Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi T.K. Kararı 2020/28269 B.

Anayasa Mahkemesi T.K. Kararı 2020/28269 B.

Bu karar, çocukların cinsel istismarı iddialarına yönelik yürütülen adli soruşturmalarda devletin sahip olduğu pozitif yükümlülüklerin usul boyutunu ve sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince, bu tür ağır suç iddialarının çocuk odaklı bir yaklaşımla, derinlemesine ve son derece titiz bir biçimde incelenmesi gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Özellikle mağdur beyanlarını destekler nitelikteki tıbbi ve psikiyatrik uzman raporları ile aramalar sonucu elde edilen dijital delillerin adli makamlarca görmezden gelinemeyeceği, aksi bir tutumun Anayasa ile güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunu ihlal edeceği hüküm altına alınmıştır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2020/28269
Karar Tarihi 17.09.2024
Taraf T.K.
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Çocuğun cinsel istismarı iddiaları hassasiyetle soruşturulmalıdır.
  • gavel Soruşturmalarda çocuğun üstün yararı mutlak surette gözetilmelidir.
  • gavel Uzman raporları gerekçesiz şekilde göz ardı edilemez.
  • gavel Elde edilen dijital deliller adli makamlarca titizlikle incelenmelidir.
  • gavel Etkili soruşturma yürütmek devletin temel pozitif yükümlülüğüdür.

Bu karar, çocukların cinsel istismarı iddialarına yönelik yürütülen adli soruşturmalarda devletin sahip olduğu pozitif yükümlülüklerin usul boyutunu ve sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince, bu tür ağır suç iddialarının çocuk odaklı bir yaklaşımla, derinlemesine ve son derece titiz bir biçimde incelenmesi gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Özellikle mağdur beyanlarını destekler nitelikteki tıbbi ve psikiyatrik uzman raporları ile aramalar sonucu elde edilen dijital delillerin adli makamlarca görmezden gelinemeyeceği, aksi bir tutumun Anayasa ile güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunu ihlal edeceği hüküm altına alınmıştır.

Emsal niteliğindeki bu karar, uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve delil eksikliği gerekçesiyle verilen takipsizlik kararlarına karşı önemli bir hukuki güvence mekanizması oluşturmaktadır. Yargı ve soruşturma makamlarına, çocuk istismarı dosyalarında delillerin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi, sırf beyanlar üzerinden değil, uzman mütalaaları ve teknik veriler ışığında karar verilmesi gerektiği yönünde çok güçlü bir mesaj vermektedir. Karar, bundan sonraki benzer nitelikteki soruşturmalarda savcılık makamlarının eksik veya özensiz inceleme yapmasının önüne geçecek, mağdur çocukların üstün yararının her türlü idari ve yargısal sürecin merkezine yerleştirilmesini sağlayacak temel bir içtihat niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, küçük yaşta bir kız çocuğunun üvey dedesi tarafından cinsel istismara uğradığı iddiasıyla annesi tarafından yapılan şikâyet üzerine başlatılan savcılık soruşturmasının eksik ve etkisiz kalmasından kaynaklanmaktadır. Başvurucunun annesi, kızının 2014 ve 2016 yılları arasında aynı evde yaşadıkları üvey dedesi tarafından defalarca cinsel istismara maruz bırakıldığını, çocuğa cinsel içerikli videolar izletildiğini ve tehdit edildiğini belirterek şikâyetçi olmuştur. Savcılık tarafından yürütülen soruşturmada mağdur çocuğun beyanları alınmış, evdeki dijital materyallere el konulmuş ve tıbbi ile psikiyatrik raporlar hazırlatılmıştır. Ancak tüm bu süreçlerin sonunda savcılık makamı, mağdur beyanını doğrulayan yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) karar vermiştir. Yapılan itirazların da reddedilmesi üzerine, soruşturmanın çocuk odaklı yürütülmediği, elde edilen kritik raporların ve dijital delillerin bütünüyle dikkate alınmadığı belirtilerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötü muamele yasağının usul boyutunu dikkate almıştır. Buna göre devletin, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükleri, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırıya ilişkin olaylardan sorumlu kişilerin belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir. Soruşturmanın etkili sayılabilmesi için yetkili makamların derhâl harekete geçmesi, bağımsız bir inceleme yapması, olayı aydınlatacak tüm delilleri eksiksiz olarak toplaması ve makul bir özenle hareket etmesi zorunludur.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.103 hükmü uyarınca çocukların cinsel istismarı, on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışı kapsar. Bu suçların işlenmesini önleyici ve caydırıcı nitelikte tedbirlerin alınması, çocukların korunmasına yönelik ulusal ve uluslararası mevzuatın en temel gerekliliğidir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, çocukların kendilerini korumalarındaki zorluklar dikkate alındığında, cinsel istismar iddialarının yetişkinlere yönelik suçlara kıyasla çok daha hassas ve çocuk odaklı bir yaklaşımla soruşturulması şarttır. Soruşturma mercileri, toplanan delilleri analiz ederken ilgisiz hususları temel almamalı, mağdurun beyanlarını uzman raporları ve elde edilen teknik verilerle bütüncül bir şekilde değerlendirmelidir. Anayasa Mahkemesi, yargı makamlarının delil değerlendirme yetkisine kural olarak müdahale etmemekle birlikte, delillerin eksik veya özensiz analiz edilmesi sonucunda Anayasa ile güvence altına alınan temel hakların işlevsiz hâle getirilmesine karşı çıkmaktadır. Çocukların cinsel istismarı iddialarında, makul delillerin ve uzman kanaatlerinin tereddüt yaratmayacak şekilde kararda tartışılması esastır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı değerlendirirken savcılık tarafından yürütülen soruşturmanın etkililiğini ve eksikliklerini titizlikle incelemiştir. Soruşturma aşamasında mağdur çocuğun beyanlarının alınması üzerine hazırlanan adli görüşme raporunda çocuğun anlama, kavrama ve ifade etme sorunu olmadığı, beden dili ile anlatımlarının uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çocuk psikiyatrisi uzmanı tarafından hazırlanan raporda, mağdurda travma sonrası stres bozukluğu bulguları gözlendiği ve ifadelerine itibar edilebileceği yönünde net bir tıbbi kanaate varıldığı açıkça belirtilmiştir. Buna rağmen, savcılığın verdiği takipsizlik kararında bu son derece kritik tıbbi ve psikiyatrik raporlar hiçbir şekilde tartışılmamış ve delil olarak değerlendirilmemiştir.

Bunun yanı sıra, şüphelinin evinde yapılan aramada ele geçirilen bilgisayar ve diğer dijital materyaller üzerinde yapılan incelemede pornografik içerikli videolar ve küçük bir kız çocuğunun çıplak fotoğrafları bulunmuştur. Mağdur çocuğun, üvey dedesinin kendisine cinsel içerikli videolar izlettiği yönündeki açık beyanına ve dijital inceleme tutanağı ile elde edilen bu somut bulgulara rağmen, savcılık makamı bu iddiayı aydınlatmaya yönelik hiçbir ek araştırma yapmamış, tanıklara veya yasal temsilciye bu yönde sorular yöneltmemiştir. Anayasa Mahkemesi, çocuğun beyanlarını destekleyen nitelikteki bu kuvvetli emarelerin ve uzman raporlarının savcılık makamınca göz ardı edilmesini, soruşturmanın etkinliğine doğrudan gölge düşüren temel bir eksiklik olarak nitelendirmiştir.

Özellikle çocukların cinsel istismarı gibi son derece ağır ve hassas suçlarda, devletin çocukları koruma yükümlülüğünün bir gereği olarak, iddiaların ciddiyetle ve derinlemesine araştırılması gerekmektedir. Somut olayda ise toplanan dijital delillerin ve adli görüşme raporlarının savcılık kararında bütünüyle tartışmasız bırakılarak soyut gerekçelerle davanın kapatılması, devletin usul yükümlülüklerine açıkça aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Çocuğumun istismar dosyasında delil yok diye takipsizlik verildi, ne yapabilirim? expand_more
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, çocukların cinsel istismarı iddialarında devletin eksiksiz ve etkili bir soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Savcılık makamları, dosyayı yalnızca beyanlar üzerinden değil, uzman mütalaaları ve teknik veriler ışığında, çocuğun üstün yararını gözeterek incelemek zorundadır. Yeterli araştırma yapılmadan, eksik incelemeyle verilen takipsizlik kararlarına karşı hukuki itiraz yolları tüketildikten sonra, Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötü muamele yasağının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilirsiniz.
Savcı, çocuğun psikiyatri ve adli görüşme raporunu dikkate almamış. Bu yasal mı? expand_more
Hayır, hukuken bu durum kabul edilemez ve Anayasa Mahkemesi tarafından doğrudan bir hak ihlali nedeni olarak görülmektedir. Yüksek Mahkeme, çocuğun beyanlarına itibar edilebileceğini belirten, travma bulgularını veya ifade tutarlılığını gösteren uzman tıbbi ve psikiyatrik raporların gerekçesiz şekilde göz ardı edilemeyeceğini açıkça hüküm altına almıştır. Savcılığın bu son derece kritik raporları tartışmadan davanın üstünü kapatması soruşturmanın etkisizliğine işaret eder.
Şüphelinin bilgisayarındaki uygunsuz görüntüler bulundu ama dosya kapatıldı? expand_more
Şüphelinin cihazlarında yapılan aramalarda elde edilen dijital delillerin adli makamlarca titizlikle incelenmesi ve değerlendirilmesi zorunludur. Anayasa Mahkemesi, mağdur çocuğun beyanlarını destekleyen nitelikteki pornografik içerikler veya fotoğraflar gibi kuvvetli emarelerin savcılık makamınca görmezden gelinmesini usul yükümlülüklerine aykırı bulmaktadır. Somut bulgulara rağmen iddiayı aydınlatacak ek araştırma yapılmadan davanın kapatılması kötü muamele yasağının ihlali anlamına gelir.
Çocuğumun mahkemedeki beyanlarına inanılmazsa yargı süreci nasıl işleyecek? expand_more
Çocukların cinsel istismarı iddialarının, yetişkinlere yönelik suçlara kıyasla çok daha hassas ve çocuk odaklı bir yaklaşımla soruşturulması şarttır. Çocuğun ifadeleri tek başına değil; adli görüşme raporları, psikiyatrik incelemeler ve maddi bulgularla bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmek zorundadır. Anayasa Mahkemesi, delillerin eksik veya özensiz analiz edilerek temel hakların işlevsiz bırakılmasına karşı çıkmakta olup, makul delillerin ve uzman kanaatlerinin kararda tereddütsüz şekilde tartışılmasını emretmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir