Anasayfa Karar Bülteni AYM | Bülent R. Kılavuzoğlu vd. | BN. 2023/91713

Karar Bülteni

AYM Bülent R. Kılavuzoğlu vd. BN. 2023/91713

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2023/91713
Karar Tarihi 14.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında erimesi hak ihlalidir.
  • Geciken ödemeler mülkiyet hakkına aşırı külfet yükler.
  • Uzun yargılama şikayetlerinde komisyona başvuru yolu zorunludur.

Bu karar, kamulaştırma davalarında mülkiyetin kamuya geçmesi karşılığında ödenmesi gereken bedelin enflasyon karşısında değer kaybetmesinin hukuki sonuçlarını net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma bedellerinin geç ödenmesi veya icra sürecinin uzaması nedeniyle ülkedeki enflasyon oranları karşısında erimesinin, vatandaşın mülkiyet hakkına yönelik ağır ve orantısız bir müdahale teşkil ettiğini bir kez daha güçlü bir şekilde teyit etmiştir. İdarenin borcunu ödemekte gecikmesi, yargı ve icra süreçlerindeki uzamalar nedeniyle paranın alım gücünün düşmesi, vatandaşa kamu yararı kisvesi altında şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklemekte olup mülkiyet hakkının çekirdeğini zedelemektedir.

Emsal nitelikteki bu güncel karar, benzer nitelikteki kamulaştırma uyuşmazlıklarında enflasyon farkının mahkemelerce mutlaka dikkate alınması gerektiğine yönelik açık bir rehber niteliği taşımaktadır. Ayrıca karar, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik iddialarda yeni getirilen yasal düzenlemelerin uygulamadaki yansımasını da ilk elden gözler önüne sermektedir. Nitekim makul sürede yargılanma şikayetleri için Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyete geçen Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun olağan ve zorunlu bir adım olduğu, bu tüketilmesi zorunlu yol aşılmadan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılamayacağı kesin olarak karara bağlanmıştır. Bu yaklaşım, bireysel başvuru sisteminin ikincilliği ilkesini pekiştirmekte ve iç hukuk yollarının etkili kullanımının önemini hukuk camiasına hatırlatmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular Bülent Rıfkı Kılavuzoğlu ve diğerleri, kendilerine ait taşınmazın idare tarafından kamulaştırılması sürecinde yaşadıkları ağır mağduriyetler nedeniyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. İdare tarafından yapılan kamulaştırma işlemi neticesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada hükmedilen kamulaştırma bedelinin başvuru sahiplerine ödenmesi süreci icra aşamasında da oldukça uzamıştır. Başvurucular, yıllara yayılan bu uzun yargılama ve icra süreci ile ödemenin idare tarafından geciktirilmesi nedenleriyle, mahkemece hükmedilen tazminat tutarının yüksek enflasyon karşısında eridiğini ve paranın alım gücünün ciddi şekilde düştüğünü ifade etmişlerdir. Bu kapsamda, idare tarafından ödenmesi gereken kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle anayasal mülkiyet hakkının, yargılamanın makul süreyi katbekat aşması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek Anayasa Mahkemesinden hak ihlali tespiti ve yeniden yargılama talebinde bulunulmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen bu karmaşık uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35 kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 kapsamında yer alan adil yargılanma hakkı altındaki makul sürede yargılanma güvencesine dayanmıştır.

Mülkiyet hakkı bağlamında mahkeme, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen bedellerin idare tarafından geç ödenmesinin, özellikle yüksek enflasyonist ortamlarda paranın reel değerini ve alım gücünü sistematik olarak düşürdüğünü kabul etmektedir. Mahkemenin yerleşik içtihat prensipleri gereğince, kamu makamlarından olan her türlü para alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması, mülkiyet hakkı sahibine şahsi olarak aşırı, tahammül edilemez ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Bu durum, mülkiyetin kamu yararına sınırlandırılmasında devlet ile birey arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi açıkça malik aleyhine bozmaktadır.

Diğer taraftan, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan makul sürede yargılanma hakkı yönünden Türk hukuk sisteminde son dönemde önemli bir yasal değişiklik gündeme gelmiştir. 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun kapsamında yapılan ve yakın zamanda 7499 sayılı Kanun ile eklenen yasal düzenlemeler uyarınca, adli veya idari yargılamaların uzun sürmesine ilişkin şikayetlerin çözümü için öncelikli olarak idari bir başvuru yolu oluşturulmuştur. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru mekanizmasındaki ikincillik vasfı gereğince, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarında öncelikle yasal çerçevesi çizilen bu Tazminat Komisyonuna başvurulması zorunlu bir idari yol olarak belirlenmiştir. Bu yollar usulüne uygun şekilde tüketilmeden doğrudan yapılan başvuruların, bireysel başvuru sisteminin yasal amacıyla bağdaşmadığı kesin bir kurala bağlanmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvuru dosyasını incelediğinde ilk olarak başvurucuların adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialarını ele almıştır. Bu kapsamda yapılan usuli inceleme neticesinde, 7499 sayılı Kanun ile 6384 sayılı Kanun'da yapılan son yasal değişiklikler çerçevesinde, makul sürede yargılanma şikayetleri için Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun açık olduğu ve yürürlüğe girdiği tespit edilmiştir. Mahkeme, bireysel başvurunun en temel özelliklerinden olan ikincil niteliği gereğince, hukuken ilk bakışta ulaşılabilir olan ve mağduriyeti giderme konusunda başarı şansı sunan bu komisyon yolu tüketilmeden yapılan başvuruların esastan incelenemeyeceğini belirtmiştir. Bu yasal zorunluluk nedeniyle, makul sürede yargılanma hakkı yönünden yapılan başvuru, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Başvurucuların temel isyanı olan mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden yapılan esasa ilişkin incelemede ise, hükmedilen kamulaştırma bedelinin geçen uzun yıllar içinde enflasyon karşısında ciddi şekilde eridiği saptanmıştır. Yüksek Mahkeme, önceki yerleşik emsal kararlarına atıf yaparak, kamulaştırma bedellerinin devleti temsil eden kurumlarca geç ödenmesi ve bu süreçte oluşan enflasyon farkının hiçbir şekilde telafi edilmemesinin mülk sahibine orantısız ve haksız bir külfet yüklediğini vurgulamıştır. Somut olayda başvuruculara takdir edilen kamulaştırma bedelinin, yargılama ve sonrasındaki icra süreci boyunca geçen yıllar zarfında enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğradığı ve bu ekonomik erimenin başvurucular üzerinde katlanılması zor olağan dışı bir yük oluşturduğu net olarak tespit edilmiştir. Bu ekonomik tablonun Anayasa ile korunan mülkiyet hakkının açık ve ağır bir ihlali olduğuna karar verilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması için kararın bir örneğini İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesine göndermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: