Karar Bülteni
DANIŞTAY 12. Daire 2021/8126 E. 2025/2301 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 12. Daire Başkanlığı |
| Esas No | 2021/8126 |
| Karar No | 2025/2301 |
| Karar Tarihi | 07.05.2025 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- AYM kararları derdest davalarda doğrudan uygulanmak zorundadır.
- Temel hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlanabilir.
- Kamu hizmetinde kalma hakkı idarenin keyfiliğine bırakılamaz.
- İptal edilen yasalara dayalı idari işlemler hukuka aykırıdır.
Bu karar, Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından verilen iptal kararlarının, henüz kesinleşmemiş ve idari yargıda görülmeye devam eden davalara (derdest davalara) etkisini net bir şekilde ortaya koyması açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Yüksek Mahkeme, kamu görevlilerinin sözleşmelerinin feshedilmesi gibi çalışma hakkını ve kamu hizmetinde kalma hakkını doğrudan etkileyen idari işlemlerin, salt yönetmeliklerle değil, sınırları ve çerçevesi açıkça kanunla çizilmiş kurallarla yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Bir idari işlemin dayanağı olan kanun maddesinin sonradan Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmesi durumunda, bu kanuna dayanılarak tesis edilen idari işlemin de hukuki dayanaktan yoksun kalacağı ve hukuka aykırı hale geleceği tescillenmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu içtihat özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan sözleşmeli personelin özlük hakları ve iş güvenceleri açısından çok güçlü bir koruma kalkanı oluşturmaktadır. İdarelerin "kendisinden istifade edilememe" gibi ucu açık ve muğlak kavramlara dayanarak, kanuni bir çerçeve olmadan personelin işine son vermesinin önüne geçilmiştir. Uygulamada, idarelerin sözleşme fesih yetkilerini kullanırken takdir haklarının sınırsız olmadığı ve mutlaka anayasal güvencelere, özellikle de kanunilik ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmaları gerektiği idari yargı pratiğine sağlam bir şekilde yerleştirilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Hatay 8. Komando Tugay Komutanlığında sözleşmeli uzman onbaşı olarak görev yapan davacı, bir sözleşme yılı içerisinde mazeretsiz olarak yedi gün göreve gelmediği gerekçesiyle idare tarafından "kendisinden istifade edilemeyeceği" kanaatine varılarak sözleşmesi feshedilmiştir. Davacı, mazeretsiz göreve gelmeme durumunun söz konusu olmadığını, ailevi sebeplerle izin istediğini ancak kendisine izin verilmediğini ve kurum içinde kendisine mobbing uygulandığını iddia etmiştir. Bu haksız feshin iptali ile işlem sebebiyle mahrum kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesi talebiyle idareye karşı iptal davası açmıştır. Yerel idare mahkemesi ve bölge idare mahkemesi davanın reddine karar verince, davacı kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek uyuşmazlığı temyiz yoluyla Danıştay'a taşımıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkeme, uyuşmazlığı çözerken öncelikle 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu hükümlerini ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın temel ilkelerini esas almıştır. İşlemin tesis edildiği dönemde yürürlükte olan 3269 sayılı Kanun m.12 ve m.19, uzman erbaşların kendilerinden istifade edilememe hallerinde sözleşmelerinin feshedileceğini kurala bağlamış ve bu durumların detaylarının çıkarılacak bir yönetmelikle belirleneceğini öngörmüştür.
Ancak Anayasa Mahkemesinin 01.06.2022 tarihli iptal kararı ile bu yasal düzenleme Anayasaya aykırı bulunmuştur. Yüksek Mahkeme, Anayasa m.70 ile güvence altına alınan "kamu hizmetine girme ve hizmette kalma" hakkının, Anayasa m.13 gereğince sadece kanunla sınırlanabileceğine hükmetmiştir. Sınırların ve temel ilkelerin kanunla açıkça çizilmeden uygulamanın doğrudan yönetmeliğe bırakılması, hukuk devleti ve kanunilik ilkelerine açıkça aykırıdır.
Kararda ayrıca Anayasa m.153 uyarınca Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının bağlayıcılığı ve yürürlüğü irdelenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararları kural olarak geriye yürümez ilkesine tabi olsa da, yerleşik Danıştay içtihatları gereğince bu durumun istisnaları mevcuttur. Bir idari işlemin dayanağı olan kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği bilindiği halde, henüz kesinleşmemiş ve görülmekte olan davaların bu anayasaya aykırı hükümlere göre çözümlenmesi hukukun üstünlüğü ilkesine ters düşer. Bu sebeple, Anayasa'ya aykırılığı saptanmış kurallar derdest davalarda idare aleyhine doğrudan dikkate alınmalıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 12. Dairesi, dosya üzerindeki incelemesinde uyuşmazlığın temelini oluşturan fesih işleminin yasal dayanaklarını derinlemesine değerlendirmiştir. Davacının sözleşmesinin feshine dayanak olarak gösterilen 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'ndaki "kendilerinden istifade edilememe" ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından kamu hizmetinde kalma hakkının kanunla sınırlanması zorunluluğuna aykırı bulunarak iptal edildiği saptanmıştır.
Yüksek Mahkeme, iptal edilen yasa kuralının yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminin bu yeni durumdan nasıl etkileneceğini analiz etmiştir. Hukuk devleti ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkeleri gereği, Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş bir kanun kuralına dayanılarak tesis edilen idari işlemin, hukuka aykırılığı kesinleşmiş bir norma dayanması nedeniyle derdest davalarda artık hukuka uygun kabul edilemeyeceği vurgulanmıştır. İptal kararı geriye yürümez şeklindeki genel kuralın, kişilerin anayasal haklarını ihlal eden ve iptal edilen yasalara dayanan işlemlerin yargı önünde korunması anlamına gelemeyeceği açıkça ifade edilmiştir.
Bu çerçevede, davacının sözleşmesinin feshedilmesinde temel alınan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi hükümlerinin yasal dayanağı, Anayasaya aykırılık sebebiyle hukuk aleminden kalktığından, söz konusu yönetmelik hükmü uyarınca tesis edilen işlem tamamen dayanaksız kalmıştır. Dolayısıyla, temel hakları keyfi şekilde sınırlandıran ve kanunilik vasfını taşımayan bu muğlak kurala göre davacının kurumla ilişiğinin kesilmesi işleminde hukuka, kamu yararına ve mevzuata uyarlık görülmemiştir. Alt derece mahkemelerinin meydana gelen bu lehe hukuki durumu göz ardı ederek verdikleri ret kararlarında yasal isabet bulunmamaktadır.
Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.