Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 12. Daire | 2021/8155 E. | 2024/2324 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 12. Daire 2021/8155 E. 2024/2324 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 12. Daire
Esas No 2021/8155
Karar No 2024/2324
Karar Tarihi 09.05.2024
Dava Türü İptal ve Tam Yargı
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Sözleşme yenilememe işlemi somut belgelere dayanmalıdır.
  • İdarenin takdir yetkisi keyfi olarak kullanılamaz.
  • Disiplin soruşturması yokluğu iddiaları zayıflatır.
  • Farklı görevlendirme sözleşme feshine gerekçe yapılamaz.

Bu karar, belediyelerde sözleşmeli olarak istihdam edilen personelin sözleşmelerinin yenilenmemesi işlemlerinde idarenin sahip olduğu takdir yetkisinin sınırlarını net bir şekilde çizmesi bakımından hukuken büyük önem taşımaktadır. Danıştay, idarenin sözleşme yenilememe yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığını, bu yetkinin mutlaka kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, somut, objektif ve kanıtlanabilir gerekçelere dayanarak kullanılması gerektiğini vurgulamıştır. İdarenin personelin uyumsuzluğu, işe devamsızlığı veya pozisyona ihtiyaç kalmadığı gibi soyut iddialarla işlem tesis edemeyeceği, bu iddiaların hukuken geçerli belgelerle ve gerektiğinde disiplin soruşturmalarıyla desteklenmesi gerektiği teyit edilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisine bakıldığında, bu karar sözleşmeli personelin iş güvencesi bağlamında idarenin keyfi uygulamalarına karşı güçlü bir yargısal koruma sağlamaktadır. Uygulamada idarelerin, sözleşme süresinin bitimi gerekçesine sığınarak, disiplin hukuku prosedürlerini işletmeden veya haklı bir neden ortaya koymadan personel ile yollarını ayırma pratiğinin hukuka aykırı olduğu tescillenmiştir. İdarelerin bundan sonraki sözleşme yenilememe işlemlerinde iddia ettikleri somut olayları şüpheye yer bırakmayacak delillerle ispatlamaları gerekecektir; aksi takdirde idari işlemlerin yargıdan dönmesi kaçınılmazdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Sivas ili sınırları içerisinde bir ilçe belediyesinde sözleşmeli harita teknikeri olarak görev yapan davacı personel adına yetkili sendika tarafından iptal davası açılmıştır. Davacı taraf, personelin sözleşmesinin idare tarafından 31 Aralık 2020 tarihi itibarıyla tek taraflı olarak yenilenmemesinin iptalini ve mahrum kaldığı maaşları ile özlük haklarının iadesini talep etmiştir.

Davalı belediye, sözleşmenin süreli olduğunu, ilgiliden verim alınamadığını, verilen görevleri yapmadığını, tebligatları imzalamaktan kaçındığını ve iş arkadaşlarıyla uyumsuzluk yaşadığını öne sürmüştür. Davacı taraf ise görevlerini eksiksiz yerine getirdiğini, hiçbir idari veya disiplin soruşturması geçirmediğini, asıl sebebin belediye başkanı ile aralarında adli mercilere de yansıyan husumet ve tarafına uygulanan mobbing olduğunu, sözleşmenin keyfi olarak yenilenmediğini iddia etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel teşkil eden mevzuat, 5393 sayılı Belediye Kanunu m.49 çerçevesinde düzenlenen sözleşmeli personel istihdamına ilişkin kurallardır. Bu kanun uyarınca belediyeler, norm kadroya uygun olarak, yıllık sözleşmelerle teknik ve uzmanlık gerektiren pozisyonlarda personel çalıştırabilmektedir. Sözleşmeli personel istihdamında, sözleşme süresinin bitiminde idarenin sözleşmeyi yenileyip yenilememe konusunda bir takdir yetkisi bulunduğu idare hukukunun genel ilkeleri arasında kabul edilmektedir.

Ancak, idare hukukunun en temel kurallarından biri olan "sebep unsuru" gereğince, idarenin sahip olduğu takdir yetkisi mutlak ve sınırsız değildir. İdari işlemlerin her zaman kamu yararı ve hizmet gerekleri amacıyla tesis edilmesi zorunludur. Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sözleşmeli kamu görevlilerinin sözleşmelerinin yenilenmemesi işlemlerinde, idarenin dayandığı sebeplerin hukuken geçerli, somut, objektif ve kanıtlanabilir nitelikte olması şarttır.

Personelin görevinde başarısız veya yetersiz olduğu, iş arkadaşlarıyla uyumsuzluk yaşadığı ya da disiplinsiz davranışlar sergilediği yönündeki iddiaların, idarecilerin soyut beyanlarından ziyade, usulüne uygun olarak yürütülmüş disiplin soruşturmaları, somut tutanaklar, performans değerlendirme raporları veya kesinleşmiş yargı kararları gibi objektif delillerle ortaya konulması gerekmektedir. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.125 uyarınca yer alan "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." ilkesi gereğince, hukuka aykırı olduğu tespit edilen idari işlemlerin iptali halinde, kamu görevlisinin bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm mali ve özlük haklarının idarece tazmin edilmesi temel bir anayasal zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme heyeti tarafından dava dosyası ve idarece sunulan belgeler üzerinde yapılan incelemede, davacının iş arkadaşlarıyla uyumsuz olduğu ve sorun çıkardığı yönündeki iddiaların somut hiçbir bilgi ve belgeyle kanıtlanamadığı tespit edilmiştir. İdare tarafından ileri sürülen bu derece ciddi ithamlara rağmen, davacı hakkında görev süresi boyunca yürütülmüş herhangi bir disiplin soruşturmasının dahi bulunmaması idarenin tezlerini bütünüyle çürütmektedir. İdarece sunulan ifade tutanakları ve tebellüğden imtina belgelerinin ise büyük oranda belediye başkanının tek taraflı beyanlarına dayandığı, tarafsız ve objektif bir tespiti yansıtmadığı görülmüştür.

Davalı idarenin, sözleşmeli harita teknikeri pozisyonuna artık ihtiyaç bulunmadığı ve davacının fiilen bu görevi yapmadığı yönündeki savunması da mahkemelerce hukuken yetersiz bulunmuştur. Zira, idarenin personeli kendi asli görev alanı dışında başka işlerde görevlendirmesi tek başına sözleşme feshini haklı kılan bir neden olamaz. Personelin, imzalanan hizmet sözleşmesinde belirtilen görev tanımına uygun işlerde çalıştırılması doğrudan idarenin yetki ve sorumluluğundadır. İhtiyaç duyulmadığı belirtilen kadronun idarece iptal edilmemiş olması ve davacının verilen görevleri yerine getirmediğine dair somut bir performans veya yetersizlik tespitinin bulunmaması, idarenin takdir yetkisini kamu yararı amacından uzaklaşarak kullandığını açıkça göstermektedir. Bu bağlamda, idarenin işlemi objektif ve haklı nedenlerden yoksun kalmıştır.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, idarenin iddialarını hukuken geçerli delillerle ispatlayamadığı anlaşıldığından, tesis edilen sözleşme yenilememe işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu kanaatine varılmıştır. Anayasa'nın amir hükmü gereği, bu hukuka aykırı işlem sebebiyle davacının maruz kaldığı mali ve özlük hakkı kayıplarının giderilmesi idarenin zorunluluğudur.

Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, sözleşme yenilememe işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle ödenmesine ve özlük haklarının iadesine dair kararı onama yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: