Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Cemile Doğan ve Diğerleri Kararı 2022/20577 B.

Anayasa Mahkemesi Cemile Doğan ve Diğerleri Kararı 2022/20577 B.

Bu karar, ceza yargılamalarında mahkûmiyet hükmü kurulurken dayanılan delillerin sanıkların aleyhine ve lehine olan tüm yönleriyle tartışılmasının zorunlu olduğunu göstermesi bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, terör örgütü üyeliği ve örgüte yardım etme suçlamalarıyla yürütülen yargılamalarda, sanıkların somut ve esaslı iddialarının gerekçesiz bırakılamayacağını kesin bir dille ifade etmiştir. Mahkemelerin, uyuşmazlığın çözümünde etkili olan argümanları tartışmasız bırakmasının temel hak ihlaline yol açacağı bir kez daha ortaya konulmuştur. Özellikle bankacılık işlemleri ile sendika veya dernek üyeliklerinin, hangi durumlarda örgütsel faaliyet sayılabileceği konusunda Yargıtay içtihatlarıyla çizilen sınırların ilk derece mahkemelerince mutlak suretle dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.
search

Anayasa Mahkemesi
Cemile Doğan ve Diğerleri Kararı 2022/20577 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/20577
Karar Tarihi 19.11.2024
Taraf Cemile Doğan ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Esaslı iddialar gerekçeli kararda mutlaka karşılanmalıdır.
Mutat bankacılık işlemleri örgütsel faaliyet kabul edilemez.
Örgütsel aidiyet tespiti için bilirkişi incelemesi zorunludur.
Sendika üyeliği tek başına suç delili olamaz.

Bu karar, ceza yargılamalarında mahkûmiyet hükmü kurulurken dayanılan delillerin sanıkların aleyhine ve lehine olan tüm yönleriyle tartışılmasının zorunlu olduğunu göstermesi bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, terör örgütü üyeliği ve örgüte yardım etme suçlamalarıyla yürütülen yargılamalarda, sanıkların somut ve esaslı iddialarının gerekçesiz bırakılamayacağını kesin bir dille ifade etmiştir. Mahkemelerin, uyuşmazlığın çözümünde etkili olan argümanları tartışmasız bırakmasının temel hak ihlaline yol açacağı bir kez daha ortaya konulmuştur. Özellikle bankacılık işlemleri ile sendika veya dernek üyeliklerinin, hangi durumlarda örgütsel faaliyet sayılabileceği konusunda Yargıtay içtihatlarıyla çizilen sınırların ilk derece mahkemelerince mutlak suretle dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.

Emsal etkisi açısından değerlendirildiğinde, bu karar benzer yargılamalar için çok önemli bir rehber niteliği taşımaktadır. Mahkemelerin yalnızca genel geçer ve soyut ifadelerle, eksik incelemeye dayalı mahkûmiyet kararı vermesinin adil yargılanma hakkını doğrudan zedeleyeceği sabittir. Kişilerin rutin ekonomik faaliyetlerinin veya anayasal hakları kapsamındaki örgütlenme özgürlüğü kullanımlarının suç unsuru olarak kabul edilebilmesi için, bunların açıkça örgüt talimatıyla gerçekleştirildiğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ve uzman raporlarıyla kanıtlanması şarttır. Uygulamada, sanıkların kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki savunmalarının karşılanmaması durumunda, adil yargılanma hakkının en önemli güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkının ihlal edileceği bu kararla emsal teşkil edecek şekilde tescillenmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Olay, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma ve örgüte bilerek yardım etme suçlamalarıyla yargılanan kişilerin hapis cezasına mahkûm edilmesiyle başlamıştır. İlk derece mahkemesi, yargılama aşamasında başvurucuları Bank Asya bünyesindeki hesap hareketleri, bazı dernek veya sendikalara üye olmaları ve tanık beyanlarına dayanarak cezalandırmıştır. Başvurucular ise mahkeme huzurunda yaptıkları savunmalarda, söz konusu bankacılık işlemlerinin; kredi kartı ödemeleri, düğün takılarının bankaya yatırılması, konut veya araç kredisi taksit ödemeleri, ihracat gelirlerinin hesaba yatması ve faizsiz bankacılık tercihleri gibi tamamen rutin ve olağan işlemler olduğunu belirterek suçlamalara itiraz etmişlerdir. Ayrıca sendika ve dernek üyeliklerinin hiçbir şekilde örgütsel bir amaç taşımadığını, örgütlenme özgürlüğü çerçevesinde hareket ettiklerini savunmuşlardır. Ancak yerel mahkeme, başvurucuların mahkûmiyet sonucunun değişmesini sağlayabilecek nitelikteki bu önemli savunmalarını ve iddialarını kararında tartışmamış, hesap hareketlerinin olağan dışı olup olmadığına dair herhangi bir uzman bilirkişi incelemesi de yaptırmamıştır. İstinaf ve temyiz süreçlerinden de sonuç alamayan başvurucular, savunmalarının dikkate alınmadığını ve bu yüzden haksız yere cezalandırıldıklarını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 hükmünde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, mahkemelerin bütün kararlarını gerekçeli olarak yazma yükümlülüğünü de kapsar. Gerekçeli karar hakkı, muhakeme sırasında ileri sürülen ve davanın sonucunu doğrudan değiştirebilecek nitelikte olan açık ve somut iddialara mahkemelerce makul, mantıklı ve ikna edici bir gerekçeyle yanıt verilmesini zorunlu kılar. Mahkemelerin, uyuşmazlığın çözümünde etkili olan argümanları tartışmasız bırakması bu anayasal hakkın açık bir ihlaline neden olur.

Ceza yargılamalarında delillerin değerlendirilmesine ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatları, özellikle Bank Asya hesap hareketleri ve dernek veya sendika üyelikleri konusunda oldukça belirgin prensipler ortaya koymuştur. Yargıtay kararlarına göre, ilgili bankada sadece bir hesap açılması veya mutat (olağan) bankacılık işlemlerinin yapılması tek başına örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemez. İşlemlerin suç delili sayılabilmesi için, bunların örgüt liderinin talimatı üzerine ve örgütün amacına hizmet edecek şekilde bankaya likidite sağlamak maksadıyla yapılmış olması gerekir. Bu ince ve kritik ayrımın yapılabilmesi için bankacılık verilerinin alanında uzman bilirkişiler marifetiyle incelenmesi, hesap açılış bilgileri, aylık bakiye gelişimi ve tüm hareketlerin detaylıca analiz edilmesi şarttır.

Benzer şekilde, yasal olarak kurulmuş ve faaliyet gösteren bir dernek veya sendikaya üye olmak da tek başına silahlı terör örgütü üyeliği veya örgüte yardım etme suçunun mutlak delili sayılamaz. Yargıtay uygulamalarına göre, bu tür üyeliklerin sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüte hiyerarşik veya organik bağla dâhil olunduğunu ya da yardım etme kastıyla hareket edildiğini somut olarak ispat eden faaliyetlerle desteklenmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi de yargılama makamlarının bu güncel içtihatlar ışığında sanıkların lehine olan iddialarını derinlemesine inceleme zorunluluğuna dikkat çekmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut bireysel başvuruyu incelediğinde derece mahkemelerinin mahkûmiyet gerekçelerini ve sanıkların dosyaya yansıyan savunmalarını karşılaştırmalı olarak ele almıştır. Derece mahkemeleri, kararlarında başvurucuların Bank Asya'daki hesap hareketlerini ve çeşitli dernek ile sendika üyeliklerini doğrudan örgüt talimatıyla gerçekleştirilen yasa dışı eylemler olarak kabul etmiştir. Ancak başvurucular yargılama aşamasında, banka işlemlerinin rutin kredi kartı ödemeleri, düğün takılarının güvenlik amacıyla bankaya yatırılması, konut veya araç kredisi ödemeleri ve ticari faaliyetlerden doğan ihracat gelirlerinin hesaba aktarılması gibi tamamen yasal ve olağan ticari veya bireysel faaliyetler olduğunu ısrarla savunmuşlardır. Üstelik söz konusu bu işlemlerin örgüt liderinin bankaya para yatırma talimatından çok daha önceki tarihlerde başladığını da iddia etmişlerdir.

Buna karşın, derece mahkemeleri gerekçeli kararlarında, başvurucuların söz konusu bankacılık işlemlerinin neden olağan dışı işlemler olarak kabul edildiğini ve örgüt talimatıyla ne şekilde örtüştüğünü detaylı bir biçimde açıklamamıştır. Başvurucuların banka hesaplarının geçmişe dönük bakiye gelişimi ve hesap açılış bilgileri üzerinde alanında uzman bir bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Yargıtay içtihatlarında özellikle aranan, hesap hareketlerinin olağan dışı bir likidite artışı olup olmadığını somut verilerle tespit etme kriteri somut olayda tamamen göz ardı edilmiştir.

Bunun yanı sıra, başvurucuların anayasal örgütlenme özgürlüğü kapsamındaki dernek ve sendika üyeliklerinin, hangi eylemlerle örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme kastına dönüştüğüne ilişkin de sanık bazında bireyselleştirilmiş bir hukuki değerlendirme yapılmamıştır. Derece mahkemelerinin kararlarında yalnızca genel ve soyut ifadelere yer verilmiş, başvurucuların beraatlerine yol açabilecek veya en azından suç vasfını değiştirebilecek önemdeki esaslı savunmaları tümüyle yanıtsız bırakılmıştır. Kararda sanık lehine sonucun değiştirilmesi potansiyeli taşıyan bu kritik iddiaların tartışılmaması, yargılamanın adil bir şekilde yürütüldüğü konusunda son derece ciddi şüpheler oluşturmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddia ve savunmaların karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Bankaya yatan kredi veya düğün param örgüt suçu sayılır mı? expand_more
Hayır, yalnızca bir bankada hesap açılması veya mutat (olağan) bankacılık işlemlerinin yapılması tek başına örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemez. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre; kredi kartı ödemeleri, düğün takılarının güvenlik amacıyla bankaya yatırılması, konut veya araç kredisi ödemeleri ile ticari faaliyetlerden doğan gelirlerin hesaba aktarılması gibi işlemler rutin ve olağan faaliyetlerdir. Bu işlemlerin suç delili kabul edilebilmesi için, hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatı üzerine ve örgüte likidite sağlamak maksadıyla yapıldığının alanında uzman bilirkişilerce hazırlanan raporlarla ve somut verilerle kanıtlanması şarttır.
Mahkeme savunmamı hiç dikkate almadan bana ceza verebilir mi? expand_more
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesi kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, mahkemelerin bütün kararlarını gerekçeli olarak yazmasını emreder. Mahkemelerin, davanın sonucunu ve suç vasfını doğrudan değiştirebilecek nitelikteki açık ve somut savunmalarınızı makul, mantıklı ve ikna edici bir şekilde kararında değerlendirmesi zorunludur. Ceza yargılamalarında mahkûmiyet hükmü kurulurken sanıkların lehine ve aleyhine olan tüm delillerin tartışılması gerektiğinden, lehinize olan iddiaların incelenmemesi ve tartışmasız bırakılması gerekçeli karar hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir.
Sadece yasal bir sendikaya veya derneğe üye olmak suç mudur? expand_more
Yasal olarak kurulmuş ve faaliyet gösteren bir derneğe veya sendikaya üye olmak, tek başına silahlı terör örgütü üyeliği veya örgüte yardım etme suçunun mutlak delili olarak kabul edilemez. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, bu tür üyeliklerin anayasal örgütlenme özgürlüğü kapsamı dışında değerlendirilebilmesi için, kişinin örgüte hiyerarşik ya da organik bir bağla dâhil olduğunun veya yardım etme kastıyla hareket ettiğinin somut eylemlerle ispatlanması gerekir. Derece mahkemelerinin, genel ve soyut ifadeler yerine bu üyeliklerin bilerek ve isteyerek yardım etme kastına nasıl dönüştüğünü sanık bazında bireyselleştirerek hukuki bir gerekçeyle açıklaması zorunludur.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir