Anasayfa Karar Bülteni AYM | Sivi Çetin ve Diğerleri | BN. 2022/86721

Karar Bülteni

AYM Sivi Çetin ve Diğerleri BN. 2022/86721

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2022/86721
Karar Tarihi 23.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Süregelen müdahalelerde somut tarih belirlenemez.
  • Zarar başvuru süresi müdahale kesilince başlar.
  • Sürelere aşırı şekilci yaklaşım hakkı ihlal eder.

Bu karar, terör ve terörle mücadele kapsamında mülklerine ulaşamayan vatandaşların zararlarının tazmini için idareye yapacakları idari başvurulardaki yasal süre sınırlarının nasıl hesaplanması gerektiğini hukuken çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, süregelen ve devam eden nitelikteki mülkiyet hakkı müdahalelerinde zararın doğduğu ilk ve kesin bir tarihin belirlenmesinin fiilen mümkün olmadığını tespit etmiştir. Bu bağlamda, kanunda öngörülen başvuru sürelerinin, mülkiyete yönelik müdahalenin tamamen sona erdiği, yani kesildiği tarihten itibaren işlemeye başlaması gerektiği hukuken teminat altına alınmıştır.

Emsal niteliğindeki bu önemli karar, Zarar Tespit Komisyonlarının kanuni başvuru sürelerini aşırı şekilci ve katı bir biçimde yorumlayarak vatandaşların haklı tazminat taleplerini usulden reddetmesinin kesin olarak önüne geçmektedir. Vatandaşların zararlarının tazmini için her gün veya her yıl yeniden komisyona başvurmak zorunda bırakılması gibi hayatın olağan akışına aykırı ve makul olmayan yorumların hukuka aykırı olduğu tescillenmiştir. Benzer durumdaki mülkiyet ihlallerinde ve tazminat davalarında, idarelerin ve derece mahkemelerinin başvuru sürelerini hak arama hürriyetini ve etkili başvuru hakkını zedelemeyecek genişlikte yorumlamaları gerektiği yargısal içtihatlara güçlü bir şekilde yerleşmiştir. Ayrıca makul sürede yargılanma iddiaları için Tazminat Komisyonuna başvuru zorunluluğunun ikincillik ilkesi gereği şart olduğu bir kez daha hatırlatılmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Sivi Çetin ve diğer başvurucuların mülklerine ulaşamamaları sebebiyle doğan zararlarının karşılanması amacıyla yaptıkları başvuruların reddedilmesinden kaynaklanmaktadır. Başvurucular, terör olayları ve güvenlik tedbirleri nedeniyle uzun bir süre boyunca mülklerine erişim sağlayamamış ve bu durumdan dolayı ağır maddi zarara uğramışlardır. Zararlarının tazmin edilmesi amacıyla ilgili Zarar Tespit Komisyonuna idari başvuruda bulunmuşlardır. Ancak idare, söz konusu idari başvuruların kanunda öngörülen yasal süreler içinde yapılmadığı gerekçesiyle talepleri reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucular, idarenin başvuru sürelerini aşırı katı ve şekilci yorumladığını, devam eden bir müdahale için somut bir başlangıç tarihi belirlenemeyeceğini belirterek mülkiyet hakları ile etkili başvuru haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yönelik süregelen müdahalelerin tespitinde ve idari tazmin süreçlerinde özellikle 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümlerini dikkate almaktadır. Anılan Kanun'un 5233 sayılı Kanun m.6 hükmünde, zarar görenlerin zararın öğrenilmesinden itibaren altmış gün ve her hâlükârda olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde ilgili idareye başvurmaları gerektiği düzenlenmektedir.

Ancak yerleşik anayasal içtihatlara göre, terör olayları veya alınan ağır güvenlik önlemleri sebebiyle mülke ulaşılamaması gibi devam eden (süregelen) ihlal durumlarında, zararı doğuran olayın bir kerede olup bitmediği kabul edilmektedir. Bu tür sürekli müdahalelerde zarar konusu olay için spesifik ve tek bir tarih belirlenmesi hukuken ve fiilen mümkün değildir. Emsal Osman Kızılcan kararında da açıkça benimsendiği üzere, kanunda öngörülen başvuru sürelerinin, müdahalenin tamamen ortadan kalktığı veya kesintiye uğradığı tarihten itibaren başlatılması gerekmektedir.

Kanuni sürelerin, ihlalin başladığı tarihten itibaren işletilmesi, mağdurların yasal süreyi kaçırmamak adına müdahalenin devam ettiği her gün veya altmış günde bir idareye mükerrer başvurular yapmalarını zorunlu kılacak ve hayatın olağan akışına aykırı bir durum yaratacaktır. Bu tarz aşırı şekilci ve katı yorumlar, vatandaşların kanunla sağlanan tazminat imkânından yararlanmalarını imkânsız hâle getirmekte ve Anayasa m.40 ile güvence altına alınan etkili başvuru hakkını derinden zedelemektedir. Ayrıca makul sürede yargılanma hakkı şikâyetlerinde, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun uyarınca oluşturulan Tazminat Komisyonuna başvurulması, bireysel başvurunun ikincilliği ilkesinin mutlak bir gereği olarak aranmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, Sivi Çetin ve diğer başvurucuların dosyalarını detaylı bir biçimde incelediğinde, mülke ulaşılamamasından kaynaklanan zararın tazmini amacıyla yapılan idari başvuruların salt süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesinin ağır bir hak ihlali oluşturduğunu tespitilmiştir. Mahkeme, öncelikle süregelen bir eylem olan mülke erişimin fiilen engellenmesi durumunda zarar doğuran olayın bir kerede yaşanıp biten anlık bir olay olmadığını kesin bir dille vurgulamıştır. Zarar Tespit Komisyonlarının, kanundaki altmış günlük ve bir yıllık başvuru sürelerini, zararın ilk doğmaya başladığı andan itibaren başlatarak vatandaşların başvurularını reddetmesi, yasal mevzuatın aşırı dar, makul olmayan ve katı bir şekilde yorumlanması anlamına gelmektedir.

Somut olayda zararı doğuran mülkten mahrum kalma eyleminin kesintiye uğramadan yıllarca devam ettiği çok açıktır. Dolayısıyla başvurucuların süreyi kaçırmamak adına her yıl veya her iki ayda bir idareye aynı konu için dilekçe vererek başvurmasını beklemek rasyonel değildir ve etkili başvuru hakkının özüne dokunmaktadır. Mahkeme, başvuru sürelerinin ancak müdahalenin fiilen kesildiği, yani mülke ulaşamama durumunun tamamen ortadan kalktığı tarihten itibaren işlemeye başlaması gerektiğini kesin olarak belirlemiştir.

Öte yandan, başvurucuların bir kısmının yargılamanın makul sürede bitirilemediğine ilişkin şikâyetleri ayrı bir başlık altında incelendiğinde, bu tür talepler için yasal bir alternatif yol olan ve yeni mevzuat değişiklikleriyle yetkileri daha da genişletilen Tazminat Komisyonuna başvurulmadığı açıkça anlaşılmıştır. Makul süre şikâyetleri için öncelikle söz konusu idari ve yargısal yolların eksiksiz tüketilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Bu nedenle, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik soyut iddialar, başvuru yollarının tüketilmemiş olması sebebiyle kabul edilemez bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: