Anasayfa Karar Bülteni AYM | Işık Kayaselçuk | BN. 2019/14094

Karar Bülteni

AYM Işık Kayaselçuk BN. 2019/14094

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2019/14094
Karar Tarihi 01.10.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sendikal eylemler demokratik toplumun gereğidir.
  • Öğle nöbeti insani ihtiyaçları engellememelidir.
  • Disiplin yaptırımları orantılılık ilkesine uymalıdır.
  • Derece mahkemeleri kararlarını yeterince gerekçelendirmelidir.

Bu karar, kamu görevlilerinin üyesi oldukları sendikaların eylem kararlarına uyarak gerçekleştirdikleri iş yavaşlatma veya işi yapmama eylemlerinin anayasal sendika hakkı kapsamında nasıl değerlendirilmesi gerektiği hususunda son derece önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, bilhassa tam gün eğitim veren kurumlarda çalışan öğretmenlerin, öğle arası dinlenme, beslenme ve ibadet gibi en temel insani gereksinimlerini karşılamalarını imkânsız kılacak şekilde kesintisiz nöbet tutmaya zorlanmasını ve buna karşı yapılan barışçıl sendikal eylemin disiplin cezası ile cezalandırılmasını eleştirmiştir. Yüksek mahkeme, bireylerin çalışma barışı, kamu hizmetinin sürekliliği ve temel anayasal hakları arasında her zaman adil bir denge kurulması gerektiğine kuvvetli bir biçimde vurgu yapmıştır.

Kararın benzer uyuşmazlıklardaki emsal etkisi, sendikal kararlar doğrultusunda hareket ederek idari yaptırımlarla karşılaşan kamu personeli için yol gösterici nitelikte olacaktır. Derece mahkemelerinin, uyuşmazlıkları karara bağlarken salt bir idari mevzuat hükmünün ihlal edilmesine odaklanarak şeklî bir ceza onaması yapmalarının ötesine geçmesi gerektiği kesin bir dille ortaya konmuştur. Mahkemelerin, çalışanın sendikal eyleminin temelindeki haklılık payını, çalışma şartlarının ağırlığını, insani ihtiyaçları ve sendikal hakkın özünü mutlaka dikkate alarak tatmin edici bir gerekçeli karar oluşturması zorunludur. İdarelerin de, sadece disiplin tesisi amacıyla çalışanlarına yönelik ölçüsüz ve orantısız müdahalelerden kesinlikle kaçınması gerektiği bu emsal kararla güçlü bir şekilde pekiştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Adana'da bir ilkokulda sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktadır ve aynı zamanda Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (EĞİTİM-İŞ) üyesidir. Üyesi olduğu sendika, öğretmenlere verilen nöbet görevlerinin ayrıca ücretlendirilmemesi ve özellikle tam gün eğitim yapan okullarda öğle aralarında da kesintisiz nöbet görevi verilmesinin öğretmenlerin dinlenme, yemek yeme gibi temel insani ihtiyaçlarını engellediği gerekçesiyle bir eylem kararı almıştır. Bu karar doğrultusunda başvurucu, ücreti ödenmeyen ikinci nöbet görevini ve öğle arası nöbetini tutmayacağını okul idaresine yazılı olarak bildirerek eyleme katılmıştır.

Okul idaresi ise verilen nöbet görevini yerine getirmediği gerekçesiyle başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatmış ve kendisine kınama cezası vermiştir. Başvurucu, uygulanan bu cezanın haksız olduğunu ve yasal sendika hakkını engellediğini belirterek cezanın iptal edilmesi talebiyle idare mahkemesine dava açmıştır. Ancak yerel mahkeme ve bölge idare mahkemesinin davayı reddetmesi üzerine, yaşanan bu uyuşmazlık bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın hukuki incelemesinde başvurulan temel metinlerin başında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.51 ile güvence altına alınan sendika kurma ve sendikal faaliyetlerde bulunma hakkı gelmektedir. Ayrıca idarenin uyuşmazlık konusu işlemine dayanak oluşturan temel kural ise, devlet memurlarının disiplin sorumluluklarını ve yaptırımlarını ayrıntılı olarak düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.26 ve m.125 hükümleridir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, sendika hakkına yönelik gerçekleştirilen müdahalelerin Anayasa m.13 kapsamında belirtilen kanunilik, meşru amaç, ölçülülük ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ilkeleri çerçevesinde yapılıp yapılmadığının titizlikle incelenmesi zorunludur. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin üyesi oldukları sendikaların kararları doğrultusunda gerçekleştirdikleri barışçıl nitelikteki eylemlerin disiplin cezasına konu edilmesi durumunda, idari makamların ve yargı mercilerinin söz konusu idari cezanın zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp karşılamadığını detaylı olarak değerlendirmesi esastır.

Özellikle kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında, personelin beslenme ve dinlenme gibi zorunlu insani ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik asgari imkânların sağlanmaması hâlinde gerçekleştirilen sendikal eylemlere karşı uygulanan yaptırımların orantılılık ilkesine uygunluğu büyük önem taşır. Derece mahkemelerinin bu tür uyuşmazlıkları değerlendirirken salt şeklî bir mevzuat ihlali çerçevesinden çıkması, temel hak ve hürriyetlerin özünü de gözeterek yargılama yapması gerekmektedir. İlgili sendikal eylemlerin kamu hizmetinin işleyişini ne boyutta aksattığı ile eylemin dayandığı haklı gerekçeler arasında adil bir denge kurulması, hukuk devleti ve adil yargılanma ilkelerinin en temel gereğidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun disiplin cezasına konu edilen eylemlerini iki farklı başlık altında ele alarak incelemiştir. Mahkeme ilk olarak, başvurucunun aynı hafta içinde ücreti ödenmeyen ikinci nöbet görevini yerine getirmeme eylemine ilişkin bir değerlendirme yapmıştır. Bu eylem süresince idarenin başvurucuya karşı uzunca bir süre müsamaha gösterdiği, eylemin hemen ardından anında bir disiplin cezası uygulamadığı ve nihayetinde mevzuatta öngörülen en hafif yaptırımlardan biri olan kınama cezasının verildiği dikkate alınmıştır. Tüm bu süreç göz önünde bulundurularak, başvurucunun ikinci nöbeti tutmama eylemine karşı uygulanan kınama cezasının orantılı bir müdahale olduğu saptanmıştır.

Ancak Mahkeme, başvurucunun öğle arası nöbetini tutmama eylemini çok daha farklı bir boyutta ele almıştır. Tam gün kesintisiz eğitim veren kurumlarda öğretmenlerin öğle arasında dahi aralıksız olarak nöbet tutmaya zorlanmasının; bu kişilerin dinlenme, beslenme ve ibadet gibi en temel insani gereksinimlerinin karşılanmasını fiilen imkânsız hâle getirdiğine önemle dikkat çekilmiştir. Sendikanın da tam olarak bu yasal ve adil olmayan zorunlu uygulamaya karşı söz konusu eylem kararını aldığı belirtilmiştir.

Yargılama aşamasında derece mahkemelerinin, başvurucunun öğle arası nöbetini tutmama gerekçesi olarak ileri sürdüğü bu insani ve temel haklara dayalı esaslı itirazlarını hiçbir şekilde incelemediği görülmüştür. Yargı mercileri, sadece çalışanın kendisine verilen görevi yerine getirmediği şeklindeki şeklî bir tespite dayanarak davayı reddetmiştir. Derece mahkemelerinin iddia ve itirazları karşılamayan bu yüzeysel yaklaşımı ile uygulanan kınama cezasının demokratik bir toplumda gerekli olduğunun ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konulamadığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun öğle arası nöbet tutmama eylemi yönünden yeterli inceleme yapılmaması ve gerekli dengenin kurulmaması sebebiyle Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: