Anasayfa Karar Bülteni AYM | Erdal Karabulut | BN. 2019/12374

Karar Bülteni

AYM Erdal Karabulut BN. 2019/12374

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2019/12374
Karar Tarihi 06.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sendikal eylemler sendika hakkının çekirdek alanındandır.
  • Disiplin cezaları öngörülebilir kanuni dayanağa sahip olmalıdır.
  • Kuralın kıyasen uygulanması hukuki belirliliği zedelememelidir.
  • Siyasi eleştiri amire hakaret kapsamında değerlendirilemez.

Bu karar, kamu görevlilerinin sendikal faaliyetleri kapsamında yaptıkları basın açıklamaları ve ifade açıklamaları nedeniyle maruz kaldıkları disiplin cezalarının hukuki dayanağı açısından büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlisine verilen disiplin cezasının kanunilik şartını taşıması için eylem ile uygulanan kanun hükmü arasında açık, net ve anlaşılır nitelikte objektif bir bağ bulunması gerektiğini vurgulamıştır. Sendikal eylemde dile getirilen siyasi eleştirilerin zorlama bir yorumla "amire veya maiyetindekilere hakaret" kapsamında değerlendirilmesi hukuki belirlilik ilkesine aykırı bulunmuştur.

Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi, idarelerin disiplin cezası uygularken kanun hükümlerini genişletici ve öngörülemez şekilde yorumlamasının önüne geçilmesidir. Sendikal faaliyet kapsamında okunan bir basın açıklamasının doğrudan amirlere veya maiyetindekilere yönelik olmadığı durumlarda, sırf eyleme uygun kanun maddesi bulunmadığı için kıyas yoluyla farklı bir disiplin kuralının işletilmesi anayasal hakların ihlali sonucunu doğuracaktır. Karar, sendika hakkının çekirdek alanını koruyarak kamu görevlilerinin sendikal eylemlerdeki ifade özgürlüğü güvencesini pekiştirmekte ve idari yargı mercilerine kanunilik denetimini daha titiz yapmaları yönünde önemli bir standart getirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Sınıf öğretmeni ve aynı zamanda bir sendikanın şube yönetim kurulu üyesi olan başvurucu, üyesi olduğu konfederasyon tarafından organize edilen bir basın açıklamasına katılarak hazırlanan metni okumuştur. Açıklamada, kanun hükmünde kararnamelerle kamu görevinden yapılan ihraçlar ve uygulanan hükümet politikaları eleştirilmiştir. İdare, okunan metinle devletin ve kurumlarının aşağılandığını iddia ederek başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatmıştır.

Soruşturma sonucunda eylemin kanunda tam karşılığı bulunmadığı gerekçesiyle kıyas yoluna gidilmiş ve başvurucu "amirlerine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü hareketler yapmak" suçlamasıyla kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almıştır. Başvurucu, bu cezanın iptali için idare mahkemesinde dava açmış, davanın reddedilmesi ve kararın istinafta kesinleşmesi üzerine, sendikal faaliyet kapsamında yaptığı eylem nedeniyle cezalandırılmasının sendika hakkı ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkı ve Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimi çerçevesinde incelemiştir. Sendika üyelerinin çalışma şartları, iş güvenlikleri ve mesleki hakları gibi konuların savunulması ve bu amaçla düzenlenen protesto ile basın açıklamaları, sendikaların çekirdek faaliyet alanında yer almaktadır.

Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasında ilk ve en önemli şart kanunilik ilkesidir. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta ulaşılabilir, öngörülebilir ve sınırları belirli kuralların bulunmasını gerektirir. Mahkemelerin müdahaleye imkân tanıyan kanun hükümlerini açıkça hatalı ve öngörülemez biçimde yorumlaması, yapılan müdahalenin kanunilik temelinden yoksun kalmasına yol açmaktadır.

Somut uyuşmazlıkta idare, disiplin cezasının dayanağı olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.125 hükmünü işletmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasının (D) bendinin (d) alt bendinde yer alan "amirlerine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak" kuralı, aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan "nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir" hükmü gereğince kıyasen uygulanmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu tür kıyas ve benzerlik uygulamalarının hem kişiler hem de idare yönünden duraksamaya yer vermeyecek şekilde objektif bir ilişkiye dayanması gerektiğini, aksi hâlde bireylerin hangi davranışın hangi hukuksal sonuca yol açacağını öngöremeyeceğini belirtmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun sendikal faaliyet kapsamında katıldığı basın açıklamasında okuduğu metni incelemiş ve metnin bir bütün olarak değerlendirildiğinde doğrudan bir siyasi partiyi ve o dönemki siyasi kararları hedef aldığını tespit etmiştir. İdarenin ve derece mahkemelerinin, okunan metindeki siyasi eleştirileri "amirlerine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü eylem" kapsamında değerlendirmesi hukuken zorlama bir yorum olarak görülmüştür.

Kararda, siyasi aktörlerin veya devletin genel politikalarının eleştirilmesinin, hiyerarşik yapıdaki "amir" veya "maiyet" kavramlarıyla ilişkilendirilmesinin lafzi ve hukuki yorum yöntemleri ışığında mümkün olmadığı vurgulanmıştır. İdare ve yargı mercileri, eylemin uygulanan disiplin kuralı ile nasıl bir somut ve objektif bağ kurduğunu açıklayamamış; sadece metnin devlet kurumlarını aşağıladığı şeklinde genel bir kanaate vararak bu kuralı kıyasen işletmiştir.

Anayasa Mahkemesi, eylemin yöneldiği iddia edilen taraflar ile ceza verilen kanun hükmü arasında açık, net ve anlaşılır nitelikte objektif bir ilişkinin bulunmadığını saptamıştır. Bu bağlamda, idare ve yargı organlarınca kurala ilişkin yapılan yorumların, başvurucunun davranışının sonuçlarını makul bir şekilde öngörmesini sağlayacak belirlilikte olmadığına kanaat getirilmiştir. Kamu görevlilerinin disiplin soruşturmalarında eylem ile ceza normu arasındaki illiyet bağının öngörülebilir olması anayasal bir zorunluluktur. Müdahalenin kanunilik şartını taşımadığı kesin olarak tespit edildiğinden, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk veya ölçülülük yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek duyulmamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvuruya konu müdahalenin kanunilik şartını taşımaması nedeniyle Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: