Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ümit Kartal | BN. 2021/60615

Karar Bülteni

AYM Ümit Kartal BN. 2021/60615

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/60615
Karar Tarihi 11.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sonuca etkili iddialar kararda gerekçelendirilmelidir.
  • Esaslı savunmaların cevapsız bırakılması ihlal nedenidir.
  • Gerekçesiz ağırlaştırıcı neden uygulanması hukuka aykırıdır.
  • Yargı mercileri somut itirazları karşılamakla yükümlüdür.

Bu karar, ceza yargılamalarında sanıkların davanın sonucunu ve uygulanacak ceza miktarını doğrudan etkileyecek nitelikteki esaslı savunmalarının, mahkemeler tarafından mutlaka değerlendirilmesi ve gerekçeli bir şekilde karara bağlanması gerektiğini hukuken tescil etmektedir. Somut olayda mahkemenin, uyuşturucu madde ticaretinin özel araç ve hususi iş yeri gibi umuma açık olmayan yerlerde yapıldığına dair spesifik ve Yargıtay içtihatlarıyla desteklenen itirazları tamamen cevapsız bırakarak ağırlaştırıcı neden uygulaması, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının açık bir ihlali olarak tanımlanmıştır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, özellikle kanun yolları incelemelerinde mahkemelerin kalıplaşmış, matbu gerekçelerle yetinemeyeceğini göstermesi açısından oldukça büyüktür. Karar, ceza hukukunda nitelikli hâllerin ve artırım maddelerinin uygulanmasında mahkemelerin eksik inceleme yapamayacağını, sanığın kanuni şartların oluşmadığına yönelik ciddi iddialarının teker teker ve doyurucu bir hukuki mantıkla çürütülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Uygulamada, sanıkların alacağı cezayı yarı oranında artırabilecek kritik hukuki meselelerin göz ardı edilmesinin doğrudan Anayasa ihlali sayılacak olması, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin karar yazım pratiklerinde daha titiz ve savunmayı karşılayıcı bir yaklaşım benimsemelerini zorunlu kılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan soruşturma başlatılmış ve cezalandırılması talebiyle dava açılmıştır. Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun uyuşturucu satış işlemlerini eğitim ve ibadet yerlerine 200 metreden daha yakın mesafede gerçekleştirdiğini kabul ederek sanığın cezasında yarı oranında artırım yapmıştır.

Başvurucu ise, söz konusu uyuşturucu madde satışlarının bir hususi araç içerisinde ve özel bir iş yerinde gerçekleştiğini, bu mekânların kanunun cezayı artırmak için aradığı "umumi veya umuma açık yerler" niteliğinde olmadığını savunmuştur. İtirazları istinaf ve temyiz aşamalarında da reddedilen başvurucu, davanın sonucunu ve ceza miktarını doğrudan etkileyecek bu esaslı savunmasına hiçbir yargı merciinin yanıt vermediğini, cezasının haksız yere artırıldığını ve adil yargılanma hakkının zedelendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlığı incelerken temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın vazgeçilmez bir unsuru olan gerekçeli karar hakkı üzerinde durmuştur. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kural uyarınca, bütün mahkemeler yargılamada öne sürülen iddia ve savunmalara karar gerekçesinde makul bir şekilde yanıt vermekle yükümlüdür.

Uyuşmazlığın temelinde yer alan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 188 hükmünün 4. fıkrasının (b) bendi oldukça belirleyicidir. Söz konusu kural; uyuşturucu madde ticareti suçunun okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi alanlara iki yüz metreden yakın mesafe içindeki "umumi veya umuma açık yerlerde" işlenmesi hâlinde verilecek cezanın yarı oranında artırılmasını öngörmektedir.

Ceza Genel Kurulunun yerleşik içtihatlarına göre, uyuşturucu ticaretinin hususi araç içerisinde veya özel bir iş yerinde yapılması hâlinde bu mekânların "umumi veya umuma açık yer" olarak kabul edilmesi hukuken mümkün değildir. Dolayısıyla, 5237 sayılı Kanun m. 188 kapsamındaki ağırlaştırıcı nitelikli hâlin uygulanabilmesi için kanunun aradığı somut mekân şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği mahkemelerce titizlikle irdelenmelidir.

Anayasa Mahkemesi prensiplerine göre, muhakeme sırasında açıkça öne sürülen ve davanın sonucunu, bilhassa da ceza miktarını değiştirebilecek nitelikteki savunmalara sessiz kalınması veya bunların gerekçesiz bırakılması açık bir hak ihlali doğurmaktadır. Temyiz mercilerinin kararlarının baştan sona gerekçeli olması zorunlu olmasa da, esaslı itirazların asıl derece mahkemelerince olduğu gibi kanun yolu makamlarınca da cevapsız bırakılmaması adil bir yargılamanın zorunlu gereğidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi somut başvuruyu incelediğinde, ilk derece mahkemesinin başvurucu hakkında birden çok olay üzerinden mahkûmiyet kararı tesis ettiğini ve özellikle ilk iki olayda eylemlerin işlendiği yerleri göz önüne alarak ağırlaştırıcı neden uyguladığını tespit etmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararında, eylemlerin eğitim ve ibadet yerlerine 200 metreden yakın mesafede gerçekleştiği belirtilerek başvurucunun cezası doğrudan yarı oranında artırılmıştır.

Buna karşılık başvurucu, yargılamanın başından itibaren istinaf ve temyiz süreçleri de dâhil olmak üzere, söz konusu uyuşturucu ticareti eylemlerinin hususi bir otomobilin içinde ve dışarıya kapalı özel bir iş yerinde meydana geldiğini defalarca savunmuştur. Başvurucu, bu alanların kanunda ağırlaştırıcı neden olarak aranan "umumi veya umuma açık" yerler kapsamına girmediğini açıkça dile getirmiştir. Yargıtay incelemesi sırasında onama kararına muhalif kalan iki üye de bu duruma açıkça dikkat çekmiş, özel araç içinin ve olaydaki hususi iş yerinin umumi yer olarak kabulünün mümkün olmadığını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatlarına atıfta bulunarak kararın hukuka aykırı olduğunu kayda geçirmişlerdir.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun bu savunmasının davanın sonucunu ve verilecek ceza miktarını doğrudan ve belirgin bir biçimde değiştirebilecek temel bir iddia olduğunu vurgulamıştır. Ancak ilk derece mahkemesinin, bu denli kritik bir iddiayı tamamen cevapsız bıraktığı ve somut mekânın niteliğine dair hiçbir hukuki değerlendirme yapmadığı saptanmıştır. Bu temel eksikliğin, istinaf ve temyiz kanun yolu incelemeleri sırasında da telafi edilmediği, başvurucunun esaslı argümanlarının mahkeme kararlarında hiçbir şekilde karşılanmadığı anlaşılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun ceza miktarını doğrudan etkileyecek nitelikteki esaslı iddialarının mahkemelerce cevapsız bırakılması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: