Karar Bülteni
AYM Nurettin Ekinci BN. 2021/46563
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2021/46563 |
| Karar Tarihi | 09.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Şüpheli ölümlerde etkili soruşturma yürütülmelidir.
- Deliller makul özen ve süratle toplanmalıdır.
- Kritik delillerin kaybı soruşturmanın etkinliğini zedeler.
- Çelişkili tanık beyanları mutlaka aydınlatılmalıdır.
- Gecikmeler yaşam hakkının usul boyutunu ihlal eder.
Bu karar hukuken, devletin Anayasa ile güvence altına alınan yaşama hakkını koruma kapsamındaki usul yükümlülüğünün sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Karar, şüpheli ölüm olaylarında soruşturma makamlarının yalnızca resen harekete geçmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda maddi gerçeği ortaya çıkarabilecek tüm delillerin gecikmeksizin toplanması gerektiğini vurgulamaktadır.
Özensiz yürütülen süreçlerde zaman aşımına veya ihmale kurban giden kritik dijital ve fiziksel delillerin, doğrudan anayasal bir hakkın ihlali anlamına geldiği açıkça ortaya konulmuştur. İntihar şüphesi bulunsa dahi, dışarıdan müdahale ihtimalini dışlayacak araştırmaların eksiksiz yapılması hukuki bir zorunluluk olarak pekiştirilmiştir.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece belirleyicidir. Özellikle kolluk ve savcılık makamlarının, şüpheli ölümlere ilişkin yürüttükleri ilk işlemlerde kamera kayıtları, baz istasyonu verileri ve olay yeri incelemesi gibi zamanla kaybolması veya silinmesi muhtemel delilleri derhâl güvence altına almaları gerektiği kesin bir kurala bağlanmıştır.
Uygulamadaki önemi bakımından karar, soruşturmaların yüzeysel incelemelerle kapatılmasını engellemekte ve mağdur yakınlarının adalet arayışını güçlendirmektedir. Soruşturma makamlarının teknik imkânları zamanında kullanmamasının ihlal sebebi sayılması, bundan sonraki adli pratiklerde çok daha titiz ve proaktif bir yaklaşımı zorunlu kılacaktır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Nurettin Ekinci, 18 yaşındaki üniversite öğrencisi oğlunun İzmir Karşıyaka sahilinde denizde ölü bulunması üzerine başlatılan ceza soruşturmasının eksik ve özensiz yürütüldüğünü belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Olayın ardından denizde cesedi bulunan gencin ölümü, adli tıp raporuyla suda boğulma olarak kayıtlara geçmiş ve cinayet şüphesini doğrulayacak bariz bir fiziksel bulguya rastlanmamıştır.
Ancak olay gecesi maktulün nerede olduğuna, kimlerle görüştüğüne ve en son hangi evde kaldığına dair arkadaşları tarafından verilen çelişkili ifadeler savcılık tarafından tam olarak aydınlatılmamıştır. Soruşturma makamları, olayı çözebilecek nitelikteki çevresel kamera kayıtlarını zamanında toplamamış ve bazı kritik dijital delillerin saklama süresi geçtiği için silinmesine neden olmuştur. Başvurucu, oğlunun ölümünde başkalarının kastı veya kusuru olabileceği şüphesinin üzerine yeterince gidilmediğini, eksik inceleme ile takipsizlik kararı verildiğini iddia ederek soruşturmanın etkisizliğinden şikâyet etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.17 kapsamında güvence altına alınan yaşama hakkı ve devletin bu hakka yönelik pozitif yükümlülükleri üzerinde durmuştur. Yaşam hakkı bağlamında devletin sahip olduğu usul yükümlülüğü, şüpheli her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir ceza soruşturması yürütülmesini gerektirmektedir.
Etkili bir soruşturmanın temel şartları; soruşturma makamlarının resen ve derhâl harekete geçmesi, ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delillerin tespit edilmesi, sürecin makul bir özen ve süratle yürütülmesidir. Ayrıca soruşturma süreci, mağdur yakınlarının meşru menfaatlerini korumak amacıyla onların katılımına açık olmalıdır. Şüpheli ölüm vakalarında, olayın gerçekleştiği zamanda ve yerde ilk anda yürütülecek işlemler hayati bir önem taşır. Geçen zamanla birlikte delillerin kaybolması, tanıkların yer değiştirmesi veya olayların unutulması kaçınılmazdır. Bu nedenle olay yeri incelemesinin eksiksiz yapılması, güvenlik kamerası görüntülerinin ve dijital verilerin vakit kaybetmeksizin güvence altına alınması zorunludur.
Yerleşik anayasal içtihatlara göre, etkili soruşturma yükümlülüğü bir sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Mahkeme, her ölümün ardındaki gerçeğin kesin olarak bulunacağı garantisinin verilemeyeceğini kabul etmekle birlikte, makul şüpheleri giderecek ve olası failleri tespit edecek potansiyeldeki ulaşılabilir tüm delillerin özenle toplanmasını şart koşmaktadır. Nihai karar, ancak elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız analizine dayandığında hukuka uygun kabul edilir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda yürütülen soruşturmanın, olayın aydınlatılması ve varsa sorumluların belirlenmesi bakımından gerekli özeni barındırıp barındırmadığını detaylıca incelemiştir. Olayın başından itibaren soruşturma makamlarının resen harekete geçtiği, otopsi işlemlerinin yapıldığı ve başvurucunun sürece katılımının sağlandığı tespit edilmiştir. Ancak ölüm olayını aydınlatabilecek potansiyele sahip kritik delillerin toplanmasında ciddi zafiyetler ve gecikmeler yaşandığı vurgulanmıştır.
Özellikle maktulün cesedinin bulunduğu bölgeyi gören güvenlik kameralarına ilişkin kayıtların geriye dönük olarak yeterince incelenmemesi ve maktulün cep telefonunun en son sinyal verdiği saat ile cesedin bulunduğu saat arasındaki zaman dilimine ilişkin derinlemesine bir analiz yaptırılmaması büyük bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Maktulün olay gecesi kaldığı iddia edilen evde olay yeri inceleme ekiplerince herhangi bir delil araştırması yapılmamış, maktulün son geceyi birlikte geçirdiği arkadaşlarının ifadelerindeki bariz çelişkiler giderilmemiştir. Soruşturmanın genişletilmesi kararı sonrasında olay yerine yakın binalardaki güvenlik kameraları araştırılmış olsa da, aradan geçen bir yılı aşkın süre nedeniyle kayıtların çoktan silindiği görülmüş; makul bir süratle hareket edilmemesinin telafisi imkânsız delil kayıplarına yol açtığı ortaya konulmuştur.
Ayrıca, maktulün intihar ettiğini düşündürecek şekilde bir sosyal medya hesabı üzerinden yapıldığı iddia edilen paylaşımın bizzat maktul tarafından yapılıp yapılmadığı ve paylaşım saati gibi önemli noktalar da tespit edilmemiştir. Anayasa Mahkemesi, intihar şüphesini güçlendiren emareler bulunsa dahi, başkalarının kastı veya kusuru olma ihtimalini eleyecek ulaşılabilir delillerin toplanmamasının soruşturmanın etkinliğini temelden zedelediğini belirtmiştir. Meydana gelen bu eksiklikler ışığında, ölüm olayının nedenini aydınlatmak için gereken adımların gecikmeksizin atılmadığı ve sorumluların tespiti için gerekli özenin gösterilmediği tespiti yapılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.