Karar Bülteni
AYM Emin Akdağ ve Diğerleri BN. 2022/45636
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/45636 |
| Karar Tarihi | 19.11.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Süregelen müdahalelerde süre sonlandığında başlar.
- Aşırı şekilci yorum etkili başvuruyu zedeler.
- İdari başvuru süresi esnek yorumlanmalıdır.
Bu karar, idarenin eylem veya eylemsizlikleri neticesinde mülkiyet hakkına yönelik süregelen müdahalelerde başvuru sürelerinin nasıl hesaplanması gerektiği konusunda son derece önemli bir hukuki temel inşa etmektedir. Mülke ulaşılamaması gibi devam eden ve her gün yeniden doğan zararlara ilişkin idari başvuru sürelerinin kesin bir başlangıç tarihine bağlanması, hak arama hürriyetini ciddi şekilde kısıtlayan bir yaklaşım olarak kabul edilmiştir. Mahkeme, zararın doğduğu ilk andan ziyade, müdahalenin tamamen ortadan kalktığı veya fiilen kesildiği anın süre başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulayarak, bireylerin haklarına kavuşmasındaki usuli engelleri bertaraf etmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, terör olayları veya güvenlik tedbirleri gibi sebeplerle mülküne ulaşamayan ve zarar gören vatandaşların Zarar Tespit Komisyonlarına yapacakları başvurularda süre itirazıyla karşılaşmalarının önüne geçilmiştir. Uygulamada idari mercilerin ve derece mahkemelerinin kanuni süreleri katı ve aşırı şekilci bir biçimde yorumlaması, bireylerin tazminat imkânlarından yararlanmasını imkânsız hâle getirebilmektedir. Bu karar, mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının korunması adına derece mahkemelerine güçlü bir mesaj vermekte, kanun hükümlerinin vatandaşın hak aramasını zorlaştıracak değil, hakkaniyete uygun olarak yorumlanması gerektiği yönünde yerleşik bir içtihat prensibini pekiştirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Emin Akdağ ve diğer başvurucular, güvenlik sebepleriyle mülklerine ulaşamamış ve bu ulaşamama durumu nedeniyle ciddi bir maddi zarara uğramışlardır. Uğradıkları bu zararların devlet tarafından karşılanması amacıyla ilgili Zarar Tespit Komisyonuna başvurarak tazminat talebinde bulunmuşlardır. Ancak idari makamlar ve derece mahkemeleri, zararın meydana geldiği ilk tarih ile başvuru tarihi arasındaki sürenin yasal sınırları aştığını belirterek başvurucuların tazminat taleplerini süre aşımı gerekçesiyle reddetmiştir. Başvurucular, mülke ulaşamama durumunun bir güne mahsus olmadığını, sürekli devam eden bir mağduriyet yarattığını ve sürenin bu şekilde katı hesaplanmasının haklarını aramalarını engellediğini savunmuşlardır. Bunun üzerine, zararlarının tazmin edilmesi için yaptıkları idari başvurunun haksız yere reddedildiği gerekçesiyle mülkiyet ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, bu başvuruyu karara bağlarken mülkiyet hakkı ve bu hakla bağlantılı etkili başvuru hakkının temel anayasal prensiplerini dikkate almıştır. Uyuşmazlığın çözümünde başvurulan temel hukuki metin, terör olayları nedeniyle zarar gören vatandaşların mağduriyetlerini gidermeyi amaçlayan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun düzenlemeleridir. Özellikle 5233 sayılı Kanun m. 6 hükmünde yer alan Zarar Tespit Komisyonuna başvuru süreleri, davanın kilit noktasını oluşturmaktadır.
Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, idarenin süreklilik arz eden eylem veya eylemsizlikleri sonucunda bireylerin haklarına yapılan müdahalelerde, ihlalin tek bir anda gerçekleşip bitmediği kabul edilir. Süregelen ihlallerde, kanuni başvuru sürelerinin ihlalin başladığı ilk günden itibaren işletilmesi, hukukun doğasına ve hak arama hürriyetine aykırıdır. Mahkemelerin usul kurallarını uygularken bireylerin mahkemeye erişimini imkânsız kılacak veya aşırı derecede zorlaştıracak katı ve şekilci yorumlardan kesinlikle kaçınmaları gerekir.
Doktrinde ve anayasal yargıda, etkili başvuru hakkı, bireylerin ihlal iddialarını yetkili makamlar önüne taşıyabilmelerini ve bu iddiaların esastan incelenerek uygun bir giderim sağlanmasını güvence altına alır. Mülkiyet hakkına yönelik devam eden bir haksızlığın bulunduğu hâllerde, kanuni başvuru süresinin müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerektiği kuralı, adil yargılanma ve etkili başvuru güvencelerinin temel bir yansımasıdır. Mahkemelerin idari yargılama usullerine ilişkin kanunları yorumlarken, Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklere ilişkin koruyucu yaklaşımını daima benimsemeleri evrensel bir anayasal zorunluluktur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların mülklerine ulaşamamalarından kaynaklanan zararlarının tazmini istemiyle yaptıkları başvurunun derece mahkemeleri tarafından süre yönünden reddedilmesini kapsamlı bir biçimde incelemiştir. Mahkeme, öncelikle ortada anlık bir zararın değil, sürekli devam eden ve her geçen gün yenilenen bir mülkiyet hakkı ihlalinin bulunduğunu tespit etmiştir. Süregelen müdahalelerde zarar konusu olay için somut ve tek bir tarih belirlenmesinin hukuken ve fiilen mümkün olmadığı vurgulanmıştır.
Derece mahkemelerinin, 5233 sayılı Kanun kapsamında öngörülen başvuru sürelerini, zararın başladığı ilk tarihten itibaren işleterek başvuruyu süre aşımından reddetmeleri, hak arama yolunu fiilen işlevsiz hâle getirmiştir. Mahkeme, yasal başvuru süresinin ancak müdahalenin veya mülke ulaşılamama durumunun kesildiği, yani fiilen sona erdiği tarihten itibaren başlatılması gerektiğine dikkat çekmiştir. Aksi yöndeki bir yorumun, başvurucunun müdahalenin başlangıcından itibaren süresi bittikten sonra her gün Zarar Tespit Komisyonuna yeniden başvurmasını gerektireceği, bunun da hayatın olağan akışına ve mantık kurallarına uymayacağı tespiti yapılmıştır.
Yapılan bu katı ve aşırı şekilci yorumun, başvurucuların kanunla kendilerine tanınan tazminat imkânından yararlanmalarını zorlaştırdığı ve devletin mülkiyet hakkı bağlamında sunması gereken etkili mekanizmalar kurma yükümlülüğüyle bağdaşmadığı değerlendirilmiştir. Zarar Tespit Komisyonuna başvuru süresine ilişkin söz konusu yaklaşımın makul olmadığı ve başvuru hakkını anlamsız kıldığı belirtilerek, mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının usul boyutunun ihlal edildiği neticesine varılmıştır. Öte yandan, başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik iddiaları ise yeni kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmemesi nedeniyle incelenememiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.