Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Emre Sunar Kararı 2021/63876 B.

Anayasa Mahkemesi Emre Sunar Kararı 2021/63876 B.

Bu kararın uygulamadaki emsal etkisi, özellikle silahlı terör örgütü üyeliği gibi ağır cezai yaptırımlar içeren ve ankesörlü ya da sabit hat aramalarına dayanan yargılamalar açısından büyük önem taşımaktadır. Yüksek Mahkeme, mahkûmiyete giden yolda sadece istinabe yoluyla alınan tanık beyanlarının yegâne veya belirleyici delil olarak kullanılması durumunda, sanığa mutlaka karşı dengeleyici ve telafi edici usul güvencelerinin sunulması gerektiğini emretmektedir. Mahkemelerin, SEGBİS ile duruşma katılımı dayatmasından kaçınması ve tanıkların güvenilirliğini test edebilmek için yüzleşme imkânı sağlaması, hukuki güvenliğin tesisi adına zorunlu bir içtihat prensibi hâline gelmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Emre Sunar Kararı 2021/63876 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/63876
Karar Tarihi 12.06.2024
Taraf Emre Sunar
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
SEGBİS ile zorla katılım duruşma hakkını kısıtlar.
Cezanın ağırlığı arttıkça duruşmada bulunma hakkı önemlenir.
Belirleyici tanık beyanları sanık tarafından sorgulatılabilmelidir.
Telafi edici güvence sunulmadan tanık hakkı sınırlandırılamaz.

Anayasa Mahkemesinin bu kararı, adil yargılanma hakkının en temel iki unsuru olan "duruşmada bizzat hazır bulunma" ve "tanık sorgulama" haklarının ceza yargılamasındaki sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Karar, sanığın kendi isteği dışında ve geçerli bir mazeret gösterilmeksizin Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katılmaya zorlanmasının, özellikle ceza miktarının ağır olduğu davalarda savunma hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil ettiğini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda, sanığın aleyhine ifade veren ve hükme belirleyici ölçüde etki eden tanıkların, sanık tarafından doğrudan sorgulanamaması veya mahkeme huzurunda dinlenmemesi, adil yargılanma güvencesini derinden sarsan bir hukuki aykırılık olarak nitelendirilmiştir.

Bu kararın uygulamadaki emsal etkisi, özellikle silahlı terör örgütü üyeliği gibi ağır cezai yaptırımlar içeren ve ankesörlü ya da sabit hat aramalarına dayanan yargılamalar açısından büyük önem taşımaktadır. Yüksek Mahkeme, mahkûmiyete giden yolda sadece istinabe yoluyla alınan tanık beyanlarının yegâne veya belirleyici delil olarak kullanılması durumunda, sanığa mutlaka karşı dengeleyici ve telafi edici usul güvencelerinin sunulması gerektiğini emretmektedir. Mahkemelerin, SEGBİS ile duruşma katılımı dayatmasından kaçınması ve tanıkların güvenilirliğini test edebilmek için yüzleşme imkânı sağlaması, hukuki güvenliğin tesisi adına zorunlu bir içtihat prensibi hâline gelmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, üsteğmen olarak görev yaparken silahlı terör örgütüne üye olma iddiasıyla gözaltına alınarak tutuklanmıştır. Yargılama sürecinde, başvurucunun ardışık ve tekil sabit hat aramaları ile örgütün iletişim ağına dâhil olduğu ileri sürülmüştür. Ayrıca başka dosyalarda şüpheli konumunda olan iki kişi, başvurucu aleyhine tanık olarak ifade vermiştir.

Başvurucu, aleyhine ifade veren ve mahkûmiyetine belirleyici ölçüde temel oluşturan bu tanıkların kendi huzurunda dinlenmesini ve onlara soru sorma imkânı tanınmasını talep etmiş ancak mahkeme bu talebi usul ekonomisi gerekçesiyle reddetmiştir. Bununla da yetinilmeyerek, hükmün açıklandığı ve esas hakkındaki savunmanın yapıldığı son duruşmaya başvurucunun bizzat katılım talebi göz ardı edilmiş, cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katılımı zorunlu kılınmıştır. Başvurucu, mahkûmiyetle sonuçlanan bu yargılamada, duruşmada hazır bulunma ve tanık sorgulama haklarının ihlal edildiğini belirterek hak arayışına girmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel prensiplerini esas almıştır. Ceza yargılamasında sanığın duruşmada bizzat hazır bulunması, hakkındaki iddialara karşı etkili ve yüz yüze bir savunma yapabilmesi için zorunlu bir usul güvencesidir. Mahkemelerin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 196 hükmüne dayanarak sanığı SEGBİS yoluyla duruşmaya katmaya karar vermesi mümkün olmakla birlikte, bu müdahalenin ölçülü olabilmesi için geçerli ve zorlayıcı bir nedenin bulunması gerekir. Özellikle suç tipine göre öngörülen ceza ağırlığı arttıkça, kişinin duruşmada bizzat hazır bulunarak mahkeme heyetiyle doğrudan temas kurma hakkının önemi de artmaktadır.

Tanık sorgulama hakkı ise ceza muhakemesinin vazgeçilmez temel yapı taşlarından olan "çelişmeli yargılama" ve "silahların eşitliği" ilkelerinin doğrudan bir gereğidir. Bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine ifade veren tanıkları bizzat veya müdafisi aracılığıyla sorguya çekme hakkı bulunmaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 180 uyarınca, istinabe yoluyla tanık dinlenebilecek olsa dahi, mahkûmiyet hükmü tek başına veya belirleyici ölçüde sanığın sorgulama imkânı bulamadığı bir tanık beyanına dayanıyorsa, yargılamanın hakkaniyeti onarılamaz biçimde sarsılır. Yerleşik içtihat prensiplerine göre böyle durumlarda yargı makamları, savunma makamının maruz kaldığı dezavantajlı konumu telafi edecek yeterli karşı dengeleyici güvenceleri sunmak zorundadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını incelerken ilk derece mahkemesinin yargılama sürecindeki usul uygulamalarını detaylı olarak değerlendirmiştir. Yargılamanın önceki celselerinde mahkeme salonunda bizzat hazır bulunan başvurucunun, mütalaaya karşı esas hakkındaki savunmasını yapacağı ve hükmün verileceği en kritik son duruşmaya kendi isteği dışında SEGBİS ile bağlandığı tespit edilmiştir. Mahkemenin, başvurucunun bizzat katılım yönündeki açık talebini reddederken hangi zorlayıcı nedene dayandığını ortaya koymaması ve başvurucunun ağır hapis cezası gerektiren bir suçtan yargılanması göz önüne alındığında, yüz yüze savunma yapma imkânının sınırlandırılmasının ölçüsüz bir müdahale olduğu sonucuna varılmıştır.

Tanık sorgulama hakkı yönünden yapılan incelemede ise, başvurucu aleyhine ifade veren temel tanıkların mahkeme huzurunda dinlenmediği, yalnızca istinabe yoluyla alınan ifadelerinin duruşmada okunduğu saptanmıştır. Mahkeme, başvurucunun bu tanıklarla yüzleşme taleplerini karşılamamış, dahası başvurucunun son celsede mahkeme kapısında bizzat hazır ettiği tanığın yeniden dinlenmesi talebini de reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay içtihatlarında tekil ankesörlü aramaların mahkûmiyet için yeterli görülmemesine karşın, bu davada tanık beyanlarının mahkûmiyete giden yolda "belirleyici delil" niteliği taşıdığı tespitinde bulunmuştur. Doğruluğu sanık tarafından test edilmemiş ve sorgulama imkânı tanınmamış bu tanık beyanları üzerine kurulan hükmün, yeterli karşı dengeleyici güvenceler sağlanmadığı için yargılamayı adil olmaktan çıkardığı açıklanmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma ve tanık sorgulama haklarının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere başvuruyu kabul etmiştir.

Kendi isteğim dışında duruşmaya kamerayla (SEGBİS) katılmaya zorlanabilir miyim? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararına göre, özellikle ağır ceza gerektiren davalarda geçerli ve zorlayıcı bir neden olmaksızın kendi isteğiniz dışında SEGBİS ile duruşmaya katılmaya zorlanmanız savunma hakkınıza yönelik ölçüsüz bir müdahaledir. Mahkemenin, yüz yüze savunma yapma ve duruşmada bizzat hazır bulunma talebinizi usul ekonomisi gibi gerekçelerle reddetmesi adil yargılanma hakkının ihlalidir.
Aleyhime ifade veren tanığa mahkemede soru sorma hakkım yok mu? expand_more
Ceza yargılamasının temel taşlarından olan "çelişmeli yargılama" ve "silahların eşitliği" ilkeleri gereğince, aleyhinize ifade veren tanıkları bizzat veya avukatınız aracılığıyla sorguya çekme hakkınız bulunmaktadır. Sadece başka mahkemede (istinabe yoluyla) alınan ifadelerin duruşmada okunması ve sizin bu kişilerle yüzleşme talebinizin karşılanmaması hukuka aykırıdır.
Bana soru sordurulmayan bir tanığın ifadesiyle ceza alabilir miyim? expand_more
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre mahkûmiyet kararı tek başına veya belirleyici ölçüde sizin sorgulama imkânı bulamadığınız bir tanık beyanına dayandırılamaz. Doğruluğunu test edemediğiniz ve soru soramadığınız tanık beyanları üzerine, size karşı dengeleyici ve telafi edici usul güvenceleri sunulmadan kurulan bir hüküm yargılamayı adil olmaktan çıkarır.
Mahkeme bu haklarımı kısıtlayarak bana ceza verdiyse ne yapabilirim? expand_more
Yargılama sürecinde duruşmada hazır bulunma veya tanıkları sorgulama hakkınızın kısıtlanması adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir. Bu durumda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yaptığınızda, Yüksek Mahkeme ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmetmektedir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir