Anasayfa Karar Bülteni AYM | Serdal Dinç | BN. 2022/12021

Karar Bülteni

AYM Serdal Dinç BN. 2022/12021

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/12021
Karar Tarihi 24.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sanığın SEGBİS ile duruşmaya katılması mümkündür.
  • Önemli celselerde sanığın fiziken bulunması yeterlidir.
  • Savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı bütünüyle değerlendirilir.
  • Adil yargılanma güvenceleri yargılamanın bütününe bakılarak incelenir.

Bu karar, ceza muhakemesinde teknolojinin kullanımı ile adil yargılanma güvenceleri arasındaki hassas dengeyi hukuken netleştirmesi bakımından büyük bir öneme sahiptir. Karar, sanığın duruşmada fiziken hazır bulunma hakkının mutlak olmadığını, yargılamanın belirli aşamalarında Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılımın tek başına bir hak ihlali doğurmayacağını vurgulamaktadır. Özellikle, sanığın sorgulama ve delillere itiraz etme gibi temel savunma haklarını etkin bir şekilde kullanabildiği durumlarda, fiziki katılımın sağlanamamasının yargılamanın genel adilliğini zedelemeyeceği ilkesi pekiştirilmiştir. Ayrıca, birden fazla dosyanın birleştiği karmaşık ceza davalarında, bazı suç isnatlarına yönelik spesifik savunma alınmamış olmasının, şayet o suçtan mahkûmiyet kurulmamışsa veya sanığa iddiaları çürütmek için yeterli imkân tanınmışsa, savunma hakkının ihlali anlamına gelmeyeceği hukuken tescillenmiştir.

Uygulamadaki önemi ve benzer davalardaki emsal etkisi incelendiğinde, bu karar ilk derece mahkemelerine SEGBİS kullanımı konusunda güvenli bir hukuki çerçeve sunmaktadır. Yargı mercileri, tutuklu sanıkların uzak ceza infaz kurumlarında bulunması, personel yetersizliği veya güvenlik gibi somut ve meşru zorunluluklar altında SEGBİS yoluna başvurduklarında, sanığın kritik celselerde fiziken mahkemede bulunmasını sağlayarak ve tutanakları tebliğ ederek adil yargılanma standartlarını karşılayabileceklerdir. Emsal niteliğindeki bu yaklaşım, hem usul ekonomisini gözetmekte hem de savunma makamının hak kaybına uğramasını engelleyen telafi edici mekanizmaların yargılamanın bütününe nasıl entegre edileceğini açıkça göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Olay, 2015 yılında Mardin'in Artuklu ilçesinde askerî servis aracına yönelik düzenlenen ve can kayıplarına yol açan bombalı saldırı ile diğer terör eylemleri etrafında şekillenmektedir. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar sonucunda yakalanıp tutuklanan başvurucu hakkında, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, tasarlayarak öldürmeye teşebbüs, patlayıcı madde bulundurma ve silahlı terör örgütüne üye olma gibi ağır suçlardan kamu davaları açılmıştır. Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, başvurucu farklı illerdeki ceza infaz kurumlarına sevk edilmiş, bu sebeple bazı duruşmalara bizzat katılamamış veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılmak durumunda kalmıştır.

Başvurucu, üzerine atılı suçların ağırlığı ve ceza tehdidi göz önüne alındığında duruşmalarda fiziken hazır bulunmak istemesine rağmen bu yöndeki taleplerinin reddedildiğini iddia etmiştir. Duruşmalara SEGBİS yoluyla katılmasının doğrudan doğruyalık ilkesine aykırı olduğunu, aleyhindeki tanıkları etkin bir şekilde sorgulayamadığını ve mahkeme huzurunda savunma yapamadığını ileri sürmüştür. Ayrıca, yargılama aşamasında dosyasıyla birleştirilen silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden kendisinden esaslı bir savunma alınmadan hüküm kurulduğunu iddia etmiştir. Uyuşmazlığın temel konusu, sanığın bizzat duruşmada hazır bulunma hakkı ile savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edilip edilmediğidir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı karara bağlarken, Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde koruma altına alınan adil yargılanma hakkının temel bileşenlerinden olan duruşmada hazır bulunma ve savunma hakkına ilişkin genel hukuk kurallarına dayanmıştır. Ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşılması amacıyla kabul edilen yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkeleri gereği, sanığın kural olarak duruşmada fiziken hazır bulunması esastır. Bu kapsamda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.196 düzenlemesi, sanığın mahkeme huzuruna getirilmesinin zor veya riskli olduğu durumlarda Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla sorgusunun yapılabilmesine imkân tanımaktadır. Ancak bu yöntemin uygulanmasının, sanığın savunma haklarını orantısız şekilde kısıtlamaması gerekir.

Yerleşik içtihat prensipleri uyarınca, sanığın açık talebine rağmen fiziken duruşma salonunda bulundurulmayarak SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılımının sağlanması, duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik bir müdahale olarak kabul edilmektedir. Bu müdahalenin anayasal ilkelere uygunluğu; müdahalenin kanuni dayanağının bulunması, usul ekonomisi veya güvenlik gibi meşru bir amaca dayanması ve ölçülülük testini geçmesi ile mümkündür. Ölçülülük incelemesinde, sanığın fiziken hazır bulunma talebinin reddedilmesinin hangi zorlayıcı nedene dayandığına ve SEGBİS ile katıldığı celselerde esasa etkili işlemlerin yapılıp yapılmadığına bakılır. Şayet sanığın yokluğunda veya uzaktan katılımıyla yapılan işlemlerde ortaya çıkan dezavantajlı durumlar, telafi edici usul güvenceleriyle dengelenmişse, ihlalden söz edilemez.

Bir diğer önemli temel kural ise, suç isnadı altındaki kişiye savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıkların sağlanmasıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında, iddiaya karşı savunma imkânı tanınmadığı sürece adil bir muhakemeden söz edilemez. Fakat yargılama sürecinde ortaya çıkan usule ilişkin eksikliklerin veya adil yargılanma hakkına yönelik müdahalelerin yargılama aşamasında telafi edilmesi mümkündür. İhlal tespiti yapılırken sanığın iddialarını sunma, delilleri inceletme ve müdafi yardımından etkin bir biçimde yararlanıp yararlanmadığı yargılamanın bütünü üzerinden incelenerek sonuca varılır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun duruşmada hazır bulunma ve savunma haklarına yönelik şikâyetlerini yargılama sürecinin bütünü üzerinden titizlikle incelemiştir. Başvurucunun yargılama sürecinde on dört celsenin yapıldığı, ceza infaz kurumundaki personel eksikliği veya başka kurumlara sevk edilmesi gibi nedenlerle bazı celselere fiziken katılamadığı ya da SEGBİS ile bağlandığı görülmüştür. Ne var ki Mahkeme, başvurucunun ikinci ve onuncu celselerde bizzat duruşma salonunda hazır bulunduğunu, bu kritik celselerde mahkûmiyet kararında belirleyici ağırlığa sahip olan aleyhteki temel tanıkları sorgulama ve beyanlarına itiraz etme fırsatı bulduğunu tespit etmiştir. Üstelik başvurucu, tanıkları sorgulama hakkını kullanamadığına dair istinaf veya temyiz kanun yollarında herhangi bir itirazda da bulunmamıştır.

Somut olayda, başvurucunun SEGBİS bağlantısı kurulamadığı için katılamadığı dördüncü ve altıncı celselerde kovuşturmanın esasına yönelik, mahkûmiyeti doğrudan etkileyecek herhangi bir işlem yapılmadığı belirlenmiştir. Derece mahkemesinin, başvurucunun yokluğunda geçen bu celselere ait duruşma tutanaklarını ve dosyaya sunulan HTS kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporlarını cezaevindeki başvurucuya usulüne uygun şekilde tebliğ ettiği saptanmıştır. Başvurucunun SEGBİS aracılığıyla katıldığı celselerde de esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarını sunduğu, bağlantı kalitesi veya ses ve görüntü aktarımı hususunda hiçbir şikâyetinin olmadığı görülmüştür. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, duruşmada bizzat bulunamamanın yarattığı kısıtlamaların, mahkemenin sağladığı telafi edici dengeleyici güvenceler ile giderildiği ve yargılamanın genel adilliğinin zarar görmediği anlaşılmıştır.

Öte yandan, birleştirilen dosya kapsamındaki silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden savunmasının alınmadığı iddiasına ilişkin olarak; ilgili suçlamayı içeren iddianamenin başvurucuya tebliğ edildiği, başvurucunun bu isnatları bildiği tespit edilmiştir. Dahası, derece mahkemesinin yargılama sonucunda başvurucu hakkında örgüt üyeliği suçundan bir mahkûmiyet hükmü kurmadığı ve verilen diğer cezaların gerekçesinde de bu suçun delillerine dayanılmadığı vurgulanmıştır. Başvurucu, mahkûm olduğu adam öldürmeye teşebbüs, suç uydurma ve tehlikeli madde bulundurma gibi suçlar bakımından zorunlu hazırlıkları yapacak yeterli süreye sahip olmuş, müdafi yardımından aktif biçimde yararlanmış ve delillere karşı itirazlarını detaylıca sunabilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, duruşmada hazır bulunma hakkı ile savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı bağlamında adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: