Anasayfa Karar Bülteni AYM | Güçlü Enerji Ltd. Şti. | BN. 2020/28399

Karar Bülteni

AYM Güçlü Enerji Ltd. Şti. BN. 2020/28399

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/28399
Karar Tarihi 12.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Gerekçesiz kısa kararın tefhimi istinaf süresini başlatmaz.
  • Kanun yolu süresi gerekçeli kararın tebliğiyle başlar.
  • Gerekçesi bilinmeyen karara karşı kanun yoluna başvurulamaz.
  • Sürenin tefhimle başlatılması mahkemeye erişim hakkını ihlal eder.

Bu karar, yargılamalarda ilk derece mahkemelerinin verdikleri kısa kararların gerekçe içermemesi durumunda, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvuru süresinin bu kısa kararın duruşmada okunmasıyla (tefhim) başlatılamayacağını kesin ve net bir dille ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, gerekçeli karar tebliğ edilmeden veya tüm gerekçesiyle birlikte tefhim edilmeden işletilmeye başlanan başvuru sürelerinin, bireylerin hak arama hürriyetini ve adalete erişimini açıkça engellediğini tespit etmiştir. Bireyin hangi hukuki nedenlere dayandığını bilmediği bir karara karşı etkili bir kanun yolu başvurusu yapması fiilen mümkün olmadığından, sürenin tefhimle başlatılması öngörülemez ve orantısız bir müdahale olarak tescillenmiştir.

Uygulamada özellikle icra mahkemeleri ve çeşitli ilk derece mahkemeleri, kısa kararın duruşmada tarafların yüzüne karşı okunmasıyla birlikte kanun yolu sürelerini başlatmaktaydı. Anayasa Mahkemesi bu emsal kararıyla, söz konusu usul hatalarının ve mevzuatın katı yorumlanmasının önüne geçmiştir. Bundan sonraki benzer uyuşmazlıklarda kanun yolu mercileri, süreleri hesaplarken mutlak surette gerekçeli kararın taraflara tebliğ edildiği tarihi esas almak zorundadır. Aksi yöndeki şekilci uygulamalar doğrudan hak ihlaline yol açacağından, bu karar hem vatandaşların mahkemeye erişim hakkını koruyan bir kalkan vazifesi görmekte hem de istinaf mahkemelerinin usul incelemelerine net bir standart getirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Güçlü Enerji ve Üretim Organizasyon San. Tic. Ltd. Şti., Tokat İcra Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan bir şikâyet davasına taraf olmuştur. Yargılama sonucunda mahkeme, duruşmada kısa kararı taraflara okumuş (tefhim etmiş) ancak kararın hukuki gerekçesini o an açıklamamıştır. Başvurucu şirket, daha sonra yazılan gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmesinin ardından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur. Ancak istinaf mahkemesi, kanun yolu başvuru süresinin gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihten değil, kısa kararın duruşmada okunduğu tarihten itibaren başladığını belirterek şirketin istinaf talebini süre aşımı nedeniyle usulden reddetmiştir. Başvurucunun bu ret kararına karşı yaptığı itiraz da kesin olarak reddedilince şirket, kararın gerekçesini bilmeden kanun yoluna başvurmasının beklenemeyeceğini belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel dayanak, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile bu hakkın en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, kişilerin bir uyuşmazlığı yetkili mahkeme önüne taşıyabilmesi ve iddialarının esası hakkında etkili bir karar verilmesini isteyebilmesi anlamına gelmektedir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, tarafların kanun yollarına başvuru hakkını etkin bir biçimde kullanabilmeleri için mahkeme kararlarının gerekçelerini öğrenmeleri zorunludur. Kısa karar ile hükmün sonucu duruşmada açıklansa bile, davanın tarafları ancak gerekçeli kararı okuduktan sonra hükmün yasal ve mantıksal nedenlerini anlayabilir, buna karşı hangi hukuki argümanlarla itiraz edeceklerini sağlıklı bir şekilde belirleyebilirler.

Bu kapsamda kanun yollarına başvuru sürelerine ilişkin kurallar yorumlanırken idare veya yargı mercilerinin aşırı şekilci ve katı yaklaşımlardan kaçınması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik emsal içtihatlarında açıkça belirtildiği üzere, gerekçesi açıklanmamış bir hüküm hukuken usulüne uygun şekilde tefhim edilmiş sayılamaz. Gerekçeli karar taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden veya duruşmada tüm gerekçesiyle birlikte açıklanmadan, bireylerin kanun yoluna başvurma sürelerinin kısa kararın okunduğu tarihten itibaren başlatılması ağır bir hukuka aykırılıktır. Dava açma veya itiraz sürelerinin ilgililerin kararın gerekçesini tam ve eksiksiz öğrendiği tarihten itibaren işletilmesi, hukuk devleti ile hukuki güvenlik ilkelerinin tartışılmaz bir gereğidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucu şirketin mahkemeye erişim hakkına yönelik yapılan müdahaleyi detaylı bir şekilde incelemiştir. İlk derece mahkemesi olan icra hukuk mahkemesinde yapılan duruşmada, davanın esası hakkında nihai karar verilmiş ancak kararın dayandığı hukuki gerekçeler açıklanmamıştır. Başvurucu şirket, sağlıklı ve etkili bir kanun yolu başvuru dilekçesi hazırlayabilmek amacıyla kararın gerekçesini öğrenmeyi beklemiş ve gerekçeli kararın tarafına tebliğ edilmesinin ardından istinaf başvurusunu gerçekleştirmiştir.

Ancak uyuşmazlığı inceleyen bölge adliye mahkemesi, ilgili kanun hükümlerini aşırı katı ve şekilci bir yaklaşımla yorumlayarak sürenin kısa kararın duruşmada okunduğu tarihten itibaren başlayacağını kabul etmiştir. Bu hatalı yorum neticesinde, başvurucunun istinaf talebi süre aşımı gerekçesiyle usulden reddedilmiştir. Yüksek Mahkeme, bu uygulamanın başvurucuya katlanamayacağı kadar ağır ve orantısız bir külfet yüklediğini tespit etmiştir. Hukuki ve maddi gerekçesini bilmediği bir karara karşı bireyin hangi hukuki nedenlerle itiraz edeceğini öngörmesi ve etkili bir dilekçe hazırlaması fiilen mümkün değildir.

Bu nedenle, kanun yolu mercilerinin istinaf süresini ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesi açıklanmadan önceki bir tarihten itibaren başlatması yönündeki yorumlarının tamamen öngörülemez nitelikte olduğu belirtilmiştir. Başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı bu ağır külfetin, yargılamanın hızlı sonuçlandırılması gibi hedeflenen meşru amaçlarla hiçbir şekilde orantılı olmadığı ve temel haklara yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu vurgulanmıştır. Öte yandan, yargılamanın uzun sürdüğüne yönelik makul sürede yargılanma hakkı şikâyeti ise mahkemece makul kabul edilerek dayanaktan yoksun bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, gerekçesiz kısa kararın tefhimiyle kanun yolu süresinin başlatılamayacağına karar vererek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: