiştir. Bu disiplin kararı başvurucuya 8 Şubat 2019 tarihinde tebliğ edilmiş ve karara karşı on beş gün içinde infaz hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu bildirilmiştir.

Başvurucu, kendisine tanınan on beş günlük itiraz süresinin son gününün 23 Şubat 2019 Cumartesi gününe, yani hafta sonu tatiline denk gelmesi nedeniyle, dilekçesini tatili takip eden ilk iş günü olan 25 Şubat 2019 Pazartesi günü sunmuştur. Ancak infaz hâkimliği, başvurunun on beş günlük yasal süre içinde yapılmadığı gerekçesiyle talebi süre aşımından usulden reddetmiştir. Başvurucunun bu ret kararına karşı yaptığı itiraz da ağır ceza mahkemesi tarafından hukuka uygun bulunarak reddedilmiştir. Uyuşmazlık, yasal süre hesaplamasında yapılan bu açık hata nedeniyle başvurucunun itirazlarını mahkeme önüne taşıyamaması ve bu suretle hak arama hürriyetinin engellenip engellenmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren tüm usuli kısıtlamalar, mahkemeye erişim hakkını ihlal etme potansiyeline sahiptir.

Temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalenin şeklen kanuna dayanmasının gerekmesinin yanında, kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların bulunmasını zorunlu kılar. Kanunilik unsuru yönünden değerlendirme yapılırken, yargı mercilerince müdahaleye imkân tanıyan kanun hükümlerinin yorumunun bariz takdir hatası ya da açık keyfîlik içermemesi gerekir. Yargı mercilerinin ilgili kanun hükmünü veya usul kurallarını açık bir biçimde hatalı yorumladıklarının ve uyguladıklarının tespiti hâlinde, müdahalenin kanunilik temelinden yoksun olduğu kabul edilir.

Hukuk sistemimizde sürelerin hesaplanmasına dair temel usul kuralları oldukça nettir. Kanunlarda öngörülen sürelerin son günü resmî tatil gününe rastlarsa, süre tatili takip eden ilk iş gününün çalışma saati bitimine kadar uzar. Bu kural, adil yargılanma hakkı çerçevesinde kişilerin hak arama hürriyetini tam zamanlı ve fiilî olarak kullanabilmelerini temin eden emredici bir güvencedir. Yargı mercilerinin bu temel hesaplama usulünü dikkate almadan verdikleri süre ret kararları, adalete erişim yolunu usulsüz bir şekilde kapatan ve anayasal güvenceleri zedeleyen ihlaller olarak değerlendirilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olaydaki gelişmeleri takvim sırasına göre incelemiştir. Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından başvurucuya verilen etkinliklerden alıkoyma cezası 8 Şubat 2019 tarihinde kendisine tebliğ edilmiştir. Kararın tebliğ belgesinde de belirtildiği üzere, başvurucunun bu karara karşı infaz hâkimliği nezdinde itiraz edebilmesi için yasal süre on beş gündür. Bu süre hesaplandığında, on beşinci gün 23 Şubat 2019 tarihine tekabül etmektedir. Ancak 23 Şubat 2019 tarihi Cumartesi gününe, yani hafta sonu tatiline rastlamaktadır.

Türk usul hukukunun emredici nitelikteki genel prensipleri ve süre hesaplama kuralları gereğince, bir yasal sürenin son gününün tatile denk gelmesi hâlinde, söz konusu süre kendiliğinden tatili takip eden ilk iş gününün mesai bitimine kadar uzamaktadır. Bu çerçevede başvurucunun itiraz süresi, ilk iş günü olan 25 Şubat 2019 Pazartesi gününe kadar yasal olarak uzamıştır. Nitekim başvurucu da tam olarak bu tarihte, yani 25 Şubat 2019 Pazartesi günü itiraz dilekçesini yetkili makamlara sunmuştur.

Bu kadar açık bir usuli duruma rağmen, infaz hâkimliği tarafından başvurucunun dilekçesi, sürenin hafta sonuna denk gelmesi hususu tamamen göz ardı edilerek on beş günlük sürenin geçirildiği gerekçesiyle usulden reddedilmiştir. Başvurucunun, süre hesabındaki bu açık hatayı dile getirerek itiraz merci olan ağır ceza mahkemesine başvurmasına rağmen, itiraz mercii de aynı hukuki hatayı sürdürmüş ve ret kararını onaylamıştır.

Anayasa Mahkemesi, yargı mercilerince sürenin hesabında açık bir biçimde hatalı değerlendirme yapıldığını, bu yanlış hesaplama sonucunda başvurucunun öngörülemez şekilde yargı yollarına ulaşmasının engellendiğini tespit etmiştir. Başvurucunun yasal ve fiili süresi içinde yaptığı şikâyete rağmen, infaz hâkimliğinin hukukun temel kurallarına aykırı bir yorumla şikâyeti reddetmesi, mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi kanunilik unsurundan yoksun bırakmıştır. Yargı yollarının sadece kâğıt üzerinde bulunması yeterli olmayıp, aynı zamanda uygulamada da ulaşılabilir ve etkili olması gerektiği prensibi ihlal edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: