Anasayfa Karar Bülteni AYM | Gülderen Kılıç | BN. 2020/7130

Karar Bülteni

AYM Gülderen Kılıç BN. 2020/7130

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/7130
Karar Tarihi 04.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sendika kararıyla nöbet tutmama sendikal faaliyet sayılır.
  • Sendika hakkına müdahale demokratik toplumda gerekli olmalıdır.
  • Disiplin cezalarında ilgili ve yeterli gerekçe sunulmalıdır.
  • Salt yönetmeliğe aykırılık sendikal hakkı ortadan kaldırmaz.

Bu karar, kamu görevlilerinin üyesi oldukları sendikaların aldığı kararlar doğrultusunda gerçekleştirdikleri eylemlerin disiplin hukukundaki yeri ve sendikal özgürlüklerin sınırları hususunda temel ilkeleri netleştirmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, rehberlik öğretmenlerine nöbet görevi verilmesini öngören yönetmelik değişikliğine karşı yetkili sendikanın aldığı eylem kararına uyarak nöbet tutmayan öğretmene verilen disiplin cezasını, sendika hakkına doğrudan bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Yargı mercilerinin, eylemin eğitim öğretim faaliyetine olumsuz etkisini somutlaştırmadan ve sendikanın aldığı kararın gerekçelerini tartışmadan verdikleri kararların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olduğu vurgulanmıştır.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, idari yargı mercilerinin sendikal eylemlere dayalı disiplin cezası uyuşmazlıklarını incelerken yalnızca mevzuata şeklî aykırılığa odaklanmamaları gerektiği ortaya çıkmaktadır. Mahkemelerin, sendikal faaliyet bağlamında gerçekleştirilen eylemlerin kamu hizmetini gerçekte ne derece sekteye uğrattığını ve verilen cezanın orantılı olup olmadığını derinlemesine irdelemesi zorunludur. Bu yönüyle karar, kamu görevlilerinin sendikal eylem kararlarına uymaları nedeniyle uygulanan yaptırımların denetiminde yargı mercilerine yol gösterici, temel hak eksenli ve oldukça güçlü bir içtihat sunarak yargılamalardaki katı ve şekilci yaklaşımı esnetmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İstanbul'da bir lisede rehberlik öğretmeni olarak görev yapan başvurucu, üyesi olduğu Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasının (EĞİTİM SEN) aldığı karar doğrultusunda okul idaresi tarafından kendisine verilen nöbet görevini yerine getirmemiştir. İdare, nöbet görevini kasten yapmadığı gerekçesiyle başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatmış ve başvurucuya kanun uyarınca aylıktan kesme cezası vermiştir. Başvurucu, sendikal faaliyet kapsamında gerçekleştirdiği bu protesto eylemi nedeniyle cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek idari cezanın iptali istemiyle dava açmıştır. İlk derece mahkemesi yaptırımı ağır bularak işlemi iptal etmiş ancak istinaf mahkemesi, mevzuatla verilen görevin sürekli ihlalinin sendikal amaçların sınırını aştığı ve kamu hizmetini sekteye uğrattığı gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Uyuşmazlık, yetkili sendika kararına uyarak nöbet tutmayan kamu görevlisine disiplin cezası verilmesinin sendika hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkı çerçevesinde ele almıştır. Kamu görevlileri sendikalarının; üyelerinin çalışma koşulları, mesleki yükümlülükleri, liyakatleri ve iş güvenlikleri gibi konulara dair kararlar alması, eylemler organize etmesi sendikaların en temel ve çekirdek faaliyet alanı içinde kabul edilmektedir. Bu bağlamda, sendikanın aldığı bir karar doğrultusunda kamu görevlisi tarafından gerçekleştirilen eylemler doğrudan sendika hakkının kullanımı niteliğindedir.

Somut olaydaki uyuşmazlığın kanuni dayanağını, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 125 oluşturmaktadır. İlgili kanun maddesinde, verilen emir ve görevleri kasıtlı olarak tam ve zamanında yapmamak fiili disiplin cezasını gerektiren bir hâl olarak düzenlenmiş ve bu fiili işleyenlere aylıktan kesme cezası öngörülmüştür. Ayrıca başvurucuya nöbet görevini yükleyen kural, 10/11/2017 tarihli ve 30236 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 34 hükmüdür. Ancak sendika hakkına yönelik idari veya yargısal müdahalelerin Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olması, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve mutlaka ölçülü olması şarttır.

Yerleşik anayasal içtihatlara göre, idarenin ve derece mahkemelerinin, sendikal eylem kapsamında gerçekleştirilen fiiller nedeniyle verilen disiplin cezalarını incelerken yalnızca şeklî bir kanunilik denetimi yapmaları veya fiilin kurala aykırılığını tespit etmeleri yeterli bulunmamaktadır. Disiplin soruşturmasına konu eylemin kamu hizmetinin gereği gibi yerine getirilmesini ne şekilde engellediğinin, eğitim ve öğretim faaliyetlerine yönelik somut, ölçülebilir ve ciddi olumsuz etkilerinin bulunup bulunmadığının ilgili ve yeterli gerekçelerle açıkça ortaya konulması gerekmektedir. Yargı mercileri, sendikal kararların ardındaki saikleri ve bu kararlara uyulmasının kamu görevlilerinin mesleki menfaatlerinin korunması amacına ne derece hizmet edip etmediğini detaylı, objektif ve bütüncül bir biçimde tartışmakla yükümlüdür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun üyesi olduğu eğitim sendikasının aldığı karar doğrultusunda okulda kendisine tebliğ edilen nöbet görevini yerine getirmemesine karşılık idare tarafından disiplin cezası ile cezalandırılmasını, doğrudan sendika hakkına yönelik bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Bu müdahalenin kanuni dayanağının ve kamu hizmetinin düzenli işlemesini ile kamu düzenini korumaya yönelik meşru bir amacının bulunduğu açıkça tespit edilmiş olsa da temel hakların sınırlandırılmasında aranan demokratik toplum düzeninde gereklilik ve ölçülülük kriterleri açısından kapsamlı ve derinlemesine bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Mahkeme, eğitim sistemindeki rehberlik öğretmenlerine nöbet görevinin geçmiş yıllarda hiçbir şekilde bulunmadığını, bu yeni yükümlülüğün ancak 2017 yılının sonlarında çıkarılan bir yönetmelikle getirildiğini ve anılan yönetmeliğin iptali için de Danıştay nezdinde o dönemde derdest bir dava açılmış olduğunu önemle vurgulamıştır. Derece mahkemelerinin ve özellikle istinaf merciinin söz konusu uyuşmazlığı esastan karara bağlarken, yönetmeliğin yargısal denetim sürecinin devam ettiğini ve her an iptal edilme ihtimalinin bulunduğunu tamamen göz ardı ettikleri saptanmıştır. Bunun da ötesinde, hem idare makamları hem de idari yargı mercileri, başvurucunun nöbet tutmamasının ilgili lisedeki eğitim öğretim faaliyetlerinde ne gibi somut aksaklıklara, güvenlik açıklarına veya olumsuz etkilere yol açtığı hususunda dosyaya yansıyan herhangi bir veri, analiz veya değerlendirme sunmamıştır.

İstinaf mahkemesi yalnızca kanun altı bir düzenlemeyle getirilen yeni bir idari görevin kamu görevlisi tarafından eğitim dönemi boyunca sürekli olarak yerine getirilmediği tespitinden yola çıkmış ve bu eylemin salt bu nedenle sendikal amaçların sınırlarını aştığına kanaat getirmiştir. Oysa başvurucunun üyesi olduğu sendikanın söz konusu kararı almasındaki temel gerekçeler, nöbet uygulamasının rehberlik mesleğinin temel ilkelerine ve öğrenci gizliliğine aykırılığı iddiaları ve bu durumun barışçıl bir eylem biçimine yansıması hususları yargılama sürecinde hiçbir şekilde tartışılmamıştır. Anayasa Mahkemesi, yargı mercilerinin sadece şeklî bir yaklaşım sergileyerek disiplin cezasını onamasının yetersiz olduğunu, başvurucunun sendikal hakkına yapılan bu müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli anayasal gerekçelerle ortaya koyamadıklarını tespit etmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: