Anasayfa Karar Bülteni AYM | İbrahim Kalkan ve Diğerleri | BN. 2021/19783

Karar Bülteni

AYM İbrahim Kalkan ve Diğerleri BN. 2021/19783

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/19783
Karar Tarihi 30.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sendikal fesih iddiaları bütüncül olarak incelenmelidir.
  • İspat yükünde sendikal faaliyet kriterleri gözetilmelidir.
  • Yargı mercileri anayasal güvenceleri dikkate almakla yükümlüdür.
  • Fesih sebebinin ispatında salt üye sayısına bakılamaz.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu ihlal kararı, iş hukuku pratiğinde sıklıkla karşılaşılan sendikal nedenle fesih iddialarının yargı mercilerince nasıl incelenmesi gerektiğine dair oldukça kritik bir hukuki standart getirmektedir. Karar, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin iş sözleşmelerinin sonlandırılmasında sendikal nedenlerin varlığını araştırırken yalnızca yüzeysel ve şeklî istatistiklere dayanmalarının hukuken yetersiz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Mahkemelerin, işverenin feshinin ardındaki gerçek saiki belirlemek için sendika üye sayısındaki artış veya azalış gibi nicel verilerin ötesine geçerek nitel bir inceleme yapmaları zorunlu kılınmıştır.

Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi son derece güçlüdür. Özellikle bölge adliye mahkemelerinin, ilk derece mahkemelerinin sendikal baskı ve yönlendirmelere ilişkin yaptığı detaylı tespitleri somut ve ikna edici karşı gerekçeler sunmadan ortadan kaldıramayacağı vurgulanmıştır. İşçilerin toplu iş sözleşmesinden faydalanma taleplerinin işveren üzerinde baskı oluşturduğu yönündeki yargısal yorumların sendika hakkının özüne ciddi bir zarar verdiği tespit edilmiştir. Uygulamada, sendikal tazminat ve işe iade talepli davalarda mahkemelerin ispat yükü ve delil değerlendirme süreçlerinde Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay tarafından belirlenen objektif kriterleri eksiksiz bir şekilde uygulaması gerektiği, aksi takdirde anayasal bir hak olan sendika hakkının ihlal edilmiş sayılacağı kesin bir dille hüküm altına alınmıştır. Bu durum, işçi sendikalarının örgütlenme özgürlüğünü yargısal boyutta güvence altına alan sağlam bir içtihat adımıdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, çalıştıkları işyerlerinde iş sözleşmelerinin sendikal faaliyetleri ve sendika üyelikleri sebebiyle haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek işverene karşı işe iade ve sendikal tazminat talepli davalar açmıştır. Davaların bir kısmında ilk derece mahkemesi, işverenin sendikal baskı uyguladığını ve feshin sendikal nedene dayandığını tespit ederek davayı kabul etmiş ancak istinaf mahkemesi bu kararı kaldırarak davayı kesin olarak reddetmiştir. Diğer başvurucuların davalarında ise ilk derece mahkemeleri, fesih sonrası sendikalı işçi sayısındaki artış veya istifa etmeyen işçilerin varlığı gibi birtakım gerekçelerle sendikal fesih iddiasının ispatlanamadığına hükmetmiş ve bu ret kararları kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Başvurucular, yargı mercilerinin eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelerle ret kararı vermesinin sendika hakkını, yargılamaların oldukça uzun sürmesinin ise makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığın çözümünde temel norm olarak Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkını merkeze almıştır. Bu anayasal güvencenin yasal düzeydeki izdüşümü olan 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.25 hükmü, işçilerin sendikaya üye olmaları veya sendikal faaliyetlerde bulunmaları nedeniyle işten çıkarılamayacağını ve herhangi bir şekilde farklı işleme tabi tutulamayacağını emretmektedir. İlgili kanun maddesine göre, iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiasıyla açılacak davalarda feshin nedenini ispat yükümlülüğü doğrudan işverene, feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını ve gizli bir sendikal nedene dayandığını ispat yükümlülüğü ise işçiye aittir.

Yerleşik Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihatları ve Anayasa Mahkemesi prensipleri uyarınca, bir feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığının tespiti belirli objektif kriterlerin incelenmesini gerektirir. Bu kapsamda mahkemelerce; fesih tarihine yakın zamanlarda işyerinde çalışan toplam işçi sayısı, sendikalı ve sendikasız işçi oranları, işten çıkarılanların ne kadarının sendikalı olduğu, yeni işçi alınıp alınmadığı, toplu iş sözleşmesi sürecinin işletilip işletilmediği ve feshin en son çare olarak uygulanıp uygulanmadığı gibi hususların derinlemesine araştırılması zorunludur. Ayrıca sendikal faaliyet kavramının sadece sendika üyeliğiyle sınırlı olmadığı, sendika lehine propaganda yapmak veya örgütlenmeyi desteklemek gibi meşru eylemlerin de bu kapsamda korunması gerektiği doktrin ve içtihatlarla sabittir. Yargı mercileri, işverenin savunmaları ile işçinin iddialarını bu kurallar çerçevesinde çelişmeli olarak değerlendirmek ve ulaşacakları sonucu somut olayın koşullarına uygun, yeterli ve ilgili bir gerekçeyle açıklamakla yükümlüdür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların bireysel dosyalarını ayrı ayrı ele alarak derece mahkemelerinin kararlarını hukuki bir denetime tabi tutmuştur. İbrahim Kalkan ve Selçuk Oğuz yönünden derece mahkemelerinin, başvurucuların toplu iş sözleşmesinden faydalanma taleplerini işveren üzerinde doğrudan bir baskı oluşturan unsur olarak nitelendirmesi ve sendikal fesih iddiasını bu dar bakış açısıyla reddetmesi, yasal kriterlerin eksik uygulandığına açık bir şekilde işaret etmiştir. İsmail Soylu başvurusunda ise yargı mercilerinin salt fesihten sonra sendika üye sayısındaki artışa dayanarak feshin sendikal olmadığı sonucuna varması son derece yüzeysel bulunmuştur. Benzer şekilde Umut Özkan yönünden mahkemelerin sadece istifa etmeyen sendikalı işçilerin varlığına dayanarak davayı reddetmesi, sendikal ayrımcılığın tespitinde kullanılması gereken bütüncül kriterlerin yargılamada tamamen göz ardı edildiğini göstermiştir.

Mehmet Bulut'un dosyasında ise ilk derece mahkemesinin üye sayısındaki düşüşü, işyerindeki baskı ortamını ve tanık beyanlarını detaylıca inceleyerek feshin sendikal nedene dayandığını tespit etmesine rağmen, istinaf mahkemesinin bu somut ve gerçekçi değerlendirmeleri dikkate almadan matbu ve soyut gerekçelerle davanın reddine karar vermesi ciddi bir hukuki eksiklik olarak nitelendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, tüm bu dosyalarda derece mahkemelerinin ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde geliştirilen sendikal fesih kriterlerini somut olaylara uygulamadığını, dolayısıyla uyuşmazlıklarda devletin pozitif yükümlülüklerinin gerektirdiği standartta yeterli ve ilgili bir yargısal gerekçe ortaya konulamadığını tespit etmiştir.

Öte yandan, başvurucuların yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları, yeni hukuki düzenlemeler uyarınca Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden doğrudan bireysel başvuru yapıldığı gerekçesiyle kabul edilemez bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: