Karar Bülteni
AYM Levent Şit BN. 2020/35795
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2020/35795 |
| Karar Tarihi | 16.05.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Silahların eşitliği ilkesi adil yargılanmanın temelidir.
- Savunma delilleri gerekçesiz bir şekilde reddedilemez.
- Çelişmeli yargılamada delillere itiraz imkânı tanınmalıdır.
- Mahkemeler sanığın itirazlarını kararda karşılamakla yükümlüdür.
Bu karar, ceza yargılamalarında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ne denli hayati bir öneme sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Anayasa Mahkemesi, sanığın suçu işlemediğine dair sunduğu tanık beyanları ve keşif talebi gibi savunma delillerinin mahkemelerce göz ardı edilmesini, adil yargılanma hakkına yönelik ağır bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Özellikle tek bir müştekinin çelişkili ifadelerine dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi ve savunmanın sunduğu aksi yöndeki kanıtların hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedilmesi, yargılamanın hakkaniyetini temelden sarsmıştır.
Benzer ceza davalarındaki emsal etkisi bakımından bu karar, derece mahkemelerinin karar gerekçelerini oluştururken ne ölçüde titiz davranmaları gerektiğine dair kesin bir sınır çizmektedir. Hâkimlerin, yalnızca iddia makamının veya müştekinin sunduğu delilleri dikkate alması yeterli değildir; aynı zamanda sanığın sunduğu karşı delilleri, olay anında başka bir yerde olduğunu gösteren tanık beyanlarını ve maddi gerçeği ortaya çıkaracak keşif gibi talepleri de makul bir gerekçeyle karşılaması zorunludur. Uygulamada, savunmanın esaslı itirazlarının kanun yolu mercilerince de şablon gerekçelerle geçiştirilmesi, bu kararla birlikte kesin bir ihlal nedeni olarak pekiştirilmiş, mahkemelere savunma hakkına riayet etme konusunda güçlü bir uyarı yapılmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Olay, bir aracın camının kırılarak hırsızlığa teşebbüs edilmesiyle başlamıştır. Müşteki, gece vakti aracının camını kıran kişiyi gördüğünü ve bu kişiyi takip ettiğini belirterek şikâyetçi olmuştur. Kolluk kuvvetleri tarafından yapılan soruşturmada müşteki, tesadüfen bir arkadaşının evinde bulunan başvurucu Levent Şit'i olaydan iki gün sonra sokakta görerek fail olarak teşhis etmiştir. Başvurucu ise olay saatinde başka bir yerde arkadaşlarıyla birlikte olduğunu tanık beyanlarıyla ortaya koymuş, müştekinin evinden olayın yaşandığı sokağı ve binayı görmesinin imkânsız olduğunu savunarak keşif yapılmasını talep etmiştir. Buna rağmen yerel mahkeme, başvurucunun hırsızlığa teşebbüs ve mala zarar verme suçlarından cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvurucu, savunma delillerinin toplanmaması ve esaslı itirazlarının dikkate alınmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının alt unsurları olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine dayanmıştır. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarından birinin diğerine nazaran daha zayıf bir duruma düşürülmemesini ve iddia makamı ile savunma makamı arasında adil bir denge kurulmasını zorunlu kılar.
Çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dosyaya sunulan tüm delilleri inceleme, bunlara karşı çıkma ve kendi lehlerine olan delilleri sunma imkânı verilmesini ifade eder. Ceza muhakemesinde maddi gerçeğe ulaşılabilmesi için şüphelinin veya sanığın delillerinin de iddia makamının delilleriyle eşit ağırlıkta değerlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle başvurucunun cezalandırılmasına dayanak yapılan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.142 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.151 kapsamındaki suçlamalarda, mahkûmiyet kararının şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanması şarttır.
Yerleşik içtihat prensiplerine göre, derece mahkemelerinin kararları, taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileme potansiyeli taşıyan esaslı iddia ve itirazlar hakkında yeterli gerekçe içermek zorundadır. Sanığın olay anında başka bir yerde olduğunu gösteren istikrarlı tanık beyanlarının mahkemece neden inandırıcı bulunmadığı veya müştekinin olayı görme ihtimalinin bulunup bulunmadığına yönelik keşif taleplerinin neden reddedildiği makul bir şekilde açıklanmalıdır. Aksi takdirde, savunmanın sunduğu delillerin etkisiz kılınması, yargılamanın hakkaniyetini ortadan kaldırır ve usule ilişkin güvenceleri bütünüyle anlamsız hâle getirir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken ilk derece mahkemesinin yargılama sürecindeki tutumunu ve delilleri değerlendirme biçimini ele almıştır. Dosya kapsamında, başvurucunun olay gecesi başka bir yerde arkadaşlarıyla birlikte olduğuna dair tutarlı tanık beyanları bulunmasına rağmen, mahkemenin bu beyanlara neden itibar etmediğini geçerli bir gerekçeyle açıklamadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, müştekinin ilk ifadesi ile teşhis işlemi sırasındaki beyanları arasında çelişkiler olduğu, başvurucunun fiziksel özelliklerinin müştekinin olay gecesi verdiği eşkâl bilgileriyle örtüşmediği anlaşılmıştır.
Başvurucunun, müştekinin evinden olayın yaşandığı sokağı görmesinin fiziksel olarak mümkün olmadığını belirterek olay yerinde keşif yapılması yönündeki makul talebi de derece mahkemeleri tarafından dikkate alınmamıştır. İstinaf makamı olan Bölge Adliye Mahkemesi de başvurucunun bu esaslı itirazlarına yönelik hiçbir ek gerekçe sunmamış, yalnızca ispat bakımından ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinin yerinde olduğunu belirterek istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Anayasa Mahkemesi, müştekinin duruşmalara katılmaması nedeniyle yüzleştirme yapılmasından da vazgeçildiğini, olay yeri inceleme raporunda aracın camının kırıldığına değil, sadece çatladığına dair bulgular olduğunu gözlemlemiştir. Tüm bu eksiklikler ve çelişkiler karşısında, başvurucunun iddialarının ve sunduğu savunma delillerinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun şekilde karşılanmadığı vurgulanmıştır. Yargılama süreci bir bütün olarak ele alındığında, başvurucunun usule ilişkin imkânlar yönünden iddia makamı ve müşteki karşısında oldukça dezavantajlı ve zayıf bir konuma düşürüldüğü tespit edilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir / başvuruyu kabul etmiştir.