Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ali Elhüseyin | BN. 2020/5730

Karar Bülteni

AYM Ali Elhüseyin BN. 2020/5730

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/5730
Karar Tarihi 12.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sınır dışı işleminde iddialar titizlikle araştırılmalıdır.
  • Gönüllü geri dönüş açıkça ispat edilebilir olmalıdır.
  • İdari mahkemeler geri gönderme riskini mutlaka değerlendirmelidir.
  • Avukatsız ve habersiz sınır dışı işlemi hukuka aykırıdır.

Bu karar, geçici koruma statüsü altındaki yabancıların sınır dışı edilmesi süreçlerinde karşılaşılan hayati risklerin ve usul güvencelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından nasıl ele alındığını çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Karar, "gönüllü geri dönüş" adı altında tesis edilen idari işlemlerin sadece kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğini, idarenin bu durumu kesin ve şüpheye yer bırakmayacak resmi belgelerle ispatlamak zorunda olduğunu hukuken güçlü bir şekilde tescil etmektedir. İdarenin, dava süreci devam ederken ve kişinin avukatına haber vermeksizin gerçekleştirdiği fiili sınır dışı işlemi, hak arama özgürlüğünün ve yaşama hakkının ağır bir ihlali olarak tanımlanmıştır.

Benzer davalardaki emsal etkisi bakımından bu karar, idare mahkemelerine çok net ve bağlayıcı bir mesaj vermektedir. Sınır dışı kararlarına karşı açılan iptal davalarında mahkemeler, sadece işlemin şekli olarak kanuna uygunluğunu denetlemekle yetinemez. Gönderilecek ülkede kişinin yaşam hakkına veya fiziksel bütünlüğüne yönelik gerçek bir risk bulunup bulunmadığı hususunun idari yargı yerlerince derinlemesine araştırılması zorunlu kılınmıştır. Uygulamadaki önemi ise idarenin uluslararası koruma kapsamındaki kişileri sırf idari mekanizmalarla ve yargı denetimini işlevsiz kılarak sınır dışı etmesinin önüne geçilmesidir. Karar, idarenin keyfi sınır dışı eylemlerine karşı koruma kalkanını güçlendirmekte ve geri göndermeme yasağının Türkiye'deki yargısal denetim standartlarını uluslararası insan hakları hukuku ile tam uyumlu bir seviyeye çekmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Türkiye'de geçici koruma statüsüyle bulunan Suriye uyruklu başvurucunun, hakkında alınan sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesinde açtığı iptal davasının sonucu beklenmeden zorla ülkesine gönderilmesinden kaynaklanmaktadır. Kocaeli Valiliği, bir adli soruşturma kapsamında ifadesi alınan başvurucu hakkında kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğu gerekçesiyle idari gözetim ve sınır dışı etme kararı almıştır.

Başvurucunun avukatı, bu idari işlemin iptali talebiyle Kocaeli Valiliğine karşı idare mahkemesinde iptal davası açmıştır. Ancak mahkeme süreci henüz yeni başlamışken idare, başvurucunun gönüllü olarak ülkesine dönmek istediğini ileri sürerek başvurucuyu Suriye'ye fiziksel olarak göndermiştir. Başvurucu, iç savaşın devam ettiği ve can güvenliğinin bulunmadığı bir coğrafyaya zorla gönderildiğini belirterek haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yabancıların Türkiye'ye girişi, kalışı ve sınır dışı edilmelerine ilişkin temel kurallar 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu çerçevesinde düzenlenmektedir. Anılan Kanun'un sınır dışı etme kararı alınacak kişileri belirten 6458 sayılı Kanun m.54 hükmü uyarınca, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturanlar hakkında idari yolla sınır dışı etme kararı alınabilmektedir. Ancak aynı kanun, sınır dışı etme işlemlerinde uluslararası insan hakları hukukunun en temel prensibi olan geri göndermeme ilkesini de katı bir şekilde benimsemektedir.

Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı, devletin yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı olarak son vermeme ve bireyleri olası ölüm riskine karşı aktif şekilde koruma pozitif yükümlülüklerini bünyesinde barındırır. Yerleşik Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, bir yabancının gönderileceği ülkede kötü muamele veya ölüm riskiyle karşılaşacağına dair savunulabilir bir iddiası mevcutsa, idari otoriteler ve yargısal makamlar bu riski derinlemesine araştırmakla yükümlüdür.

Sınır dışı edilecek kişiye, menşe ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda koruma sağlanabilmesi için, idari işleme karşı etkili bir şekilde yargı yoluna başvurma ve karşı çıkma imkânı tanınması anayasal bir zorunluluktur. Ayrıca, yabancıların kendi rızalarıyla ülkelerine dönmelerini ifade eden gönüllü geri dönüş usulünün istismar edilmesini önlemek maksadıyla, ilgili dönüş istek formunun sivil toplum örgütü veya uluslararası temsilciler eşliğinde düzenlenmesi gibi çok sıkı usul güvenceleri bulunmaktadır. Yargı mercileri, iptal davalarında idari işlemleri incelerken bu emredici usul güvencelerinin eksiksiz sağlandığını titizlikle denetlemekle mükelleftir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun sınır dışı edilmesi işlemini ve hemen sonrasında yaşanan yargısal denetim sürecini detaylı olarak incelemiştir. İdare, başvurucunun kendi hür iradesiyle ve gönüllü olarak ülkesine döndüğünü iddia etmiş ancak bu iddiayı kanıtlayacak nitelikte olan Gönüllü Geri Dönüş İstek Formu'nu veya buna eşdeğer resmi bir belgeyi, mahkemenin açık talebine rağmen dava dosyasına sunamamıştır. Bu ciddi eksiklik ışığında Yüksek Mahkeme, başvurucunun rızası dâhilinde ve bilinçli bir şekilde kendi ülkesine gönüllü olarak döndüğünün kesinlikle kabul edilemeyeceği sonucuna varmıştır.

Başvurucunun avukatı aracılığıyla sınır dışı kararına karşı idari yargıda iptal davası açtığı, ancak mahkeme süreci henüz devam ederken avukatına hiçbir bilgi verilmeksizin alelacele olağan sınır dışı usullerinin dışına çıkılarak fiilen sınır dışı edildiği tespit edilmiştir. Mahkeme, kamu makamlarının geri dönüş prosedürünü istismar etmesini önlemek amacıyla mevzuatla getirilen usul güvencelerinin somut olayda hiçbir şekilde sağlanmadığını açıkça vurgulamıştır.

Bunun yanı sıra, uyuşmazlığa bakan idare mahkemesinin yargısal denetim performansı da çok sert bir şekilde eleştirilmiştir. İdare mahkemesi, başvurucunun gönderileceği Suriye'de yaşam hakkı veya kötü muamele yasağı kapsamında gerçek bir can güvenliği riskine maruz kalacağına ilişkin esaslı iddialarını hiçbir şekilde esastan incelememiştir. Sadece idari işlemin şekli kanuniliğini ve yetki unsurunu denetlemekle yetinen yerel mahkemenin, başvurucuya sınır dışı edilmesine karşı çıkabilmesi ve yaşamsal risklerden korunabilmesi için gerekli olan etkili yargısal denetimi sunmadığı görülmüştür. Bu tutum, idari işlemin keyfiliğini yargı eliyle düzeltme imkânını tamamen ortadan kaldırmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun yaşam hakkı ile bu hakla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği ve yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: