Anasayfa Karar Bülteni AYM | İsmail Aydemir | BN. 2020/23889

Karar Bülteni

AYM İsmail Aydemir BN. 2020/23889

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/23889
Karar Tarihi 22.05.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Şüphe feshi objektif ve somut vakıalara dayanmalıdır.
  • İşçinin esaslı itirazları mahkemece gerekçeli olarak karşılanmalıdır.
  • Gerekçesiz kararlar adil yargılanma hakkını ihlal eder.
  • Ceza soruşturmasındaki takipsizlik kararı fesih yargılamasında gözetilmelidir.

Bu karar, iş hukuku pratiğinde sıklıkla karşılaşılan "şüphe feshi" kurumunun sınırlarını, bu feshin geçerlilik şartlarını ve yargılamadaki ispat standartlarını netleştirmesi bakımından büyük bir hukuki önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, işverenin işçiyle arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği iddiasıyla yaptığı fesihlerde, mahkemelerin sadece iddiaları sıralamakla yetinemeyeceğini kesin bir dille ifade etmiştir. Mahkemelerin, işçinin bu iddialara karşı sunduğu somut savunma ve esaslı itirazları da gerekçeli kararında mutlaka tartışması ve tatmin edici bir sonuca bağlaması gerektiği açıkça ortaya konulmuştur. Karar, özellikle ceza soruşturmalarında takipsizlik kararı verilmiş olmasına rağmen, bu soruşturma dosyasındaki salt soyut bulguların işe iade davalarında doğrudan ve mutlak bir fesih gerekçesi yapılamayacağını göstermektedir.

Benzer işe iade davalarında ve olağanüstü dönemlere dayanan şüphe feshi uygulamalarında bu karar çok güçlü bir emsal niteliğindedir. İş mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri, feshe konu edilen şüphenin doğrudan işçinin kişiliğinden veya davranışlarından kaynaklandığını ve bu durumun işyerindeki işleyişi bozduğunu nesnel delillerle incelemek zorundadır. Aksi takdirde, işçinin ileri sürdüğü haklı savunmaların görmezden gelinerek kalıplaşmış ifadelerle davanın reddedilmesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının doğrudan ihlali anlamına gelecektir. Uygulamada, işverenlerin soyut şüphelere dayanarak gerçekleştirdikleri fesihlerin yargı denetiminden geçmesi artık çok daha sıkı gerekçelendirme şartlarına tabi olacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir kamu iştiraki olan Merkezî Kayıt Kuruluşu A.Ş. Bünyesinde 2012 yılından itibaren uzman olarak çalışan başvurucunun, işveren tarafından iş sözleşmesinin haksız yere feshedilmesi üzerine açtığı işe iade davasından kaynaklanmaktadır. İşveren kurumu, 2016 yılında feshin idari gereklilikler, verimlilik ve tasarruf tedbirleri nedeniyle yapıldığını bildirerek işçinin sözleşmesini sonlandırmıştır. İşçi, savunması alınmadan ve somut bir geçerli sebep gösterilmeden yapılan bu feshin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla işe iade davası açmıştır.

Dava süreci devam ederken, işveren tarafından yapılan bir ihbar üzerine işçi hakkında terör örgütü (FETÖ/PDY) ile iltisakı olduğu şüphesiyle ceza soruşturması başlatılmış, ancak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu soruşturmada takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığı) kararı verilmiştir. İşçinin açtığı işe iade davasını esastan kabul eden ilk derece mahkemesi kararı, istinaf kanun yolunda bölge adliye mahkemesi tarafından bu ceza soruşturmasındaki takipsizlik kararına rağmen dosyadaki bazı hususlar gerekçe gösterilerek "şüphe feshi" kapsamında davanın reddine dönüştürülmüştür. Başvurucu, istinaf mahkemesinin iddia ve itirazlarını değerlendirmeden eksik gerekçeyle karar verdiğini belirterek bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa m.36 ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, mahkemelerin verdikleri kararların gerekçeli olmasını zorunlu kılan gerekçeli karar hakkını da ayrılmaz bir parça olarak kapsamaktadır. Anayasa m.141'in üçüncü fıkrasında yer alan "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." hükmü, bu anayasal güvencenin en temel dayanağıdır. Gerekçeli karar hakkı, mahkemelerin yargılama sırasında ileri sürülen her bir iddiaya sayfalarca ayrıntılı yanıt vermesini gerektirmese de, davanın sonucuna doğrudan etki edebilecek mahiyetteki esaslı iddia ve savunmaların makul, mantıklı ve ikna edici bir gerekçeyle karşılanmasını kesinlikle zorunlu tutar.

İş hukukunda yerleşik içtihatlarla şekillenen "şüphe feshi" (verdachtskündigung), işçinin bir suç işlediği ya da sözleşmeye aykırı davrandığı yönünde güçlü, ciddi ve objektif bir şüphenin varlığı hâlinde, işverenle işçi arasındaki güven ilişkisinin telafisi imkânsız şekilde çöktüğü kabul edilerek uygulanan özel bir fesih türüdür. Ancak yerleşik içtihatlarda da istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, şüphe feshinin hukuka uygun kabul edilebilmesi için şüphenin işçinin şahsında bulunan somut bir sebebe dayanması ve bu sebebin ciddi, önemli, objektif olay ve vakıalarla desteklenmesi elzemdir.

İşçi hakkında açılan bir ceza soruşturmasında takipsizlik veya beraat kararı verilmiş olması kural olarak doğrudan şüphe feshini bütünüyle geçersiz kılmaz; ancak mahkemelerin bu kararların içeriğindeki olguların iş ilişkisini sürdürmeyi hakikaten imkânsız kılacak derecede güveni sarsıp sarsmadığını derinlemesine denetlemesi şarttır. Yargı mercileri, millî güvenlik veya terör örgütü iltisakı gibi çok ciddi iddialarda dahi, bu şüphenin somut vakıalarla desteklenip desteklenmediğini detaylıca, adil bir denge gözeterek ve keyfiliğe mahal vermeyecek bir titizlikle incelemekle yükümlüdür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesi sürecini ve ardından yaşanan hukuk ve ceza yargılaması aşamalarını detaylı olarak mercek altına almıştır. İşveren tarafından ilk başta tamamen işletmesel nedenlere dayandırılan fesih işlemi, yargılama aşamasında işverenin kurumsal ihbarı ile başlatılan ceza soruşturmasındaki iddialara dayandırılmış ve istinaf mahkemesince şüphe feshi olarak değerlendirilmiştir. Ancak, söz konusu ihbar üzerine başlatılan ceza soruşturması neticesinde başvurucu hakkında yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) kararı verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, takipsizlik kararının içeriğinde geçen; başvurucunun çocuğunu belli bir dönem terör örgütüne müzahir bir anaokuluna göndermesi, kardeşinin şifreli haberleşme programı kullanıcısı olması nedeniyle kamudan ihraç edilmesi, bir dönem belli bir gazeteye abone olması ve dijital materyallerinde bazı fotoğraf ve mobil uygulamaların bulunması gibi hususları şüphe feshinin hukuki dayanağı olarak kabul etmiştir. Buna karşılık başvurucu, yargılama boyunca bu iddialara yönelik çok somut ve çürütücü itirazlar sunmuştur. Örneğin, çocuğunu okula göndermesinin örgütsel bir saikle olmadığını, aboneliğinin çok eskiden tek seferlik yapıldığını, telefonundaki uygulamaların ve fotoğrafların örgütsel bir faaliyeti kanıtlamadığını istikrarlı bir şekilde dile getirmiştir. Ayrıca, kardeşinin fiillerinden dolayı şahsının sorumlu tutulamayacağı ilkesine de vurgu yapmıştır.

Anayasa Mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesinin kaleme aldığı gerekçeli kararında, başvurucunun yargılamanın esasına etki edebilecek ve davanın kaderini değiştirebilecek bu iddia ve itirazlarının hiçbir şekilde incelenmediğini, tartışılmadığını ve hukuki bir değerlendirmeye tabi tutulmadığını tespit etmiştir. İlgili istinaf mahkemesinin, başvurucu hakkındaki şüpheyi doğuran iddiaların doğrudan işçinin şahsından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, bu durumun işverenin güvenini objektif olarak sarsacak nitelikte illiyet bağı içeren bir bağlantı oluşturup oluşturmadığı konusunda yeterli ve tatmin edici bir hukuki denetim yapmadığı anlaşılmıştır. Yargılamayı yürüten mahkemenin, davanın sonucunu tamamen değiştirebilecek nitelikteki bu savunmaları cevapsız bırakması, hukuk devleti olmanın bir gereği olan hukuki güvenlik ilkesini ve yargılamanın adilliğini açıkça zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, davanın sonucuna etkili olan esaslı iddia ve itirazların mahkemece ilgili ve yeterli gerekçelerle karşılanmaması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: