Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Ayşe Gökkan ve Ahmet Dinç Kararı 2021/24622 B.

Anayasa Mahkemesi Ayşe Gökkan ve Ahmet Dinç Kararı 2021/24622 B.

Bu karar, ceza yargılamalarında sanıkların delil toplatma, tanık dinletme ve keşif yapılması gibi usule ilişkin taleplerinin mahkemeler tarafından reddedilmesinin hangi durumlarda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal edeceğinin sınırlarını belirlemesi açısından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargılama makamlarının delilleri değerlendirme konusundaki geniş takdir yetkisine işaret ederek, davanın esasına etki etmeyecek veya dosyada zaten yeterince aydınlatılmış hususlara ilişkin gereksiz taleplerin reddedilmesinin adil yargılanma hakkına bir müdahale oluşturmadığını vurgulamıştır.
search

Anayasa Mahkemesi
Ayşe Gökkan ve Ahmet Dinç Kararı 2021/24622 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/24622
Karar Tarihi 14.01.2025
Taraf Ayşe Gökkan ve Ahmet Dinç
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Silahların eşitliği taraflara adil imkân sunmayı gerektirir.
Gereksiz keşif taleplerinin reddi ihlal oluşturmaz.
Tutanak mümzilerinin dinlenmemesi her durumda ihlal sayılmaz.
Kararlardaki gerekçelerin yeterliliği adil yargılanmanın teminatıdır.

Bu karar, ceza yargılamalarında sanıkların delil toplatma, tanık dinletme ve keşif yapılması gibi usule ilişkin taleplerinin mahkemeler tarafından reddedilmesinin hangi durumlarda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal edeceğinin sınırlarını belirlemesi açısından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargılama makamlarının delilleri değerlendirme konusundaki geniş takdir yetkisine işaret ederek, davanın esasına etki etmeyecek veya dosyada zaten yeterince aydınlatılmış hususlara ilişkin gereksiz taleplerin reddedilmesinin adil yargılanma hakkına bir müdahale oluşturmadığını vurgulamıştır.

Benzer davalarda emsal teşkil edecek bu yaklaşım, özellikle resmi tutanaklara dayalı iddiaların çürütülmesi için sanıkların ileri sürdüğü keşif ve yüzleştirme gibi taleplerin, dosyadaki diğer destekleyici delillerle, yani fotoğraflar, tanık ve sanık ikrarları gibi bulgularla bir bütün halinde değerlendirileceğini göstermektedir. Uygulamada mahkemelerin, sanığın savunma imkânını tamamen ortadan kaldırmadığı veya onu iddia makamı karşısında belirgin bir şekilde dezavantajlı duruma düşürmediği sürece, toplanan somut delillerle yetinerek karar verebileceği teyit edilmiştir. Böylelikle, yargılamanın gereksiz yere uzatılmasını önlemek amacıyla makul ve yeterli gerekçeyle reddedilen usul taleplerinin, silahların eşitliği ilkesini zedelemeyeceği net bir şekilde ortaya konmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Olay tarihinde Nusaybin Belediye Başkanı olan Ayşe Gökkan ile Belediye Başkan Yardımcısı olan Ahmet Dinç hakkında, belediyeye ait resmi araçların ve kamu kaynaklarının yasa dışı bir amaçla, terör örgütü mensuplarına ait sözde bir şehitlik inşasında ve çevre düzenlemesinde kullandırıldığı iddiasıyla dava açılmıştır. Olay yerinde jandarma ekiplerince tutulan tutanaklar ve çekilen fotoğraflar üzerine başlatılan soruşturma sonucunda her iki kişi hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmış ve yerel mahkemece hapis cezasına hükmedilmiştir.

Başvurucular, bu yargılama sırasında olay yerinde keşif yapılması ve tutanağı düzenleyen kolluk görevlilerinin duruşmada tanık olarak dinlenip kendileriyle yüzleştirilmesi taleplerinde bulunmuştur. Ancak mahkeme, dosyadaki fotoğraf ve diğer delillerin yeterli olduğunu belirterek bu talepleri reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucular, delil toplatma taleplerinin karşılanmaması sebebiyle savunma haklarının kısıtlandığını ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini öne sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile bu hakkın en temel unsurlarından olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine dayanmıştır.

Adil yargılanma hakkı kapsamında güvence altına alınan silahların eşitliği ilkesi, bir davada davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulmasını güvence altına almaktadır. Bu ilke gereğince, taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf, dezavantajlı bir duruma düşürülmeden iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirebilmesi ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması büyük önem taşır.

Silahların eşitliği ilkesinin zorunlu bir tamamlayıcısı niteliğindeki çelişmeli yargılama ilkesi ise kural olarak bir ceza veya hukuk davasında tüm taraflara, dosyaya sunulan tüm deliller, görüşler ve kanıtlar hakkında bilgi sahibi olma ve bunlara karşı kendi görüşlerini bildirme, itiraz edebilme imkânı tanınmasını zorunlu kılmaktadır. Yargılama makamlarının tarafları dinlememesi veya delillere karşı çıkma imkânı vermemesi, yargılamanın hakkaniyetine gölge düşürecek ve adil yargılanma hakkının zedelenmesine neden olabilecektir.

Somut uyuşmazlığın temelini oluşturan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 257 kapsamındaki görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin yapılan yargılamalarda, tarafların delillerini sunma ve inceletme hakkı en kritik savunma araçlarından biridir. Ancak Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, belirli bir davada delilleri değerlendirme, hangi delillerin toplanıp toplanmayacağına karar verme ve gösterilen delilin davanın esasıyla doğrudan ilgili olup olmadığını takdir etme yetkisi kural olarak yargılamayı yürüten derece mahkemelerinin inisiyatifindedir.

Mahkemelerin, sanıkların keşif yapılması, belirli bir tanığın dinlenmesi veya yüzleştirme işlemi gerçekleştirilmesi gibi taleplerini reddetmesi otomatik olarak bir hak ihlali doğurmaz. Burada belirleyici olan kriter, bu ret kararının sanığı iddia makamı karşısında usuli açıdan belirgin ve önemli ölçüde dezavantajlı duruma düşürüp düşürmediğidir. Mahkemeler, dosyada mevcut tutanaklar, çekilmiş fotoğraflar ve toplanmış ifadeler gibi delillerin maddi gerçeği aydınlatmak için yeterli olduğuna kanaat getirir ve bu durumu ilgili ve yeterli bir gerekçeyle kararında açıklarsa, ilave delil toplanması taleplerinin reddedilmesi silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırılık teşkil etmeyecektir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği yönündeki iddialarını davanın özel şartları ve dosya kapsamındaki deliller ışığında detaylı bir şekilde incelemiştir. İlk derece mahkemesinin görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet kararını tesis ederken dayandığı temel delillerin; jandarma komutanlığı tarafından olay yerinde düzenlenen resmi tutanaklar, çekilen güncel fotoğraflar, İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan raporlar ile mahkeme huzurunda alınan tanık ve sanık beyanları olduğu tespit edilmiştir.

Yargılama sürecinde ikinci başvurucu, mahkûmiyete esas alınan tutanağı düzenleyen jandarma görevlileriyle yüzleştirilme ve belediye araçlarının taşıdıkları malzemeleri tam olarak nereye boşalttığının tespiti için olay mahallinde keşif yapılması taleplerinde bulunmuştur. Yerel mahkeme ise söz konusu bölgenin bilinen ve teröre müzahir riskli bölgelerden olması nedeniyle olay anında yerinde tespit yapılamadığını, olayın üzerinden geçen uzun zaman dilimi de dikkate alındığında keşfin anlık durumu yansıtmayacağını belirtmiştir. Mahkeme, dosyadaki fotoğraf ve raporların yeterli olduğunu vurgulayarak yargılamayı uzatmaya yönelik bu keşif ve yüzleştirme taleplerini ilgili ve yeterli bir gerekçeyle reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi, olay gününe ait fotoğraflardan ve belediyede çalışan diğer tanıkların beyanlarından, belediyeye ait araçların olay yerinde yetkisiz şekilde bulunduğunun sabit olduğunu değerlendirmiştir. Başvurucunun kendi beyanlarında da araçların malzeme götürmek üzere bölgeye gönderildiği ve bu işlemin en üst yetkili olan belediye başkanının bilgisi dâhilinde yapıldığı açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca, söz konusu Dağiçi köyünde yasa dışı olarak inşa edilen bölgenin durumuna dair önceden bilgi sahibi olunduğu, buna rağmen mezarlık yapımı için kaymakamlığa herhangi bir resmi başvuru yapılmadığı dikkate alınmıştır. Dosyada bulunan fotoğrafların sıhhatine ve içeriğine yönelik başvurucuların yargılama aşamasında somut ve güçlü bir itirazının bulunmaması da Anayasa Mahkemesinin kararında etkili olmuştur. Tüm bu bulgular ışığında, jandarma tutanaklarının masa başında tutulduğuna yönelik iddiaların, dosyadaki görsel delillerle çürütüldüğü kabul edilmiştir.

Yapılan değerlendirmeler sonucunda, başvurucuların tanık yüzleştirme ve keşif taleplerinin reddedilmesinin onları iddia makamı karşısında dezavantajlı bir konuma düşürmediği, ilk derece mahkemesinin kararını makul, yeterli ve mantıksal gerekçelere dayandırdığı kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Mahkeme olay yerinde keşif yapmazsa yargılama adil olmaz mı? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, mahkemelerin olay yerinde keşif yapma talebini reddetmesi doğrudan adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmez. Eğer mahkeme dosyadaki fotoğraf, tutanak veya ifadeler gibi mevcut delilleri maddi gerçeği aydınlatmak için yeterli buluyorsa ve bu durumu mantıklı, yeterli bir gerekçeyle açıklıyorsa keşif yapılması zorunlu değildir. Önemli olan husus, bu ret kararının savunma tarafını iddia makamı karşısında belirgin ölçüde dezavantajlı duruma düşürmemesidir.
Hâkim tanık dinletme talebimi reddederse hakkım yenmiş mi olur? expand_more
Belirli bir davada delilleri değerlendirme, hangi delillerin toplanıp toplanmayacağına veya hangi tanıkların dinleneceğine karar verme yetkisi kural olarak derece mahkemelerinin takdirindedir. Dosyadaki diğer destekleyici delillerle, yani fotoğraflar, resmi tutanaklar veya sanık ikrarlarıyla olay aydınlatılabiliyorsa, mahkemenin bu talepleri reddetmesi silahların eşitliği ilkesini zedelemez. Mahkemenin, davanın esasına etki etmeyecek veya yargılamayı gereksiz yere uzatacak talepleri makul ve yeterli gerekçelerle reddetmesi hukuka uygundur.
Tutanağı tutan polisi mahkemede sorgulayamaz mıyım? expand_more
Kural olarak çelişmeli yargılama ilkesi gereği tarafların dosyaya sunulan tüm delillere itiraz edebilme ve görüş bildirme hakkı bulunmaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesi, tutanağı düzenleyen görevlilerin (tutanak mümzilerinin) dinlenmemesinin veya onlarla yüzleştirilme talebinin reddedilmesinin her durumda hak ihlali sayılmayacağını belirtmektedir. Mahkeme, dosyada bulunan güncel fotoğraflar ve diğer ifadeler ışığında jandarma tutanaklarının doğruluğunu teyit edebiliyorsa, yargılamayı uzatmaya yönelik bu yüzleştirme talebini gerekçeli olarak reddedebilir.
Dosyadaki fotoğraflar ceza almak için tek başına yeterli midir? expand_more
Dosyaya sunulan delillerin esasa etkisini ve maddi gerçeği yansıtıp yansıtmadığını takdir etme yetkisi yargılamayı yürüten mahkemeye aittir. Yargılama aşamasında dosyada bulunan fotoğrafların içeriğine ve sıhhatine yönelik somut ve güçlü bir itirazınız bulunmuyorsa, mahkeme bu görsel delilleri tanık beyanları ve tutanaklarla bir bütün halinde değerlendirerek mahkûmiyet kararı tesis edebilir. Uygulamada mahkemeler, sanığın savunma imkânını tamamen ortadan kaldırmadığı sürece toplanan bu somut delillerle yetinerek karar verebilmektedir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir