Anasayfa Karar Bülteni AYM | Nasri Aydın | BN. 2021/63276

Karar Bülteni

AYM Nasri Aydın BN. 2021/63276

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/63276
Karar Tarihi 09.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Şüphe feshi somut ve objektif vakıalara dayanmalıdır.
  • İşçiyle örgüt arasındaki kişisel bağlantı somutlaştırılmalıdır.
  • Mahkemeler iddiaları gerekçeli kararda detaylıca tartışmalıdır.
  • Sadece şeklî gerekçe sunulması hukuka aykırıdır.

Bu karar, iş hukukunda sıklıkla karşılaşılan "şüphe feshi" kurumunun olağanüstü hâl uygulamaları kapsamında dahi dar yorumlanması gerektiğini ve fesih nedenlerinin mahkemelerce tarafsız, somut ve denetlenebilir bir biçimde ortaya konulması zorunluluğunu çarpıcı bir biçimde vurgulamaktadır. Yüksek Mahkeme, işverenin sadece soyut bir şüpheye veya çok eski tarihli bir mahkûmiyet kararına dayanarak işçinin iş sözleşmesini feshetmesinin doğrudan hukuka uygun kabul edilemeyeceğini, bahsi geçen geçmiş olayın işin yürütümüne ve taraflar arasındaki güncel güven ilişkisine olan etkisinin derece mahkemelerince titizlikle açıklanması gerektiğini ortaya koymuştur.

Emsal niteliğindeki bu karar, terör örgütü ile iltisak veya irtibat şüphesiyle işten çıkarılan işçilerin açtığı işe iade davalarında derece mahkemelerinin sahip olduğu araştırma yükümlülüğünün sınırlarını son derece net bir biçimde çizmektedir. Yargı mercilerinin, tarafların ileri sürdüğü argümanları detaylıca incelemesi ve özellikle eski tarihli adli sicil kayıtlarının fesih tarihindeki mevcut ve güncel güven ilişkisini ne şekilde zedelediğini somutlaştırması Anayasal bir zorunluluktur. Aksi takdirde, mahkemelerin şablon ve soyut ifadelerle vereceği ret kararları, Anayasa ile güvence altına alınan adil yargılanma ve gerekçeli karar hakkının ağır bir ihlali sonucunu doğuracaktır. Bu karar, uygulamadaki mahkemelerin daha şeffaf, ölçülü ve hakkaniyete uygun bir yargılama yapma mecburiyetini pekiştirerek, keyfî işten çıkarmalara karşı çalışanlara güçlü bir yargısal koruma kalkanı sunmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Batman Belediyesine hizmet veren özel bir şirkette işçi olarak çalışan başvurucunun iş sözleşmesi, olağanüstü hâl döneminde idari makamlar tarafından terör örgütü ile iltisaklı olduğu yönünde yapılan bildirim üzerine işveren şirket tarafından feshedilmiştir. Başvurucu, hiçbir yasa dışı yapılanma ile bağlantısı olmadığını, iş sözleşmesinin haksız, usulsüz ve keyfî olarak, hiçbir somut gerekçe gösterilmeksizin feshedildiğini ileri sürerek şirket ve belediye aleyhine işe iade davası açmıştır.

Yerel mahkemenin davanın reddine karar vermesi ve istinaf başvurusunun da reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesine başvuran işçi, ihlal kararı almış ve dosya yeniden yerel mahkemeye dönmüştür. Yeniden yapılan yargılamada mahkeme, başvurucunun işe girmeden yıllar önce kesinleşmiş olan eski tarihli bir mahkûmiyet kararını gerekçe göstererek güven ilişkisinin sarsıldığını kabul etmiş ve davayı yine reddetmiştir. Başvurucu, savunmalarının hiçbir şekilde dikkate alınmadığını ve kararın gerekçesiz olduğunu belirterek temel haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yeniden bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarına göre iş hukukunda iş sözleşmesinin feshi, işçinin kişiliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli ve somut bir nedene dayanmalıdır. İş ilişkisinin temelini oluşturan güven bağının zedelendiği durumlarda başvurulan "şüphe feshi" kurumunun hukuka uygun kabul edilebilmesi için, işverenin söz konusu şüphesinin makul, ciddi ve objektif olgularla mutlaka desteklenmesi şarttır. Yargıtay içtihatlarında da açıkça vurgulandığı üzere, şüphenin doğrudan işçinin şahsından kaynaklanması ve millî güvenliği tehdit eden yasa dışı bir yapı ile işçi arasında güncel, kişisel bir bağlantıyı ortaya koyacak nitelikte olması büyük önem taşımaktadır.

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, mahkemelerin verdikleri kararların her zaman gerekçeli olmasını kesin bir dille zorunlu kılmaktadır. Gerekçeli karar hakkı, tarafların ileri sürdüğü iddia ve itirazların mahkemelerce dikkatle incelenmesini ve uyuşmazlığın sonucuna etki edecek nitelikteki tüm esaslı argümanlara makul, mantıklı ve doyurucu yanıtlar verilmesini güvence altına alır.

667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde tesis edilen idari işlemlerde dahi yargı mercilerinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine tavizsiz bir biçimde riayet etmesi zorunludur. Mahkemeler, olayları değerlendirirken sadece şeklî bir gerekçe sunmakla yetinemez; tarafların iddialarını somut olayın özelliklerine göre derinlemesine tartışmalı, özellikle şüphe feshine yol açan olguların işin yürütümünü nasıl imkânsız hâle getirdiğini detaylıca açıklamalıdır. Hukuk kurallarının taraflara sağladığı usul güvenceleri, uyuşmazlığın esası hakkında varılan sonucun adil ve şeffaf olmasının en büyük teminatıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iş sözleşmesinin terör örgütü ile irtibatı olduğu şüphesiyle feshedildiği olayda, yerel mahkemenin feshe dayanak olarak gösterdiği hususları ve kararın gerekçesini detaylı bir şekilde incelemiştir. Yerel mahkeme, başvurucu hakkında 2008 yılında yürütülen bir ceza soruşturması neticesinde 2009 yılında verilen ve 2010 yılında kesinleşen bir mahkûmiyet hükmünü, şüphe feshinin ve güven kırılmasının temel dayanağı olarak kabul etmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun söz konusu mahkûmiyet kararından yıllar sonra, 2013 yılında ilgili taşeron şirkette çalışmaya başladığını ve fesih tarihi olan 2017 yılına kadar tam dört yıl boyunca aynı işyerinde sorunsuz bir biçimde görevine devam ettiğini tespit etmiştir.

Yüksek Mahkeme kararında, şüphe feshinin haklı kabul edilebilmesi için fesih tarihi itibarıyla başvurucunun terör örgütü ile bağlantısının ne olduğunun, mevcut görevi ile ilişkilendirilerek bu durumun taraflar arasındaki güven ilişkisini nasıl ve ne şekilde zedelediğinin mahkemelerce açıkça ortaya konulması gerektiği güçlü bir biçimde vurgulanmıştır. Yerel mahkeme, aradan geçen çok uzun süreye rağmen söz konusu eski tarihli mahkûmiyet kararının fesih tarihindeki güven ilişkisini nasıl bozduğunu hiçbir şekilde somutlaştırmamış, başvurucunun yasa dışı bir örgütle hâlihazırda hiçbir bağı bulunmadığına yönelik temel iddia ve itirazlarını tamamen cevapsız bırakmıştır.

İş sözleşmesinin feshini haklı kılan nedenlerin işverenin soyut iddialarından bağımsız olarak bizzat mahkemece titizlikle araştırılıp gerekçelendirilmesi gerekirken, salt eski tarihli bir ceza dosyasına atıf yapılarak davanın reddedilmesi hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Mahkemelerin, elde edilen istihbari bilginin veya adli sicil kaydının feshi neden ve nasıl haklılaştırdığı hususunu tartışmadan, varsayıma dayalı olarak verdiği kararlar, adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından olan gerekçeli karar hakkını doğrudan zedelemektedir. Yargılamayı yürüten mahkemenin bu yaklaşımı, uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan yargısal işlevi yerine getirmekten uzaktır. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: