Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Sultan Durgun ve Diğerleri | BN. 2022/36202

Karar Bülteni

AYM Sultan Durgun ve Diğerleri BN. 2022/36202

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/36202
Karar Tarihi 23.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

-Süregelen müdahalelerde zararın tarihi kesin olarak belirlenemez. -Başvuru süresi müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılmalıdır. -Aşırı şekilci yorumlar etkili başvuru hakkını zedeler. -Makul süre şikayetlerinde öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulmalıdır.

Bu karar, terör olayları ve terörle mücadele kapsamında mülke ulaşılamaması nedeniyle doğan maddi zararların tazmini istemiyle yapılan idari başvurularda, zamanaşımı ile başvuru sürelerinin tam olarak nasıl hesaplanması gerektiği hususunda son derece kritik ve yol gösterici bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, bireylerin iradesi dışında gelişen ve süregelen nitelikteki mülkiyet hakkı müdahalelerinde zararın doğduğu net ve tek bir tarihin belirlenmesinin hakkaniyete tamamen aykırı olacağını, başvuru süresinin ancak müdahalenin bütünüyle sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağını açıkça ortaya koymuştur. İdarenin başvuru sürelerini katı ve aşırı şekilci bir yaklaşımla yorumlaması, mağdur bireylerin tazminat imkanından yararlanmasını imkansız hale getireceğinden, bu durum mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlali olarak nitelendirilmiştir.

Benzer nitelikteki davalarda bu Anayasa Mahkemesi kararının emsal etkisi oldukça yüksektir. Özellikle güvenlik olayları sebebiyle uzun yıllar boyunca mülklerine erişemeyen vatandaşların zarar tespit komisyonlarına yapacakları başvurularda, idarelerin süreyi daraltıcı yorum yapmasının kesin olarak önüne geçilmiştir. Ayrıca makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialar bakımından, yasal düzenlemelerle kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna gidilmeden Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulamayacağı kuralı bir kez daha güçlü bir şekilde teyit edilmiş, hukuki yolların tüketilmesi gerekliliği vurgulanarak hukuk uygulayıcılarına net bir yol haritası çizilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular Sultan Durgun ve diğerleri, bölgelerinde yaşanan güvenlik olayları ve terörle mücadele faaliyetleri sebebiyle uzun bir süre mülklerine ulaşamamış ve bu erişim engeli yüzünden kaynaklanan her türlü maddi zararlarının tazmin edilmesi talebiyle doğrudan idareye bağlı Zarar Tespit Komisyonuna başvuruda bulunmuşlardır. İdare tarafından söz konusu idari başvuru, altmış günlük yasal başvuru süresinin çoktan geçirildiği gerekçesiyle süresinde görülmeyerek doğrudan reddedilmiştir. Uyuşmazlığın temelini, mülke erişimin engellendiği ve fiilî müdahalenin kesintisiz olarak devam ettiği bir süreçte, idari başvuru süresinin hukuken tam olarak ne zaman işlemeye başlayacağı sorunu oluşturmaktadır. Başvurucular, müdahalenin süregelen bir nitelik taşıdığını ve bu nedenle süre yönünden verilen ret kararının haksız olduğunu belirterek zararlarının karşılanmasını şiddetle talep etmişlerdir. Yargı sürecinin çok uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının açıkça ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken özellikle mülkiyet hakkının etkin bir biçimde korunması ve bu hakka yönelik her türlü müdahalelere karşı etkili başvuru yollarının vatandaşlara her zaman açık tutulması gerektiği yönündeki evrensel hukuk prensiplerine dayanmıştır. Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan en önemli yasal düzenleme, terör mağdurlarının zararlarını karşılamayı amaçlayan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun metnidir. Anılan Kanun'un 5233 sayılı Kanun m.6 hükmü, zarar gören mağdur kişilerin komisyona yapacakları idari başvuru sürelerini açıkça düzenlemektedir. İdarelerin, bu süreyi erişim engelinin ve zararın başladığı ilk günden itibaren hesaplamaya girişmesi, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre hakkın özünü zedeleyen aşırı şekilci bir yaklaşım olarak kabul edilmektedir.

Yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, hukuka aykırı müdahalenin devam ettiği, yani mülke ulaşılamama durumunun fiilen ve kesintisiz olarak sürdüğü olaylarda somut ve tek bir zarar tarihi belirlemek hukuken mümkün değildir. Bu tür süregelen müdahalelerde başvuru süresinin, müdahalenin tamamen kesildiği ve zararın boyutlarının kesin olarak bilinebildiği tarihten itibaren başlatılması usul hukukunun temel bir gereğidir. Aksi takdirde, mağdur konumundaki vatandaşların mülkiyet hakkı ihlali sürdükçe her gün yeniden idari komisyona başvurması gibi mantıksız ve pratik hayatta uygulanamaz bir hukuki sonuç ortaya çıkacaktır.

Ayrıca makul sürede yargılanma hakkı şikayetleri yönünden, sistemsel sorunları çözmek adına 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri İle Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen maddeler ve 7499 sayılı Kanun ile getirilen güncel değişiklikler de dikkate alınmıştır. Bu özel düzenlemeler uyarınca, makul sürede yargılanma şikayetleri için öncelikle Tazminat Komisyonuna başvuru şartı getirilmiş olup, bu özel başvuru yolu tüketilmeden Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruların ikincillik ilkesi gereği esastan incelenemeyeceği kuralı kesin bir hukuki zorunluluk olarak ortaya konulmuştur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkı ihlali iddialarını derinlemesine incelerken, daha önce aynı konuyu detaylıca aydınlığa kavuşturduğu Osman Kızılcan Genel Kurul kararına temel bir emsal olarak atıf yapmıştır. Başvurucuların mülklerine hiçbir şekilde ulaşamamalarından kaynaklanan zararların tazmini istemiyle yaptıkları başvuruların idarece yalnızca süreden reddedilmesi, somut olayın kendine has özelliklerine ve hukukun genel ilkelerine tamamen aykırı bulunmuştur. Yüksek Mahkeme, mülke erişim engelinin aralıksız devam eden bir nitelik taşıdığı, fiilî ve hukuki kesintinin ne zaman sona erdiğinin mağdurlar tarafından tam olarak bilinmediği hâllerde zararın başlangıç tarihinin kesin olarak tespit edilemeyeceğini net bir dille saptamıştır. İdarenin başvuru süresini müdahalenin başladığı ilk günden itibaren işleterek doğrudan süre aşımından ret kararı vermesi, başvurucuların kanunla özel olarak getirilen tazminat imkanından faydalanmasını katı ve aşırı şekilci bir yorumla tamamen engellemek anlamına gelmektedir. Bu durum, anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkı temelinde var olan uyuşmazlığın esasının idari ve yargısal mercilerce incelenememesi sonucunu doğurarak vatandaşın devlete karşı hak arama hürriyetini ve etkili başvuru hakkını derinden zedelemiştir.

Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi, başvurucuların yargı sürecinin uzun sürmesi sebebiyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikayetlerini de sisteme yeni dahil edilen güncel yasal değişiklikler çerçevesinde ele almıştır. Yeni yasal düzenlemelerle birlikte uzun süren yargılamalara ilişkin makul süre şikayetleri için Adalet Bakanlığı bünyesinde İnsan Hakları Tazminat Komisyonu kurulmuş ve bu komisyon etkili, ulaşılabilir bir iç hukuk yolu olarak yasal zeminde tanımlanmıştır. Başvurucuların, ihlal iddialarıyla ilgili yüksek başarı şansı sunan ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu kanıtlanan bu özel idari yolu tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurdukları dosya kapsamından anlaşılmıştır. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereğince, temel hak ihlallerine karşı öncelikle olağan kanun yollarının veya kanunla kurulan özel idari başvuru yollarının tüketilmesi anayasal bir şarttır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, makul sürede yargılanma hakkı şikayetinin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna ve mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: