Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Hacı Murat Korkmaz Kararı 2021/21583 B.

Anayasa Mahkemesi Hacı Murat Korkmaz Kararı 2021/21583 B.

Bu karar, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin anayasal hakların korunmasındaki kritik rolünü bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bireylerin özel hukuk tüzel kişileri veya yatırımlarını değerlendirdikleri şirketlerden olan haklı alacaklarının tahsili amacıyla başlattıkları hukuki süreçlerin, yargılama henüz devam ederken yürürlüğe giren kanuni düzenlemelerle geriye yürür biçimde sonuçsuz bırakılması, mülkiyet hakkına yönelik ağır bir müdahale olarak değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, alacağın tahsili için uygun yollara başvuran vatandaşların, yasal bir idari veya yasal müdahale ile bu hukuki mekanizmaları işletme imkânından bütünüyle mahrum bırakılmasını, mülkiyet hakkıyla doğrudan bağlantılı olan etkili başvuru hakkının açık bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Kanun koyucunun sürmekte olan davaları ve bireylerin hukuki kazanımlarını ortadan kaldıracak boyutta yaptığı düzenlemelerin, hak arama özgürlüğünü derinden sarsacağı vurgulanmıştır.
search

Anayasa Mahkemesi
Hacı Murat Korkmaz Kararı 2021/21583 B.

8 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/21583
Karar Tarihi 17.12.2024
Taraf Hacı Murat Korkmaz
Karar Sonucu İhlal / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Sonradan çıkan yasa alacak tahsilini engelleyemez.
Mülkiyet hakkı etkili başvuru yoluyla güvence altındadır.
Yargılama mekanizmaları yasal düzenlemeyle işlevsiz bırakılamaz.
Makul süre şikayetlerinde komisyona başvuru zorunludur.
Geriye yürüyen kanunlar hak arama hürriyetini zedeleyemez.

Bu karar, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin anayasal hakların korunmasındaki kritik rolünü bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bireylerin özel hukuk tüzel kişileri veya yatırımlarını değerlendirdikleri şirketlerden olan haklı alacaklarının tahsili amacıyla başlattıkları hukuki süreçlerin, yargılama henüz devam ederken yürürlüğe giren kanuni düzenlemelerle geriye yürür biçimde sonuçsuz bırakılması, mülkiyet hakkına yönelik ağır bir müdahale olarak değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, alacağın tahsili için uygun yollara başvuran vatandaşların, yasal bir idari veya yasal müdahale ile bu hukuki mekanizmaları işletme imkânından bütünüyle mahrum bırakılmasını, mülkiyet hakkıyla doğrudan bağlantılı olan etkili başvuru hakkının açık bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Kanun koyucunun sürmekte olan davaları ve bireylerin hukuki kazanımlarını ortadan kaldıracak boyutta yaptığı düzenlemelerin, hak arama özgürlüğünü derinden sarsacağı vurgulanmıştır.

Emsal etkisi yönünden kapsamlı bir biçimde değerlendirildiğinde, bu içtihat benzer durumdaki sayısız vatandaşı ve ortaklık yapılarına güvenerek para yatırıp geri alamayan binlerce mağduru doğrudan ilgilendirmekte ve koruma kalkanı sağlamaktadır. Yargı süreci devam ederken çıkarılan torba yasalar veya özel düzenlemelerle tahsilat imkânının ortadan kaldırılması durumunda, ilk derece mahkemelerinin ve istinaf dairelerinin doğrudan anayasal ilkelere uygun kararlar vermesi gerektiği ortaya konulmuştur. Ayrıca bu emsal karar, makul sürede yargılanma şikâyetlerinde son dönemde kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru şartının zorunluluğunu da detaylıca açıklamış, böylece bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesinin Türk hukuk sistemindeki sarsılmaz yerini pekiştirmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, başvurucu Hacı Murat Korkmaz'ın geçmiş dönemde belirli bir getiri ve ticari beklenti ile bir şirkete yatırdığı paranın iadesi amacıyla açtığı davanın, yargılama sürecinin tam ortasında yürürlüğe giren yeni bir kanuni düzenleme sebebiyle sonuçsuz bırakılmasından doğmuştur. Başvurucu, şirketle arasındaki ihtilafı çözmek ve alacağını tahsil etmek maksadıyla hukuki yollara güvenerek mahkemeye başvurmuş ve hakkını aramak üzere davasını ikame etmiştir. Ancak uzun ve yorucu mahkeme süreci devam ederken yasama organı tarafından ansızın çıkarılan bir yasa maddesi, başvurucunun yürüttüğü bu hukuki tahsilat mekanizmasını tamamen işlevsiz hâle getirmiştir.

Bu yasal değişiklik, paranın iadesine yönelik meşru beklentilerin ve yargısal taleplerin usulden veya esastan reddedilmesine yol açarak alacağın tahsil edilme imkânını sıfıra indirmiştir. Bunun yanında başvurucu, hakkını aramak için başlattığı söz konusu hukuk yargılamasının makul süreyi aşarak yıllarca devam etmesinden ve bir türlü adaletin tecelli etmemesinden de yoğun şekilde şikâyetçi olmuştur. Bu hukuki tıkanıklıklar silsilesi neticesinde başvurucu, alacağını tahsil edememesi sebebiyle mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının; yargılamanın yıllarca bir karara bağlanamaması sebebiyle de makul sürede yargılanma hakkının zedelendiğini iddia etmiş ve nihai çare olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesinin somut uyuşmazlığı incelerken temel aldığı hukuk kurallarının odağında, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurları olan mülkiyet hakkı ve bu hakkın korunmasını sağlayan etkili başvuru hakkı yer almaktadır. Anayasa m. 35, herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğunu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla ve mutlaka kanunla sınırlanabileceğini kesin bir dille güvence altına almaktadır. Anayasa m. 40 ise, anayasal hakları ihlal edilen herkesin yetkili makamlara geciktirilmeden, en hızlı ve etkin biçimde başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkını düzenlemektedir. Bu olay özelinde, mülkiyet hakkına dayalı meşru bir alacağın tahsili için kurulan yargısal mekanizmaların, sonradan çıkarılan yasalarla işlevsiz bırakılması, salt bir usul sorunu değil, mülkiyet hakkı ile organik bağı bulunan etkili başvuru hakkının açık bir ihlali bağlamında değerlendirilmektedir. Yerleşik içtihatlar uyarınca, devletin bireylere alacaklarını tahsil edebilecekleri uygun hukuki yolları sadece teorikte sunması yetmez; bu yolları pratikte de ulaşılabilir ve etkili kılma pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır.

Diğer taraftan, yargılamaların gereğinden fazla uzun sürmesine ilişkin yoğun şikâyetler bakımından Anayasa m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma ve makul sürede yargılanma hakkı devreye girmektedir. Ancak usul hukukundaki çok önemli bir güncelleme olan ve 12/3/2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile 6384 sayılı Kanun'a eklenen 5/A maddesi dikkate alınmalıdır. Bu kanuni düzenleme uyarınca, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarına yönelik yeni, hızlı ve tüketilmesi zorunlu bir idari başvuru yolu oluşturulmuştur. Bu yenilik uyarınca, Anayasa Mahkemesinde derdest olan başvurular bakımından Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi katı bir dava şartı hâline getirilmiş, aksi durumun bireysel başvurunun ikincilliği ilkesiyle ve anayasal sistematiğin işleyişiyle bağdaşmayacağı prensibi kararlılıkla benimsenmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun yargılamanın çok uzun sürmesi sebebiyle makul sürede yargılanma hakkı ile hukuki yolların kapatılması sebebiyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialarını, somut olayın kendine has dinamiklerine ve güncel mevzuat değişikliklerine göre ayrı başlıklar altında titizlikle incelemiştir. Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyet yönünden yapılan kapsamlı incelemede, yakın tarihte hukuk sistemimize dâhil edilen yasal düzenlemeler derhâl gözetilmiştir. 7499 sayılı Kanun ile mevzuatımıza kazandırılan değişiklikler çerçevesinde, mahkeme süreçlerinin uzun sürmesinden kaynaklı hak ihlallerinin ve mağduriyetlerin çok daha hızlı ve etkin bir şekilde giderilmesi amacıyla Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna başvuru imkânı tanınmıştır. Yüksek Mahkeme, bu yeni idari başvuru yolunun ilk bakışta kolayca ulaşılabilir olduğunu, ihlal iddialarıyla ilgili ciddi bir başarı şansı sunduğunu ve oluşan zararlar için yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip olduğunu hukuken tespit etmiştir. Bu makul gerekçelerle, başvurucunun söz konusu tüketilmesi zorunlu idari yola hiç başvurmadan doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmış olması, başvuru yollarının tüketilmemesi kuralı gereğince usulden kabul edilemez bulunmuştur.

Mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlali iddiasına yönelik yapılan esastan hukuki incelemede ise, benzer nitelikteki emsal kararlar ışığında derinlemesine bir değerlendirme yapılmıştır. Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere başvurucu, şirkete yatırdığı parasının iadesini sağlamak amacıyla, kanunların kendisine tanıdığı yasal yollara uygun bir şekilde zamanında başvurmuş ve hakkını aramak için davasını açmıştır. Ancak, yerel mahkemelerdeki yargılama süreci hâlen derdest iken yasama organı tarafından sürece müdahil olunarak yapılan yeni bir kanuni düzenleme ile başvurucunun alacağını tahsil etme imkânı ve hukuki enstrümanları bütünüyle ortadan kaldırılmıştır. Yargılamaya konu edilen hukuki mekanizmanın ve takip yollarının sonradan çıkarılan bir kanunla işletilemez hâle getirilmesi, bireyin hakkını arama ve mülkiyetini koruma çabasını baştan sona anlamsız ve etkisiz kılmıştır. Bu durum, anayasal güvence altındaki hak arama yollarının devlet eliyle fiilen kullanılamaz hâle getirilmesi anlamına gelmektedir ve hakkın özüne doğrudan, orantısız bir müdahale niteliği taşımaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılması amacıyla kararın Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderilmesi yönünde karar vermiştir.

Paramı almak için dava açtım, sonradan çıkan yasa davamı engeller mi? expand_more
Anayasa Mahkemesinin güncel emsal kararlarına göre, hukuki yollara başvurarak başlattığınız alacak davası devam ederken, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla davanızın ve tahsilat imkânınızın sonuçsuz bırakılması anayasal hakların ihlalidir. Bireylerin haklı alacaklarının tahsili amacıyla başlattıkları hukuki süreçlerin, geriye yürür şekilde yasal düzenlemelerle engellenmesi; mülkiyet hakkı ve bu hakla bağlantılı olan etkili başvuru hakkına yönelik ağır bir müdahale olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla, yargılama sürecinin ortasında çıkarılan yasalar meşru beklentilerinizi ve alacağı tahsil etme imkânınızı sıfıra indiremez.
Devlet yasa çıkarıp devam eden alacak davamı sonuçsuz bırakabilir mi? expand_more
Hayır, devletin yasama organı aracılığıyla, yargı süreci derdest iken (devam ederken) çıkaracağı torba yasalar veya özel düzenlemelerle bireylerin tahsilat imkânını bütünüyle ortadan kaldırması hukuka aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, yargılamaya konu edilen hukuki mekanizmaların sonradan çıkarılan bir kanunla işletilemez hâle getirilmesini, hak arama özgürlüğünün devlet eliyle fiilen kullanılamaz kılınması ve hakkın özüne doğrudan, orantısız bir müdahale olarak görmektedir. Kanun koyucu, sürmekte olan davaları ve bireylerin hukuki kazanımlarını ortadan kaldıracak boyutta geriye dönük düzenlemeler yapamaz.
Mahkemem çok uzun sürdüğü için doğrudan AYM'ye dava açabilir miyim? expand_more
Mahkemenizin uzun sürmesi, yani makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuru yapmanız artık usulen mümkün değildir. 12 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile mevzuatımızda yeni bir hukuki yol oluşturulmuştur. Mahkeme süreçlerinin uzun sürmesinden kaynaklı mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla, öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna başvurmanız zorunlu bir dava şartı hâline getirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu komisyon yolunu tüketmeden yapılan bireysel başvuruları "başvuru yollarının tüketilmemesi" kuralı gereğince usulden kabul edilemez bulmaktadır.
Şirkete yatırdığım paramı yasa çıksa bile mahkemeyle geri alabilir miyim? expand_more
Evet, şirketlerin ortaklık yapılarına güvenerek para yatıran ancak geri alamayan mağdurlar, alacaklarının tahsili için mahkemeye başvurduklarında yüksek anayasal koruma altındadırlar. Anayasa'nın 35. maddesi mülkiyet hakkını, 40. maddesi ise bu hakkın korunması için etkili bir biçimde yetkili makamlara başvurma imkânını güvence altına alır. Alacak davanız devam ederken çıkarılan bir yasa, yürüttüğünüz tahsilat mekanizmasını tamamen işlevsiz hâle getirse dahi; Anayasa Mahkemesi bu durumu anayasaya aykırı bularak ihlal kararı vermekte ve yeniden yargılama yapılması amacıyla dosyayı ilgili mahkemeye geri göndermektedir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir