Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Tuncay Örnek | BN. 2020/26173

Karar Bülteni

AYM Tuncay Örnek BN. 2020/26173

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2020/26173
Karar Tarihi 17.09.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sözlerin bağlamı ve yöneltildiği kişi dikkate alınmalıdır.
  • Muhatabına ulaşmayan fevri sözler disiplin suçu oluşturmaz.
  • Kurum güvenliğini bozmayan ifadelere ağır ceza verilemez.
  • Mahpusların ifade özgürlüğü mutlak surette engellenemez.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında barındırılan mahpusların ifade özgürlüğü ile kurum güvenliği ve disiplini arasındaki hassas dengeyi ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, mahpusların cezaevi koşullarına ilişkin şikâyetlerini dile getirirken kullandıkları kaba veya rahatsız edici olabilecek ifadelerin, bağlamından koparılarak doğrudan doğruya disiplin cezası ile cezalandırılmasının demokratik toplum düzeniyle bağdaşmayacağını açıkça vurgulamıştır. Kararda, muhatabına doğrudan yöneltilmeyen, kapalı görüş esnasında eşle yapılan özel bir sohbet sırasında fevri olarak sarf edilen sözlerin, kurumun güvenlik ve intizamını bozduğu somut verilerle ispatlanmadıkça hücre cezası gibi ağır bir yaptırıma konu edilemeyeceği belirtilmiştir.

Benzer davalar açısından emsal niteliği taşıyan bu karar, infaz hâkimlikleri ve disiplin kurullarının mahpusların söz ve eylemlerini değerlendirirken olayın bağlamını, sözün söyleniş amacını ve muhatabını derinlemesine incelemeleri gerektiğine işaret etmektedir. Sadece soyut bir yaklaşımla, kaba bir sözün doğrudan hakaret olarak nitelendirilip en ağır disiplin cezalarından birinin uygulanmasının temel hakların ihlaline yol açacağı uyarısı yapılmaktadır. İdarelerin ve derece mahkemelerinin, bundan sonraki süreçte benzer disiplin soruşturmalarında sözün kurum düzenine somut ve yıkıcı bir etkisinin olup olmadığını titizlikle değerlendirmeleri gerekecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Silivri 7 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu Tuncay Örnek, eşiyle yaptığı kapalı görüş esnasında, dışarıdan getirilen kıyafetlerin cezaevine alınmaması sebebiyle yaşadığı mağduriyeti dile getirmiştir. Başvurucu, bu konudaki şikâyetini eşine ifade ederken kurum görevlilerine yönelik birtakım kaba ifadeler kullanmış, bunun üzerine hakkında disiplin soruşturması başlatılarak kendisine beş gün süreyle hücreye koyma cezası verilmiştir. Başvurucu, eşiyle yaptığı bu görüşmedeki sözlerinin hiçbir memuru doğrudan hedef almadığını, sadece yaşanan soruna karşı gösterdiği anlık bir tepki olduğunu belirterek cezanın iptali için infaz hâkimliğine ve sonrasında ağır ceza mahkemesine başvurmuştur. Mahkemelerin şikâyet ve itirazlarını reddetmesi üzerine başvurucu, kapalı görüşte eşine sarf ettiği sözler nedeniyle hücre cezası almasının ifade özgürlüğünü, görüşmenin dinlenip kaydedilmesinin ise haberleşme hürriyeti ile özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken temel olarak Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında güvence altına alınan ifade özgürlüğü ilkelerine dayanmıştır. Bu maddeye göre herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bununla birlikte ifade özgürlüğü mutlak bir hak olmayıp, kamu düzeninin veya güvenliğinin sağlanması gibi meşru amaçlarla yine anayasal sınırlar içerisinde sınırlandırılabilir.

Somut uyuşmazlıkta idarenin müdahalesinin yasal dayanağını oluşturan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.44(2)(j) hükmü, kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunan mahpuslara disiplin cezası verilmesini öngörmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, ceza infaz kurumunda gerçekleşen bir eylemin şeklen disiplin suçu tanımına girmesi, tek başına ceza verilmesi için yeterli değildir. Eylemin, ceza infaz kurumundaki güvenliği ve disiplini fiilen bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini engelleyecek nitelikte olması şarttır.

Bir sözün veya ifadenin hakaret veya tehdit niteliği taşıyıp taşımadığı değerlendirilirken, sözün kullanıldığı bağlam, yöneltildiği kişi ve söyleniş amacı mutlaka dikkate alınmalıdır. Muhataba doğrudan söylenmeyen, üçüncü kişilerin huzurunda açıkça aleniyet kazanmayan ve sadece iki kişi arasındaki özel bir görüşme sırasında fevren sarf edilen kaba sözlerin, otomatik olarak kamu görevlisine hakaret sayılamayacağı kabul edilmektedir. İdare ve yargı makamları, disiplin cezası verirken bu sözlerin kurum düzenini somut olarak nasıl tehlikeye düşürdüğünü, ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya koymak zorundadır. Aksi hâlde, uygulanan orantısız bir ceza, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı kabul edilecek ve ifade özgürlüğünün ihlali sonucunu doğuracaktır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun eşiyle yaptığı kapalı görüş esnasında kullandığı sözler nedeniyle beş gün hücreye koyma disiplin cezası almasını detaylı bir biçimde incelemiş ve bu durumun başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik açık bir müdahale olduğunu saptamıştır. Müdahalenin 5275 sayılı Kanun m.44 kapsamında kanuni bir dayanağı ve kurum düzeninin sağlanması yönünde meşru bir amacı bulunsa da, alınan tedbirin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmiştir.

Yapılan incelemede, başvurucunun sarf ettiği sözlerin doğrudan kurum görevlilerinin yüzüne karşı söylenmediği, kapalı görüş sırasında eşiyle arasında geçen özel bir diyalog esnasında dışa vurulduğu tespit edilmiştir. Başvurucunun, daha önceden defalarca dile getirdiği kıyafet kotası sorununun çözülememesinden duyduğu anlık öfke ve yakınma ile bu ifadeleri kullandığı anlaşılmaktadır. İdare ve derece mahkemeleri, kullanılan ifadelerin bağlamını, başvurucunun memurlarla arasında somut bir husumet bulunup bulunmadığını ve sözlerin tamamen keyfî olarak mı yoksa belli bir sorunun verdiği tepkiyle mi söylendiğini araştırmamıştır. Yalnızca soyut bir yaklaşımla ifadelerin kaba ve hakaretamiz olduğu varsayılmış, bu durumun cezaevi güvenliği ve disiplinini somut olarak ne şekilde zafiyete uğrattığı ortaya konulmamıştır.

Anayasa Mahkemesi, aleniyet kazanmayan, muhatabına doğrudan ulaşmayan ve iki kişinin konuşması sırasında fevri olarak söylendiği anlaşılan bu ifadeler nedeniyle kurum disiplininin tehlikeye düştüğünün ispatlanamadığına dikkat çekmiştir. Bu bağlamda, başvurucunun orantısız bir biçimde beş gün süreyle hücreye konulmasının, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği ve başvurucuya uygulanan yaptırımın ölçüsüz olduğu kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, ifade hürriyetinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: