Anasayfa Karar Bülteni AYM | Seydi Tercan | BN. 2020/27697

Karar Bülteni

AYM Seydi Tercan BN. 2020/27697

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2020/27697
Karar Tarihi 23.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Silahların eşitliği ilkesi adil yargılanmanın temelidir.
  • Çelişmeli yargılamada delillere itiraz imkânı tanınmalıdır.
  • Tanık dinletme talebinin reddi gerekçelendirilmelidir.
  • Cezaevi disiplin cezalarında adil yargılanma esastır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında mahpuslara verilen disiplin cezalarının yargısal denetimi açısından son derece kritik bir hukuki öneme sahiptir. Karar, idarenin tek taraflı olarak tuttuğu tutanakların yargı makamları önünde çürütülemez ve mutlak bir doğru olarak kabul edilemeyeceğini, mahpusların bu tutanakların aksini ispat etmek için sunduğu delillerin yargı makamlarınca titizlikle toplanması ve derinlemesine değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, özgürlüğünden yoksun bırakılmış ve devlet gücü karşısında dezavantajlı konumda olan bireyler için de eksiksiz şekilde işletilmesi gerektiği güvence altına alınmaktadır.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi değerlendirildiğinde, bu karar infaz hâkimliklerinin inceleme usullerinde köklü bir standart değişikliğini zorunlu kılmaktadır. İnfaz hâkimlikleri, cezaevi idaresinin kararlarını salt dosya üzerinden ve yalnızca idarenin sunduğu memur tutanaklarına dayanarak şeklen onaylama pratiğinden vazgeçmek durumundadır. Mahpusun olay yerindeki diğer bağımsız tanıkların dinlenmesi veya objektif nitelikteki kamera kayıtlarının celbedilmesi gibi davanın sonucunu esastan değiştirebilecek nitelikteki haklı talepleri artık mahkemeler tarafından gerekçesiz olarak reddedilemez. Bu durum, idari işlemlerin yargısal denetiminin yüzeysel bir incelemeden ibaret olamayacağını, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için taraflara iddia ve savunma bağlamında eşit silahların sunulduğu gerçek bir yargılama faaliyetinin icra edilmesi gerektiğini kesin bir dille hukuk sistemimize yerleştirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İzmir'de bir ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu Seydi Tercan, kapalı görüş ziyareti sırasında koğuş arkadaşları ile infaz koruma memurları arasında yaşanan bir tartışmaya dâhil olmuştur. Başvurucunun koğuş arkadaşına yasal görüşme süresini hatırlatması üzerine memurlarla arasında sözlü bir gerginlik yaşanmış ve memurlar tarafından başvurucu hakkında tutanak tutulmuştur. Bu tutanağa dayanılarak cezaevi disiplin kurulu tarafından başvurucuya bir ay süreyle etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası verilmiştir.

Başvurucu, olay gününe ait kamera kayıtlarının izlenmesi ve olaya şahit olan diğer mahpusların tanık olarak dinlenmesi talebiyle infaz hâkimliğine başvurarak karara itiraz etmiştir. Ancak infaz hâkimliği, başvurucunun delillerini toplamamış, yalnızca tutanağı tutan memurların ifadelerini alarak başvurucunun şikâyetini reddetmiştir. Uyuşmazlık, cezaevi idaresinin iddialarına karşı başvurucunun sunduğu lehe delillerin toplanmaması sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde ele almıştır. Disiplin cezalarının, kişilerin haberleşme, iletişim veya ziyaretçi kabulü gibi temel medeni haklarını kısıtlaması nedeniyle bu davaların adil yargılanma hakkının maddi koruma alanı içinde kaldığı kabul edilmiştir.

Yargılamanın merkezinde yer alan silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulmasını ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını mahkeme önünde makul bir şekilde dile getirme fırsatına sahip olmasını emretmektedir. Bununla doğrudan bağlantılı olan çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dava dosyası hakkında tam bir bilgi sahibi olma, karşı tarafın sunduğu delillere itiraz etme ve kendi karşı delillerini sunma hakkının tanınmasını zorunlu kılar.

Özellikle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun uyarınca verilen disiplin cezalarında, yargılamaya konu işlemin temel dayanağı çoğunlukla idare personeli tarafından tutulan tutanaklardır. Yargılama makamlarının, sadece bu tutanaklara ve tutanağı düzenleyenlerin beyanlarına dayanarak karar vermesi, başvurucunun aksini ispat etme hakkını fiilen elinden alır. Bu bağlamda, adaletin sağlanması için tutanağa karşı başvurucunun ileri sürdüğü iddia ve delillerin dosyaya celbedilmesi, kamera kayıtlarının izlenmesi ve bağımsız tanıkların dinlenmesi güçler dengesinin kurulması açısından anayasal bir zorunluluktur. Aksi takdirde, devletin kamu gücünü kullanan memurları karşısında birey tamamen savunmasız bırakılmış olur ve yargılama faaliyeti hakkaniyete aykırı bir şekle dönüşür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuya verilen disiplin cezasının, yalnızca cezaevi görevlileri tarafından düzenlenen tutanak ve yine bu görevlilerin soruşturma sırasındaki beyanlarına dayandığını tespit etmiştir. Başvurucu, infaz hâkimliğine sunduğu itiraz dilekçesinde tutanakta yazılanların gerçeği yansıtmadığını, olay sırasında etrafta sürece şahit olan diğer mahpusların bulunduğunu belirterek bu kişilerin tanık olarak dinlenmesini ve koridordaki kamera görüntülerinin incelenmesini açıkça talep etmiştir.

Buna karşın infaz hâkimliği, başvurucunun savunmasını destekleyebilecek nitelikteki bu hayati delilleri toplamamış, kamera kayıtlarını getirtmemiş ve olay anında orada bulunan bağımsız mahpus tanıkları dinlememiştir. Hâkimlik yalnızca ilgili ceza infaz kurumuna yazı yazmış, idare ise yine sadece tutanağı düzenleyen ve olayın tarafı olan görevlilerin ifadelerini mahkemeye göndermiştir. Mahkemece sadece bu tutanağa ve memur beyanlarına itibar edilmiş, diğer delillere neden başvurulmadığına, başvurucunun tanıklarının neden dinlenmediğine dair makul, mantıklı ve ikna edici hiçbir yasal gerekçe sunulmamıştır.

Anayasa Mahkemesi, disiplin soruşturması ve itiraz yargılaması sürecini bir bütün olarak değerlendirdiğinde, başvurucu hakkında verilen cezada belirleyici nitelikte olan bağımsız tanıkların dinlenmemesinin ve kamera kayıtları gibi objektif delillerin incelenmemesinin başvurucuyu idare karşısında önemli ölçüde dezavantajlı duruma düşürdüğünü saptamıştır. Mahkemenin, hükme esas alınan idare delillerinin aksinin ispat edilmesi imkânını başvurucuya tanımaması, usul kurallarının taraflar arasında adil olmayan bir şekilde sadece idare lehine işletilmesi anlamına gelmektedir. Savunma makamının menfaatlerini koruyan temel usuli güvencelerin sağlanmaması, söz konusu yargılamayı bir bütün hâlinde hakkaniyetten ve adil olmaktan çıkarmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: