Karar Bülteni
DANIŞTAY 12. Daire 2024/2903 E. 2024/5336 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 12. Daire |
| Esas No | 2024/2903 |
| Karar No | 2024/5336 |
| Karar Tarihi | 05.12.2024 |
| Dava Türü | İptal ve Tam Yargı |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Sözleşmeli personelin görevinde mesleki yetersizliği fesih sebebidir.
- Avukatın yasal süreleri kaçırması performans yetersizliğini gösterir.
- Disiplin cezası gerektiren kusurlar sözleşme yenilememeye gerekçedir.
- İcra takiplerine süresinde itiraz edilmemesi hizmeti aksatır.
Bu karar hukuken, sözleşmeli statüde istihdam edilen kamu kurumu avukatlarının görevlerini ifa ederken gösterdikleri mesleki özen ve performansın, periyodik sözleşmelerinin yenilenip yenilenmemesi hususunda idareye objektif ve haklı bir gerekçe sunduğunu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Karar ile birlikte, idarenin sözleşmeyi yenilememe yönündeki takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız bir keyfiyet barındırmadığı, ancak personelin somut performans eksiklikleri ve disiplin ihlalleri ile desteklendiğinde bu tasarrufun kamu yararı ile hizmet gereklerine uygun kabul edileceği teyit edilmiştir. Avukatın adli süreçlerde yasal süreleri kaçırması veya gerekli itirazları yapmaması gibi ağır mesleki kusurları, sözleşmenin feshine veya yenilenmemesine doğrudan dayanak teşkil edebilmektedir.
Benzer idari davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki hukuki önemi ele alındığında, bu içtihat kamu kurum ve kuruluşlarında sözleşmeli olarak çalışan tüm personelin, bilhassa da idarenin hukuki süreçlerini doğrudan takip eden avukatların sorumluluk sınırlarını belirginleştirmektedir. Görev ifası sırasındaki ciddi ihmaller, salt kurum içi bir disiplin soruşturmasının konusu olmakla kalmayıp, aynı zamanda istihdam ilişkisinin devamı bakımından belirleyici bir performans kriteri olarak idari yargı denetiminden başarıyla geçmektedir. Dolayısıyla kamu idarelerinin, sözleşmeli personelinin performans düşüklüğünü veya hizmetin aksamasına neden olan somut hukuki hatalarını belgeleyerek sözleşme yenilememe işlemi tesis etmeleri durumunda, yargı nezdinde bu işlemlerinin hukuka uygun bulunacağı yönünde güçlü bir referans metni niteliği kazanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Şanlıurfa Su ve Kanalizasyon İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde sözleşmeli avukat olarak görev yapan davacı personel, 31 Aralık 2019 tarihinde sona eren hizmet sözleşmesinin kurum tarafından tek taraflı olarak yenilenmemesi üzerine davalı idareye karşı yargı yoluna başvurmuştur. Davacı avukat, kurumdaki görevini uzun süredir başarıyla yürüttüğünü, işyerinde kendisine yöneticileri tarafından haksız yere mobbing uygulandığını ve tüm bu süreçte haksız disiplin cezalarına maruz bırakıldığını iddia ederek, sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin idari işlemin iptalini talep etmiştir. Bunun yanı sıra, bu haksız işlem nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü maaş, parasal haklar ve diğer tüm özlük haklarının dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesini istemiştir. Temel uyuşmazlık, kurum avukatının işini yaparken gösterdiği iddia edilen mesleki eksikliklerin, idarenin sözleşme yenilememe işlemi için yeterli ve hukuka uygun bir sebep oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Kamu kurum ve kuruluşlarında sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar ile sözleşme yenilememe tasarrufları, temelde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili ikincil mevzuat çerçevesinde şekillenmekle birlikte, idare hukukunun genel ilkelerinden olan "takdir yetkisi" ve "kamu yararı ile hizmet gerekleri" prensipleri etrafında değerlendirilmektedir.
İdarelerin, personeli ile olan sözleşmelerini yenileyip yenilememe veya süresi dolan sözleşmeleri sonlandırma konusunda kanunlarla kendilerine tanınmış belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak yerleşik idare hukuku prensipleri ve istikrar kazanmış Danıştay içtihatları uyarınca, idareye tanınan bu takdir yetkisi mutlak ve sınırsız bir keyfilik hakkı vermez. İdarenin, sözleşmeyi yenilememe yönündeki iradesini mutlaka somut, hukuken kabul edilebilir ve idari hizmetin işleyişini olumsuz yönde etkileyen geçerli nedenlere dayandırması zorunludur. Personelin görevinde açıkça başarısız olması, mesleki yetersizliği, çalışma barışını bozan disiplinsiz davranışları veya kamu kurumuna maddi manevi zarar verecek nitelikte eylemlerde bulunması, idare açısından sözleşmeyi sona erdirme veya yenilememe hususunda haklı bir sebep teşkil etmektedir.
Özellikle kamu kurumu avukatları gibi hukuki süreçleri doğrudan yürüten ve kurumun mali ile hukuki menfaatlerini mahkemeler nezdinde savunan personelin, mesleki dikkat ve özen yükümlülüğü oldukça yüksektir. Yargılama usulündeki kesin sürelerin kaçırılması, idare aleyhine başlatılan ve kesinleşen icra takiplerine yasal süresi içinde itiraz edilmemesi gibi hususlar, doğrudan görevde yetersizlik ve mesleki performans eksikliği olarak kabul edilmektedir. İdari yargı mercileri, idarenin sözleşme yenilememe işlemlerini denetlerken, personelin bu tür somut kusurlarının varlığını titizlikle araştırır ve söz konusu kusurların idari hizmetin kesintisiz işleyişine olan olumsuz etkisini değerlendirerek idari işlemin kamu yararına uygun olup olmadığını karara bağlar.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Dava dosyası ayrıntılı olarak incelendiğinde, ilk derece mahkemesi konumundaki İdare Mahkemesi, davacının görevinde yetersiz ya da başarısız olduğu yönünde dosyaya yansıyan somut bir tespit bulunmadığı ve iptale konu işlem tarihi itibarıyla verilmiş bir disiplin cezası olmadığı gerekçeleriyle idari işlemin iptaline ve yoksun kalınan parasal hakların iadesine karar vermiştir. Ancak karara karşı itiraz yoluna gidilmesi üzerine dosyayı ele alan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi, bu iptal kararını kaldırarak uyuşmazlığı mesleki performans boyutunda, oldukça farklı ve somut fiiller üzerinden yeniden incelemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi tarafından yapılan bu detaylı incelemede; sözleşmeli avukat olarak görev yapan davacının, kamu kurumu tarafından kendisine tevdi edilen ve kurumu temsil ettiği bir dava dosyasında yasal temyiz süresini geçirdiği, bu ciddi usul hatası nedeniyle hakkında kurum içi disiplin soruşturması yürütülerek disiplin cezası uygulandığı ve söz konusu cezanın da yasal yollardan geçerek kesinleştiği net bir biçimde tespit edilmiştir. Bununla da yetinilmeyip, davacının davalı idare aleyhinde başlatılan icra takiplerine de yasal süresi içerisinde gerekli itirazları yapmadığı, bu ihmali ve özensizliği sonucunda söz konusu icra takiplerinin idare aleyhine kesinleşmesine doğrudan sebebiyet verdiği açıkça ortaya konulmuştur. Tüm bu somut hususlar birlikte değerlendirildiğinde, bir avukatın en temel mesleki sorumlulukları arasında yer alan yasal sürelerin takibi konusunda davacının ciddi zafiyet gösterdiği ve mesleki performansının kurum hizmetlerini aksatacak ölçüde yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Danıştay 12. Dairesi, Bölge İdare Mahkemesinin yaptığı bu hukuki ve somut tespitleri tamamen yerinde bulmuş, davacının temyiz dilekçesindeki iddialarını incelemiştir. Davacının görevini başarıyla yürüttüğü ve kendisine yöneticilerince mobbing uygulandığı yönündeki soyut, delillendirilmemiş iddiaları, ortadaki somut disiplin cezası ve kurum aleyhine sonuç doğuran süre kaçırma eylemleri karşısında işlemin iptalini gerektirecek hukuki bir dayanak olarak görülmemiştir. İdarenin, sözleşmeli personelinin bu tür somut ve resmi olarak belgelendirilmiş mesleki yetersizlikleri karşısında sözleşmeyi yenilememe yönünde tesis ettiği işlemin, kamu hizmetinin etkin, süratli ve verimli yürütülmesi amacı taşıdığı ve bu sebeple tamamen hukuka uygun olduğu kabul edilmiştir.
Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, mesleki performans yetersizliği nedeniyle sözleşmenin yenilenmemesi işleminin hukuka uygun bulunarak davanın reddedilmesi yönünde karar vermiştir.