Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Nurettin Ekinci Kararı 2021/46563 B.

Anayasa Mahkemesi Nurettin Ekinci Kararı 2021/46563 B.

Bu karar hukuken, devletin Anayasa ile güvence altına alınan yaşama hakkını koruma kapsamındaki usul yükümlülüğünün sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Karar, şüpheli ölüm olaylarında soruşturma makamlarının yalnızca resen harekete geçmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda maddi gerçeği ortaya çıkarabilecek tüm delillerin gecikmeksizin toplanması gerektiğini vurgulamaktadır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2021/46563
Karar Tarihi 09.12.2025
Taraf Nurettin Ekinci
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Şüpheli ölümlerde etkili soruşturma yürütülmelidir.
  • gavel Deliller makul özen ve süratle toplanmalıdır.
  • gavel Kritik delillerin kaybı soruşturmanın etkinliğini zedeler.
  • gavel Çelişkili tanık beyanları mutlaka aydınlatılmalıdır.
  • gavel Gecikmeler yaşam hakkının usul boyutunu ihlal eder.

Bu karar hukuken, devletin Anayasa ile güvence altına alınan yaşama hakkını koruma kapsamındaki usul yükümlülüğünün sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Karar, şüpheli ölüm olaylarında soruşturma makamlarının yalnızca resen harekete geçmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda maddi gerçeği ortaya çıkarabilecek tüm delillerin gecikmeksizin toplanması gerektiğini vurgulamaktadır.

Özensiz yürütülen süreçlerde zaman aşımına veya ihmale kurban giden kritik dijital ve fiziksel delillerin, doğrudan anayasal bir hakkın ihlali anlamına geldiği açıkça ortaya konulmuştur. İntihar şüphesi bulunsa dahi, dışarıdan müdahale ihtimalini dışlayacak araştırmaların eksiksiz yapılması hukuki bir zorunluluk olarak pekiştirilmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece belirleyicidir. Özellikle kolluk ve savcılık makamlarının, şüpheli ölümlere ilişkin yürüttükleri ilk işlemlerde kamera kayıtları, baz istasyonu verileri ve olay yeri incelemesi gibi zamanla kaybolması veya silinmesi muhtemel delilleri derhâl güvence altına almaları gerektiği kesin bir kurala bağlanmıştır.

Uygulamadaki önemi bakımından karar, soruşturmaların yüzeysel incelemelerle kapatılmasını engellemekte ve mağdur yakınlarının adalet arayışını güçlendirmektedir. Soruşturma makamlarının teknik imkânları zamanında kullanmamasının ihlal sebebi sayılması, bundan sonraki adli pratiklerde çok daha titiz ve proaktif bir yaklaşımı zorunlu kılacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Nurettin Ekinci, 18 yaşındaki üniversite öğrencisi oğlunun İzmir Karşıyaka sahilinde denizde ölü bulunması üzerine başlatılan ceza soruşturmasının eksik ve özensiz yürütüldüğünü belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Olayın ardından denizde cesedi bulunan gencin ölümü, adli tıp raporuyla suda boğulma olarak kayıtlara geçmiş ve cinayet şüphesini doğrulayacak bariz bir fiziksel bulguya rastlanmamıştır.

Ancak olay gecesi maktulün nerede olduğuna, kimlerle görüştüğüne ve en son hangi evde kaldığına dair arkadaşları tarafından verilen çelişkili ifadeler savcılık tarafından tam olarak aydınlatılmamıştır. Soruşturma makamları, olayı çözebilecek nitelikteki çevresel kamera kayıtlarını zamanında toplamamış ve bazı kritik dijital delillerin saklama süresi geçtiği için silinmesine neden olmuştur. Başvurucu, oğlunun ölümünde başkalarının kastı veya kusuru olabileceği şüphesinin üzerine yeterince gidilmediğini, eksik inceleme ile takipsizlik kararı verildiğini iddia ederek soruşturmanın etkisizliğinden şikâyet etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.17 kapsamında güvence altına alınan yaşama hakkı ve devletin bu hakka yönelik pozitif yükümlülükleri üzerinde durmuştur. Yaşam hakkı bağlamında devletin sahip olduğu usul yükümlülüğü, şüpheli her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir ceza soruşturması yürütülmesini gerektirmektedir.

Etkili bir soruşturmanın temel şartları; soruşturma makamlarının resen ve derhâl harekete geçmesi, ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delillerin tespit edilmesi, sürecin makul bir özen ve süratle yürütülmesidir. Ayrıca soruşturma süreci, mağdur yakınlarının meşru menfaatlerini korumak amacıyla onların katılımına açık olmalıdır. Şüpheli ölüm vakalarında, olayın gerçekleştiği zamanda ve yerde ilk anda yürütülecek işlemler hayati bir önem taşır. Geçen zamanla birlikte delillerin kaybolması, tanıkların yer değiştirmesi veya olayların unutulması kaçınılmazdır. Bu nedenle olay yeri incelemesinin eksiksiz yapılması, güvenlik kamerası görüntülerinin ve dijital verilerin vakit kaybetmeksizin güvence altına alınması zorunludur.

Yerleşik anayasal içtihatlara göre, etkili soruşturma yükümlülüğü bir sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Mahkeme, her ölümün ardındaki gerçeğin kesin olarak bulunacağı garantisinin verilemeyeceğini kabul etmekle birlikte, makul şüpheleri giderecek ve olası failleri tespit edecek potansiyeldeki ulaşılabilir tüm delillerin özenle toplanmasını şart koşmaktadır. Nihai karar, ancak elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız analizine dayandığında hukuka uygun kabul edilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda yürütülen soruşturmanın, olayın aydınlatılması ve varsa sorumluların belirlenmesi bakımından gerekli özeni barındırıp barındırmadığını detaylıca incelemiştir. Olayın başından itibaren soruşturma makamlarının resen harekete geçtiği, otopsi işlemlerinin yapıldığı ve başvurucunun sürece katılımının sağlandığı tespit edilmiştir. Ancak ölüm olayını aydınlatabilecek potansiyele sahip kritik delillerin toplanmasında ciddi zafiyetler ve gecikmeler yaşandığı vurgulanmıştır.

Özellikle maktulün cesedinin bulunduğu bölgeyi gören güvenlik kameralarına ilişkin kayıtların geriye dönük olarak yeterince incelenmemesi ve maktulün cep telefonunun en son sinyal verdiği saat ile cesedin bulunduğu saat arasındaki zaman dilimine ilişkin derinlemesine bir analiz yaptırılmaması büyük bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Maktulün olay gecesi kaldığı iddia edilen evde olay yeri inceleme ekiplerince herhangi bir delil araştırması yapılmamış, maktulün son geceyi birlikte geçirdiği arkadaşlarının ifadelerindeki bariz çelişkiler giderilmemiştir. Soruşturmanın genişletilmesi kararı sonrasında olay yerine yakın binalardaki güvenlik kameraları araştırılmış olsa da, aradan geçen bir yılı aşkın süre nedeniyle kayıtların çoktan silindiği görülmüş; makul bir süratle hareket edilmemesinin telafisi imkânsız delil kayıplarına yol açtığı ortaya konulmuştur.

Ayrıca, maktulün intihar ettiğini düşündürecek şekilde bir sosyal medya hesabı üzerinden yapıldığı iddia edilen paylaşımın bizzat maktul tarafından yapılıp yapılmadığı ve paylaşım saati gibi önemli noktalar da tespit edilmemiştir. Anayasa Mahkemesi, intihar şüphesini güçlendiren emareler bulunsa dahi, başkalarının kastı veya kusuru olma ihtimalini eleyecek ulaşılabilir delillerin toplanmamasının soruşturmanın etkinliğini temelden zedelediğini belirtmiştir. Meydana gelen bu eksiklikler ışığında, ölüm olayının nedenini aydınlatmak için gereken adımların gecikmeksizin atılmadığı ve sorumluların tespiti için gerekli özenin gösterilmediği tespiti yapılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Çocuğum şüpheli şekilde öldü, savcı intihar deyip dosyayı kapatabilir mi? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, ortada intihar şüphesini güçlendiren emareler bulunsa dahi, başkalarının kastı veya kusuru olma ihtimalini eleyecek ulaşılabilir delillerin eksiksiz toplanması hukuki bir zorunluluktur. Devletin, Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında korunan yaşama hakkı bağlamında, şüpheli ölüm olaylarında sorumluları belirlemeye yarayacak etkili bir ceza soruşturması yürütme usul yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda savcılık makamı, dışarıdan müdahale ihtimalini dışlayacak araştırmaları tam anlamıyla yapmadan ve şüpheleri giderecek potansiyeldeki ulaşılabilir tüm delilleri özenle toplamadan dosyayı basit bir intihar veya boğulma vakası diyerek kapatamaz. Soruşturmanın yüzeysel incelemelerle sonlandırılması mağdur yakınlarının adalet arayışını zedeler ve doğrudan yaşama hakkının ihlaline yol açar. Nihai hukuki kararın, ancak elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayandığı takdirde hukuka uygun kabul edileceği kesin bir kurala bağlanmıştır.
Şüpheli ölümde polis kamera kayıtlarını hemen toplamak zorunda mı? expand_more
Evet, soruşturma makamlarının olayı çözebilecek nitelikteki çevresel güvenlik kamerası görüntülerini ve her türlü dijital veriyi vakit kaybetmeksizin güvence altına alması hayati bir zorunluluktur. Şüpheli ölüm vakalarında olay yerinde ve ilk anda yürütülecek işlemler büyük önem taşımaktadır; zira geçen zamanla birlikte delillerin kaybolması, silinmesi veya olayların unutulması kaçınılmazdır. Kolluk kuvvetlerinin ve savcılığın ilk işlemlerde kamera kayıtları, baz istasyonu verileri ve olay yeri incelemesi gibi zamanla silinmesi muhtemel delilleri derhâl toplamaması anayasal bir hakkın ihlali anlamına gelmektedir. Aradan zaman geçtikten sonra yapılan araştırmalarda kayıtların silinmiş olması nedeniyle makul bir süratle hareket edilmemesi, telafisi imkânsız delil kayıplarına yol açar ve devletin etkin soruşturma yükümlülüğünün açıkça ihlali sonucunu doğurur.
Şüpheli ölümlerde tanıkların çelişkili ifadeleri nasıl değerlendirilmeli? expand_more
Etkili bir ceza soruşturmasının temel şartlarından biri, olayı aydınlatabilecek ve olası sorumluların belirlenmesini sağlayacak bütün delillerin tespit edilerek mevcut çelişkilerin mutlak surette giderilmesidir. Maktulün olaydan önce nerede olduğuna veya son zamanlarını kimlerle geçirdiğine dair tanık ya da arkadaşları tarafından verilen ifadelerde bariz çelişkiler bulunuyorsa, savcılık makamı bu durumu her yönüyle aydınlatmak zorundadır. Maktulün olay gecesi kaldığı iddia edilen evde olay yeri inceleme ekiplerince herhangi bir delil araştırması yapılmaması ve ifadelerdeki çelişkilerin üzerine gidilmemesi, soruşturmanın eksik ve özensiz yürütüldüğünü kanıtlar. Hukuken, faili meçhul veya şüpheli olaylarda makul şüpheleri giderecek ve olası failleri tespit edecek potansiyeldeki ulaşılabilecek tüm delillerin toplanarak tanık beyanlarının teyit edilmesi anayasal bir yükümlülüktür.
Devlet delilleri geç toplayıp kaybettirirse AYM'ye başvurabilir miyim? expand_more
Evet, başvurabilirsiniz. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, soruşturma makamlarının yalnızca resen harekete geçmesi yeterli görülmeyip, maddi gerçeği ortaya çıkarabilecek tüm delillerin gecikmeksizin toplanması gerekmektedir. Eğer soruşturma makamları, teknik imkânları zamanında kullanmazsa, çevresel kameraları veya cep telefonu sinyallerini derhal incelemeyip saklama süresinin geçmesiyle bu kritik delillerin kalıcı olarak silinmesine yol açarsa, bu durum doğrudan yaşama hakkının usul boyutunun ihlali olarak değerlendirilmektedir. Özensiz yürütülen süreçlerde zaman aşımına veya ihmale kurban giden kritik dijital ve fiziksel delil kayıpları açık bir anayasal hak ihlali oluşturduğundan, Anayasa Mahkemesine yapılacak bireysel başvurular ihlal kararıyla sonuçlanmakta ve yeniden, çok daha titiz bir soruşturma yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir