Karar Bülteni
AYM Deniz Şah ve İlhan Kaya BN. 2021/39367
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/39367 |
| Karar Tarihi | 06.06.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Duruşmada hazır bulunma hakkı esastır.
- SEGBİS kullanımı kategorik bir kural olamaz.
- Fiziki katılım talebi gerekçesiz reddedilemez.
- Pandemi koşullarında dahi alternatifler değerlendirilmelidir.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların disiplin cezalarına karşı yaptıkları itirazlarda, duruşmada bizzat hazır bulunma haklarının sınırlarını ve Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) uygulamasının hukuki niteliğini netleştirmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargılamanın yüz yüzelik ilkesinin bir gereği olarak kişilerin mahkeme önünde fiziksel olarak bulunma taleplerinin genel ve soyut gerekçelerle, kategorik bir yaklaşımla reddedilemeyeceğini ortaya koymuştur. Karar, usul ekonomisi ve güvenlik gibi meşru amaçların, adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan duruşmada hazır bulunma hakkını tamamen ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamayacağını açıkça göstermektedir.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar infaz hâkimliklerinin uygulamalarına doğrudan yön verecek niteliktedir. Mahkemeler, özellikle pandemi veya yoğunluk gibi genel geçer nedenlerle SEGBİS kullanımını standart bir usul hâline getirmek yerine, her somut olayın şartlarını ve bireylerin fiziksel katılım taleplerinin gerekçelerini ayrıntılı olarak incelemekle yükümlü kılınmıştır. Uygulamada, alternatif yöntemler değerlendirilmeden ve kişiyi makul bir neden olmaksızın SEGBİS ile duruşmaya katılmaya zorlayan kararların hak ihlaline yol açacağı tescillenmiştir. Bu durum, mahkemelerin dijitalleşme araçlarını kullanırken temel usuli güvenceleri zedelememeleri gerektiğine dair güçlü bir içtihat oluşturmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular Deniz Şah ve İlhan Kaya, ceza infaz kurumunda bulundukları sırada gereksiz olarak marş söylemek ve slogan atmak eylemini gerçekleştirdikleri suçlamasıyla idare tarafından üç ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma disiplin cezasına çarptırılmışlardır. Başvurucular, kendilerine verilen bu disiplin cezasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek iptal edilmesi istemiyle infaz hâkimliğine şikâyette bulunmuşlardır.
Şikâyet incelemesi sırasında yapılan duruşmaya, başvurucuların bizzat mahkemede hazır bulunma yönündeki açık taleplerine rağmen, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılmaları sağlanmıştır. Mahkemenin fiziki katılım talebini reddederek yapılan itirazları da kesin olarak reddetmesi üzerine, başvurucular duruşmada bizzat bulunamamaları nedeniyle savunma haklarının kısıtlandığını ve yüz yüzelik ilkesine aykırı davranıldığını belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından eşit koşullara tabi tutulmasıdır. Çelişmeli yargılama ilkesinin doğal bir gereği olarak tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılabilmesi güvence altına alınmıştır. Bu bağlamda, mahkemede bizzat hazır bulunma hakkı, kişilerin iddia ve savunmalarını doğrudan hâkim önünde dile getirebilmesini ve yargılamanın yüz yüzelik ilkesine uygun şekilde yürütülmesini temin eden vazgeçilmez bir haktır.
Uyuşmazlığın temelinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.196 hükmünde düzenlenen sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak sorguya çekilebilmesi uygulaması ile bu yöntemin yasal sınırları yer almaktadır. Ayrıca disiplin cezasının dayanağı olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.42, m.43 ve m.48 hükümleri, infaz kurumu işleyişindeki idari yaptırımları ve bu yaptırımlara karşı işletilecek hukuki itiraz süreçlerini düzenlemektedir.
Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, infaz hâkimliklerince yapılan şikâyet incelemelerinde medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklar karara bağlandığından kişilerin duruşmaya fiziksel katılım hakları bulunmaktadır. Her durumda bizzat duruşmada hazır bulundurulmak mutlak bir zorunluluk olmamakla birlikte, kişilerin fiziksel katılım taleplerine rağmen SEGBİS kullanımıyla duruşmaya katılım sağlanması duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik doğrudan bir müdahale teşkil eder. Bu müdahalenin ölçülülük ilkesi bağlamında meşru kabul edilebilmesi için, kişinin bizzat katılım talebinin hangi somut ve zorlayıcı nedene dayanılarak kabul edilmediğinin net gerekçelerle ortaya konulması şarttır. Kişilerin duruşmada hazır bulunma taleplerinin, alternatif usuli yöntemler değerlendirilmeden genel ve kategorik bir yaklaşımla toptan reddedilmesi, müdahale için en uygun aracın seçilmemesi anlamına gelir. Bu durum müdahaleyi gereklilik unsurundan yoksun bırakarak anayasal hakkın doğrudan ihlaline yol açar.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Başvurucuların haklarında verilen disiplin cezasına karşı infaz hâkimliğine yaptıkları itiraz sürecinde, duruşmada bizzat hazır bulunma hakları ihlal edilerek duruşmanın yalnızca Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden gerçekleştirildiği görülmüştür. İnfaz hâkimliğinin karar gerekçesi incelendiğinde, SEGBİS ile yapılan duruşmanın fiziksel olarak duruşma salonunda bulunmaktan hiçbir farkı olmadığı iddia edilmiş, ayrıca infaz hâkimliklerinin yargı çevresindeki artan iş yükü ile ceza infaz kurumlarındaki günlük tahliye kararlarının yoğunluğu gibi tamamen genel geçer ve soyut mazeretler öne sürülmüştür.
Bununla birlikte, mahkeme tarafından hiçbir somut, olaya özgü ve zorlayıcı alternatif değerlendirmesi yapılmadan, kişilerin duruşmada bizzat hazır bulunma taleplerinin son derece genel ve kategorik bir yaklaşımla reddedildiği tespit edilmiştir. Mahkemenin ret kararında o dönemki Covid-19 salgını da ek bir gerekçe olarak belirtilmiş olsa da, ilgili duruşmanın yapıldığı 4 Haziran 2021 tarihi itibarıyla, uygun sağlık tedbirleri ve hijyen kuralları alınarak SEGBİS kullanılmadan da fiziki bir duruşma yapılmasının önünde mutlak ve aşılmaz bir engel bulunmadığı açıkça anlaşılmıştır.
Derece mahkemesinin benimsediği bu yargılama usulünde, başvurucuların duruşmada hazır bulunma hakkını ortadan kaldıracak düzeyde zorunlu ve geçerli bir neden mantıksal bir bütünlük içinde gösterilememiştir. Kişilerin iddialarını kanıtlamak için mahkeme önüne fiziken çıkma, hâkimle doğrudan iletişim kurma ve iddialarını yüz yüze dile getirme taleplerinin iş yükü veya pandemi gibi matbu ve genel gerekçelerle bütünüyle reddedilmesi, adil yargılanma hakkının temel bileşenlerinden biri olan duruşmada hazır bulunma hakkının özüne ölçüsüz bir müdahale teşkil etmiştir. İleri sürülen bu genel nedenler, kişilerin usuli güvencelerden mahrum bırakılmasını haklı göstermek için yeterli görülmemiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.