Anasayfa Karar Bülteni AYM | Zemo Ağgöz Yiğitsoy | BN. 2023/4363

Karar Bülteni

AYM Zemo Ağgöz Yiğitsoy BN. 2023/4363

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/4363
Karar Tarihi 30.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Soruşturma dosyasını inceleme hakkı gerekçesiz kısıtlanamaz.
  • Kısıtlama kararları somut ve ikna edici olmalıdır.
  • Dosyaya erişim kısıtlaması savunma hakkını zedelememelidir.
  • Özgürlükten yoksun bırakılmada çelişmeli yargılama esastır.

Bu karar, ceza soruşturmalarında şüpheli ve müdafilerinin dosyaya erişim hakkının kısıtlanması hususunda anayasal sınırları net bir şekilde çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bağlamında, bireylerin haklarındaki suçlamaların temelini oluşturan delillere ulaşabilmesinin, tutuklama veya adli kontrol gibi ağır koruma tedbirlerine karşı etkili bir itiraz sunabilmeleri için elzem olduğunu vurgulamıştır. Soruşturmanın amacını tehlikeye düşürme gerekçesinin soyut bir biçimde ileri sürülmesi, kısıtlama kararı verilmesi için yeterli görülmemiş, tehlikenin somut olgularla ortaya konulması zorunlu tutulmuştur.

Uygulamada sıkça karşılaşılan ve genellikle matbu gerekçelerle verilen dosya gizliliği veya kısıtlama kararlarına karşı bu içtihat, soruşturma makamları ve sulh ceza hâkimlikleri için bağlayıcı bir standart getirmektedir. Benzer davalarda emsal teşkil edecek olan bu karar, kısıtlama kararlarının istisnai olması gerektiğini ve ancak zorunlu durumlarda, gerekçelendirilerek verilebileceğini göstermektedir. Savunma makamının delillere erişiminin ölçüsüzce engellenmesi, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerini ihlal edeceğinden, uygulamadaki rutin kısıtlama taleplerinin artık daha sıkı bir yargısal denetime tabi tutulacağı öngörülmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, bir haber ajansında gazeteci olarak çalışmaktayken terör örgütü üyeliği iddiasıyla başlatılan bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmış ve ardından hakkında konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Soruşturma sürecinde Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın amacının tehlikeye düşebileceği gerekçesiyle dosya içeriğinin başvurucu ve avukatı tarafından incelenmesinin kısıtlanmasını talep etmiş ve sulh ceza hâkimliği bu talebi kabul etmiştir. Başvurucu, hakkındaki suçlamaları ve delilleri öğrenemediği için savunma hakkını gereği gibi kullanamadığını, itirazlarını etkin bir biçimde sunamadığını belirterek bu durumun hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Temel uyuşmazlık, soruşturma dosyasına getirilen kısıtlama kararının, kişinin özgürlüğünü kısıtlayan adli kontrol tedbirine karşı etkili bir şekilde itiraz etme imkânını elinden alıp almadığı ve kişi hürriyeti ile güvenliği hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Bu usulde, iddia edilen tutmanın koşullarına uygun somut güvencelerin yargısal nitelikli bir kararla sağlanması esastır.

Özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlerin uygulandığı süreçlerde, kişinin bir suç işlediğine dair kuvvetli şüphenin varlığı temel bir koşuldur. Bu şüphenin devam edip etmediğinin denetlenebilmesi için tutuklu veya adli kontrol altındaki kişiye, kendisine yöneltilen suçlamalara neden olan unsurlara itiraz etme yönünde gerçek bir fırsat sunulmalıdır. Bu husus, şüphelinin veya müdafiinin soruşturma dosyasındaki temel belgelere erişebilmesini zorunlu kılar.

Kısıtlama hususu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 153 hükmünde düzenlenmiştir. Anılan kanun maddesine göre, müdafinin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Ancak tutuklu kişinin veya hürriyeti bağlanan şüphelinin delillere erişim hakkı sınırsız olmasa da, getirilecek kısıtlama kesinlikle gerekli olmalı ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır. Üçüncü kişilerin temel haklarını korumak, kamu menfaatini gözetmek veya delillerin karartılmasını engellemek gibi amaçlarla kısıtlama kararı verilebilmesi mümkündür. Ancak bu tür durumlarda dahi, kısıtlamanın savunmaya getirdiği zorluklar telafi edilmeli, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine riayet edilerek, hürriyeti kısıtlayan tedbirin temelini oluşturan delillerin kişi tarafından incelenmesine olanak tanınmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 153 uyarınca soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle dosya içeriğinin incelenmesinin ve örnek alınmasının kısıtlanmasını talep etmiş, sulh ceza hâkimliği de bu talebi aynı gerekçeyle kabul etmiştir. Ancak gerek kısıtlama kararında gerekse savcılığın kısıtlama talebinde, soruşturmanın amacının tehlikeye düşme ihtimalinin nasıl gerçekleştiğine ilişkin herhangi bir somutlaştırma yapılmamıştır.

Anayasa Mahkemesi incelemesinde, kısıtlama kararı verilebilmesi için soruşturmanın amacının tehlikeye düşme ihtimalinin somut olgularla ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucunun dosyadaki belgelere erişiminin, yürütülen ceza soruşturmasının amacını spesifik olarak nasıl ve ne şekilde tehlikeye düşürebileceği makamlarca açıklanmamıştır. Bu durum, başvurucunun hürriyetini kısıtlayan adli kontrol tedbirini haklı göstermek için ileri sürülen gerekçelere ve suçlamaların temelini oluşturan delillere karşı tatmin edici şekilde itiraz etme imkânından yoksun bırakılmasına neden olmuştur. Geçerli ve yeterli bir gerekçe olmaksızın dosyaya erişim olanağının engellenmesi, şüphelinin yetkili yargı merciine etkili bir biçimde başvurma hakkını zedelemiştir.

Ayrıca, konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale olduğu ve bu tedbire dayanak olan delillere ulaşamamanın silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal ettiği tespit edilmiştir. Mahkeme, soyut gerekçelerle verilen kısıtlama kararlarının anayasal güvencelerle bağdaşmayacağını açıkça belirtmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: