Anasayfa Karar Bülteni AYM | Selma Irmak | BN. 2018/9763

Karar Bülteni

AYM Selma Irmak BN. 2018/9763

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2018/9763
Karar Tarihi 02.05.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sanığın duruşmada fiziksel olarak hazır bulunması esastır.
  • SEGBİS uygulaması ancak zorlayıcı nedenlerle meşru görülebilir.
  • Esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde SEGBİS dayatılamaz.
  • Soyut güvenlik gerekçesiyle duruşmaya katılım hakkı engellenemez.

Bu karar hukuken, ceza yargılamalarında sanığın duruşma salonunda fiziksel olarak hazır bulunma hakkının adil yargılanma hakkının ayrılmaz ve en temel parçalarından biri olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, sanığın kendi rızası ve onayı dışında, mahkeme kararıyla Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katılmaya zorlanmasını, kural olarak duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik doğrudan bir müdahale olarak değerlendirmektedir. Karar, yargı mercilerinin bu tür müdahalelerde bulunurken genel ve soyut gerekçelerin çok daha ötesine geçerek, somut, zorlayıcı ve doğrudan ilgili davaya özgü haklı nedenler sunması gerektiğini hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır.

Benzer davalarda emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle ağır ceza yargılamalarında sanığın mahkeme heyetiyle doğrudan yüz yüze gelmesinin, savunmasını vasıtasız sunmasının ve delilleri bizzat tartışmasının taşıdığı hayati önemi vurgulamaktadır. Uygulamada yerel mahkemelerin mesafe, personel eksikliği veya genel güvenlik kaygıları gibi kalıplaşmış ve matbu gerekçelerle SEGBİS kullanımına yönelmesinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Özellikle esas hakkındaki mütalaanın okunduğu, son savunmaların alındığı ve nihai hükmün açıklandığı en kritik duruşmalarda sanığın mahkeme salonunda fiziksel olarak bulunma talebinin karşılanmaması, doğrudan hak ihlali sonucunu doğuracaktır. Bu yönüyle karar, tüm alt derece mahkemelerine SEGBİS kullanımında ölçülülük ilkesinin ve sanığın savunma hakkının büyük bir titizlikle gözetilmesi gerektiği konusunda çok net ve kesin bir sınır çizmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkâri eski milletvekili olan başvurucu Selma Irmak hakkında, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasının ardından silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası yapma iddialarıyla ceza davası açılmıştır. Davanın güvenlik gerekçesiyle Hakkâri'den Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine nakledilmesine karar verilmiştir. Nakil sonrasında başlayan yargılamanın duruşmalarında başvurucu, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile cezaevinden uzaktan bağlantı kurulmasına itiraz etmiş, savunmasını mahkeme salonunda bizzat hazır bulunarak yapmak istemiştir. İlk derece mahkemesi, başvurucunun tutuklu bulunduğu cezaevi ile adliye arasındaki fiziksel mesafe ile genel asayiş ve güvenlik sorunlarını gerekçe göstererek bu talebi ısrarla reddetmiştir. Başvurucu, yüz yüze yargılanma hakkının açıkça engellendiği ve adeta sanal bir mahkeme oluşturulduğu gerekçesiyle tepki göstererek son iki duruşmaya katılmayı tamamen reddetmiş ve gıyabında hapis cezasına çarptırılmıştır. Bunun üzerine başvurucu, savunma hakkının ve duruşmada hazır bulunma hakkının elinden alındığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en somut görünümlerinden olan duruşmada hazır bulunma hakkı çerçevesinde kapsamlı bir biçimde değerlendirmektedir. Ceza yargılamasında sanığın mahkeme huzurunda bizzat bulunması, adil yargılanmanın temel taşları olan yüz yüzelik ve sözlülük ilkelerinin zorunlu bir gereğidir. Sanığın yargılamayı yapan hâkimlerle doğrudan ve aracısız iletişim kurması, iddialara anında cevap verebilmesi ve duruşmanın gidişatını yakından takip edebilmesi adil ve şeffaf bir yargılamanın vazgeçilmez en temel unsurudur.

Hukuk sistemimizde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.196 hükmü, belirli şartlar altında sanıkların Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmalara katılabilmesine yasal bir imkân tanımaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, sanığın bizzat duruşmada hazır bulunma yönündeki açık talebine rağmen iradesi dışında SEGBİS yoluyla duruşmaya katılmaya zorlanması duruşmada hazır bulunma hakkına açık bir müdahale oluşturmaktadır. Bu müdahalenin hukuken meşru kabul edilebilmesi için Anayasa'nın 13. maddesindeki kanunilik ve meşru amaç ölçütlerini sağlamasının yanı sıra mutlaka ölçülülük ilkesine de uygun olması gerekir.

Ölçülülük ilkesi bağlamında, yerel mahkemelerin sanığın duruşmada fiziken bulunma talebini reddederken mutlaka somut, kişiye ve dava dosyasına özgü zorlayıcı nedenler sunması şarttır. Mesafe uzaklığı, personel yetersizliği veya genel asayiş sorunları gibi soyut, genel ve matbu gerekçeler, sanığın temel anayasal haklarının kısıtlanması için tek başına yeterli bir mazeret olarak kabul edilemez. Özellikle sanığın esaslı bir şekilde iddialara karşı savunma yapacağı, savcılığın esas hakkındaki mütalaasının sunulduğu veya ceza hükmünün kurulduğu kritik yargılama celselerinde, sanığın yüz yüze yargılanma talebinin karşılanmaması, usul ekonomisi veya pratik fayda gerekçesiyle dahi meşrulaştırılamaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun yargılandığı Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin SEGBİS kullanımı yönündeki uygulamasını adil yargılanma güvenceleri açısından detaylı olarak incelemiş ve önemli eksiklikler tespit etmiştir. Mahkeme, başvurucunun yargılama boyunca hiçbir duruşmaya fiziken katılamadığını, özellikle savcılık mütalaasının okunduğu, buna karşı savunmaların alındığı ve nihai hükmün tesis edildiği esaslı işlemlerin yapıldığı kritik celselerde yüz yüze bulunma taleplerinin mahkemece sistematik olarak reddedildiğini saptamıştır.

Yerel mahkemenin, başvurucunun duruşmada hazır bulunma talebini reddederken sunduğu "ceza infaz kurumu ile mahkeme arasındaki mesafe" ve "genel güvenlik problemleri" şeklindeki gerekçelerin tamamen genel ve soyut nitelikte olduğu saptanmıştır. Yüksek Mahkeme, bu matbu gerekçelerin başvurucunun mahkemeye fiziken getirilmesini engelleyecek düzeyde somut ve zorlayıcı bir neden olarak kesinlikle kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır. Davanın en başında güvenlik gerekçesiyle Hakkâri'den Diyarbakır'a nakledilmiş olması, nakledilen güvenli addedilen yerde de sanığın fiziken mahkemeye getirilmemesi için mantıklı ve geçerli bir sebep teşkil etmemektedir.

Ayrıca, karar duruşmasının yapılacağı gün sabah saatlerinde şehirde bir terör saldırısı yaşanmış olması, mahkemenin o günkü güvenlik kaygısını kısmen haklı gösterebilecek olsa da; mahkemenin yargılamanın başından beri başvurucuyu duruşma salonuna getirtmek için gerekli güvenlik önlemlerini alma veya önceden nakil işlemlerini sağlama yönünde hiçbir makul çaba göstermediği ve pasif kaldığı anlaşılmıştır. Başvurucunun terör örgütüne üye olma gibi özgürlüğü ciddi şekilde bağlayıcı oldukça ağır bir suçlamayla yargılandığı, yargılamanın ilk iki duruşmasında ısrarla yüz yüze yargılanmayı talep ettiği ve SEGBİS dayatması nedeniyle protesto ederek son iki celseye hiç katılmadığı dikkate alınarak, başvurucuya duruşmada bizzat hazır bulunma imkânının sağlanmamasının hakkın özünü zedeleyen ölçüsüz bir müdahale olduğu sonucuna açıkça varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına yönelik başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: