Anasayfa Karar Bülteni AYM | Taner Gündoğdu | BN. 2021/28535

Karar Bülteni

AYM Taner Gündoğdu BN. 2021/28535

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/28535
Karar Tarihi 17.09.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Duruşmada bizzat hazır bulunma hakkı esastır.
  • Ağır cezalı davalarda yüz yüze yargılama zorunludur.
  • Sanığın SEGBİS ile katılımı gerekçelendirilmelidir.
  • Makul gerekçe olmadan SEGBİS kullanımı ihlaldir.

Bu karar, ceza yargılamalarında sanığın duruşmada bizzat hazır bulunma hakkının adil yargılanma hakkının ayrılmaz ve vazgeçilmez bir parçası olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde açıkça vurgulamaktadır. Özellikle sanık hakkında istenen cezaların veya hükmedilmesi muhtemel hürriyeti bağlayıcı yaptırımların çok ağır olduğu davalarda, sanığın açık ve ısrarlı talebine rağmen Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden yargılamaya katılımının zorunlu tutulması hukuka ve temel insan haklarına aykırı bulunmuştur. Mahkemenin, sanığın bizzat mahkeme salonunda hazır bulunma yönündeki açık talebini geçerli, hukuki ve mantıksal açıdan zorlayıcı bir nedene dayandırmadan soyut ifadelerle reddetmesi, savunma hakkının telafisi imkânsız biçimde kısıtlanması anlamına gelmektedir. Yargılamada maddi gerçeğe ulaşılabilmesi için iddia, savunma ve yargılama makamlarının aynı ortamda etkileşim içinde olması büyük önem taşımaktadır.

Emsal teşkil eden bu karar, yerel mahkemelerin SEGBİS uygulamasını sanığın rızası veya ortada makul bir fiilî ve hukuki zorunluluk olmaksızın rutin ve sıradan bir usul prosedürü gibi işletemeyeceğini kesin bir dille göstermektedir. Ceza muhakemesinde temel kural olan yargılamanın yüz yüze, sözlü ve doğrudan yapılması ilkesi gereği, sanığın duruşma salonunda fiziksel olarak yer alma talebinin mahkemelerce büyük bir ciddiyetle ele alınması şarttır. Uygulamada, sırf usul ekonomisi, uzaklık, güvenlik maliyeti veya cezaevi nakil zorlukları gibi idari ve mali gerekçeler, ağır cezalarla yargılanan bir sanığın duruşmada hazır bulunarak kendini bizzat ifade etme hakkını ortadan kaldırmak için yeterli ve geçerli bir mazeret olarak görülemez. Bu yönüyle incelenen karar, ceza adalet sisteminde savunma hakkının etkin kullanımını teminat altına almakta ve teknolojik imkânların temel hakların önüne geçemeyeceğini teyit etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Taner Gündoğdu, hakkında yürütülen geniş kapsamlı bir soruşturma sonucunda suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, yağma ve resmî belgede sahtecilik gibi oldukça ağır cezaları gerektiren çeşitli suçlardan açılan bir ceza davasında yargılanmıştır. Yargılama sürecinin ilerleyen aşamalarında başvurucu, bulunduğu cezaevinden duruşmalara Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılmak istemediğini, teknik aksaklıklar sebebiyle süreci tam anlayamadığını ve bizzat mahkeme salonunda fiziksel olarak hazır bulunarak savunma yapmak istediğini mahkemeye yazılı dilekçelerle açıkça bildirmiştir.

Ancak ilk derece mahkemesi, başvurucunun bu haklı talebini somut bir zorlayıcı neden göstermeksizin reddetmiş ve bazı celseleri başvurucunun yokluğunda veya zorunlu olarak SEGBİS bağlantısı ile yürüterek ağır hapis cezalarını içeren mahkûmiyet kararları vermiştir. Yargıtay aşamasında, aynı dava dosyasındaki bazı suçlar yönünden sanığın ve müdafinin yokluğunda karar verilmesi açık bir bozma nedeni sayılırken, başvurucuya verilen diğer bazı ağır mahkûmiyet kararları bu hukuka aykırı duruma rağmen onanarak kesinleşmiştir. Bunun üzerine başvurucu, duruşmada bizzat hazır bulunma talebinin haksız şekilde reddedilerek karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ağır şekilde ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en temel unsurlarından biri olan duruşmada hazır bulunma hakkı çerçevesinde derinlemesine incelemiştir. Ceza muhakemesinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için temel ilke, yargılamanın yüz yüze, sözlü ve doğrudan yapılması ve sanığın duruşmada bizzat hazır bulunmasıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 196 hükmü, kural olarak sanığın duruşmada hazır bulunması gerektiği ilkesinin istisnası olarak, sanığın Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılımının hangi zorunlu şartlarda mümkün olabileceğini düzenlemektedir. Bu kanuni düzenleme, yargılamanın makul sürede bitirilmesi ve usul ekonomisinin sağlanması gibi meşru bir amaca hizmet etse de uygulamanın temel hakları ihlal etmeyecek şekilde ölçülü olması anayasal bir zorunluluktur.

Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili yerleşik hâle gelen emsal içtihatlarına göre, kişinin kendi isteğine ve açık beyanına aykırı olarak SEGBİS yoluyla duruşmaya katılmaya zorlanması duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik açık bir müdahale teşkil etmektedir. Bu müdahalenin ölçülülük ilkesi bağlamında kabul edilebilmesi için, mahkemenin sanığın duruşmada bizzat hazır bulunma talebini reddederken hangi hukuki veya fiilî zorlayıcı nedene dayandığını kararında açık, şeffaf ve denetlenebilir bir şekilde somut olarak ortaya koyması gerekmektedir.

Özellikle sanığın üzerine atılı suçlar için kanunda öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezanın ağırlığı arttıkça, duruşmada bizzat hazır bulunarak mahkeme heyetiyle doğrudan temas kurarak savunma yapmanın önemi ve değeri de artmaktadır. Ağır hapis cezası öngörülen suçlamalarda, sanığın bizzat hâkim karşısına çıkarak savunmasını doğrudan yapması ve aleyhindeki delillerle yüzleşmesi adil yargılanma hakkının vazgeçilmez temel bir gereğidir. Yargı mercileri, usul ekonomisi ile savunma hakkı arasında son derece hassas ve adil bir denge kurmakla ve sanığın duruşmaya fiziksel katılımını engelleyen makul, orantılı ve haklı gerekçeleri kararlarında detaylıca göstermekle yükümlüdür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda başvurucu, çok sayıda ağır suçu içeren ve kendisi açısından oldukça ciddi sonuçlar doğurabilecek kapsamlı bir ceza yargılamasının tarafıdır. Yargılamanın ilerleyen ve hükme yaklaşılan kritik aşamalarında başvurucu, SEGBİS aracılığıyla katıldığı duruşmalarda bağlantı problemleri gibi teknik aksaklıklar yaşandığını, mahkeme salonunda olup bitenleri tam olarak anlayamadığını ve etkin bir savunma yapamadığını ifade ederek duruşmalara bizzat katılma yönündeki iradesini mahkemeye sunduğu yazılı dilekçelerle açıkça bildirmiştir. Buna rağmen ilk derece mahkemesi, başvurucunun bu ısrarlı taleplerini, daha önce verdiği ve tatmin edici herhangi bir hukuki veya fiilî zorlayıcı nedene dayanmayan soyut ara kararlara atıf yaparak peş peşe reddetmiştir.

Yargılamanın karar aşamasında ve esaslı hukuki işlemlerin yapıldığı son derece önemli celselerde başvurucu, haklı talebine rağmen duruşma salonuna getirilmemiş ve SEGBİS ile uzaktan katılmaya zorlanmıştır. Üstelik SEGBİS altyapısındaki bağlantı sorunları nedeniyle bazı celselere katılımı dahi teknik olarak sağlanamamıştır. Karar celsesinde ise başvurucunun SEGBİS ile katılmayı reddetmesi ve müdafiinin aynı gün İzmir'de başka bir duruşması olduğunu belirterek mesleki mazeret sunmasına rağmen, mahkeme bu mazereti kabul etmemiş, yargılamaya başvurucunun ve müdafiinin yokluğunda devam ederek çok ağır mahkûmiyet hükümleri kurmuştur.

Anayasa Mahkemesi, başvurucuya yöneltilen suçlamaların ağırlığı ve verilen hapis cezalarının ciddiyeti göz önüne alındığında, duruşmada bizzat hazır bulunma talebinin reddedilmesinin savunma hakkı üzerinde ciddi ve telafisi imkânsız bir hak ihlali yarattığını tespit etmiştir. İlk derece mahkemesi, başvurucunun duruşmada hazır bulunma talebini hangi haklı, meşru ve zorlayıcı nedenle kabul etmediğini kararlarında somut, geçerli ve ikna edici bir biçimde açıklayamamıştır. Ayrıca Yargıtay aşamasında, aynı yargılamadaki bazı suçlar yönünden sanığın ve avukatının yokluğunda yargılama yapılması açık bir bozma nedeni sayılmasına rağmen, diğer suçlar yönünden yapılan bu temel itirazın dikkate alınmadan mahkûmiyetlerin onanması adil yargılanma hakkının temelden zedelenmesine yol açmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: