Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Selma Irmak Kararı 2018/9763 B.

Anayasa Mahkemesi Selma Irmak Kararı 2018/9763 B.

Bu karar hukuken, ceza yargılamalarında sanığın duruşma salonunda fiziksel olarak hazır bulunma hakkının adil yargılanma hakkının ayrılmaz ve en temel parçalarından biri olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, sanığın kendi rızası ve onayı dışında, mahkeme kararıyla Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katılmaya zorlanmasını, kural olarak duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik doğrudan bir müdahale olarak değerlendirmektedir. Karar, yargı mercilerinin bu tür müdahalelerde bulunurken genel ve soyut gerekçelerin çok daha ötesine geçerek, somut, zorlayıcı ve doğrudan ilgili davaya özgü haklı nedenler sunması gerektiğini hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır.
search

Anayasa Mahkemesi
Selma Irmak Kararı 2018/9763 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2018/9763
Karar Tarihi 02.05.2024
Taraf Selma Irmak
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Sanığın duruşmada fiziksel olarak hazır bulunması esastır.
SEGBİS uygulaması ancak zorlayıcı nedenlerle meşru görülebilir.
Esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde SEGBİS dayatılamaz.
Soyut güvenlik gerekçesiyle duruşmaya katılım hakkı engellenemez.

Bu karar hukuken, ceza yargılamalarında sanığın duruşma salonunda fiziksel olarak hazır bulunma hakkının adil yargılanma hakkının ayrılmaz ve en temel parçalarından biri olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, sanığın kendi rızası ve onayı dışında, mahkeme kararıyla Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katılmaya zorlanmasını, kural olarak duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik doğrudan bir müdahale olarak değerlendirmektedir. Karar, yargı mercilerinin bu tür müdahalelerde bulunurken genel ve soyut gerekçelerin çok daha ötesine geçerek, somut, zorlayıcı ve doğrudan ilgili davaya özgü haklı nedenler sunması gerektiğini hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır.

Benzer davalarda emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle ağır ceza yargılamalarında sanığın mahkeme heyetiyle doğrudan yüz yüze gelmesinin, savunmasını vasıtasız sunmasının ve delilleri bizzat tartışmasının taşıdığı hayati önemi vurgulamaktadır. Uygulamada yerel mahkemelerin mesafe, personel eksikliği veya genel güvenlik kaygıları gibi kalıplaşmış ve matbu gerekçelerle SEGBİS kullanımına yönelmesinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Özellikle esas hakkındaki mütalaanın okunduğu, son savunmaların alındığı ve nihai hükmün açıklandığı en kritik duruşmalarda sanığın mahkeme salonunda fiziksel olarak bulunma talebinin karşılanmaması, doğrudan hak ihlali sonucunu doğuracaktır. Bu yönüyle karar, tüm alt derece mahkemelerine SEGBİS kullanımında ölçülülük ilkesinin ve sanığın savunma hakkının büyük bir titizlikle gözetilmesi gerektiği konusunda çok net ve kesin bir sınır çizmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkâri eski milletvekili olan başvurucu Selma Irmak hakkında, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasının ardından silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası yapma iddialarıyla ceza davası açılmıştır. Davanın güvenlik gerekçesiyle Hakkâri'den Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine nakledilmesine karar verilmiştir. Nakil sonrasında başlayan yargılamanın duruşmalarında başvurucu, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile cezaevinden uzaktan bağlantı kurulmasına itiraz etmiş, savunmasını mahkeme salonunda bizzat hazır bulunarak yapmak istemiştir. İlk derece mahkemesi, başvurucunun tutuklu bulunduğu cezaevi ile adliye arasındaki fiziksel mesafe ile genel asayiş ve güvenlik sorunlarını gerekçe göstererek bu talebi ısrarla reddetmiştir. Başvurucu, yüz yüze yargılanma hakkının açıkça engellendiği ve adeta sanal bir mahkeme oluşturulduğu gerekçesiyle tepki göstererek son iki duruşmaya katılmayı tamamen reddetmiş ve gıyabında hapis cezasına çarptırılmıştır. Bunun üzerine başvurucu, savunma hakkının ve duruşmada hazır bulunma hakkının elinden alındığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en somut görünümlerinden olan duruşmada hazır bulunma hakkı çerçevesinde kapsamlı bir biçimde değerlendirmektedir. Ceza yargılamasında sanığın mahkeme huzurunda bizzat bulunması, adil yargılanmanın temel taşları olan yüz yüzelik ve sözlülük ilkelerinin zorunlu bir gereğidir. Sanığın yargılamayı yapan hâkimlerle doğrudan ve aracısız iletişim kurması, iddialara anında cevap verebilmesi ve duruşmanın gidişatını yakından takip edebilmesi adil ve şeffaf bir yargılamanın vazgeçilmez en temel unsurudur.

Hukuk sistemimizde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.196 hükmü, belirli şartlar altında sanıkların Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmalara katılabilmesine yasal bir imkân tanımaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, sanığın bizzat duruşmada hazır bulunma yönündeki açık talebine rağmen iradesi dışında SEGBİS yoluyla duruşmaya katılmaya zorlanması duruşmada hazır bulunma hakkına açık bir müdahale oluşturmaktadır. Bu müdahalenin hukuken meşru kabul edilebilmesi için Anayasa'nın 13. maddesindeki kanunilik ve meşru amaç ölçütlerini sağlamasının yanı sıra mutlaka ölçülülük ilkesine de uygun olması gerekir.

Ölçülülük ilkesi bağlamında, yerel mahkemelerin sanığın duruşmada fiziken bulunma talebini reddederken mutlaka somut, kişiye ve dava dosyasına özgü zorlayıcı nedenler sunması şarttır. Mesafe uzaklığı, personel yetersizliği veya genel asayiş sorunları gibi soyut, genel ve matbu gerekçeler, sanığın temel anayasal haklarının kısıtlanması için tek başına yeterli bir mazeret olarak kabul edilemez. Özellikle sanığın esaslı bir şekilde iddialara karşı savunma yapacağı, savcılığın esas hakkındaki mütalaasının sunulduğu veya ceza hükmünün kurulduğu kritik yargılama celselerinde, sanığın yüz yüze yargılanma talebinin karşılanmaması, usul ekonomisi veya pratik fayda gerekçesiyle dahi meşrulaştırılamaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun yargılandığı Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin SEGBİS kullanımı yönündeki uygulamasını adil yargılanma güvenceleri açısından detaylı olarak incelemiş ve önemli eksiklikler tespit etmiştir. Mahkeme, başvurucunun yargılama boyunca hiçbir duruşmaya fiziken katılamadığını, özellikle savcılık mütalaasının okunduğu, buna karşı savunmaların alındığı ve nihai hükmün tesis edildiği esaslı işlemlerin yapıldığı kritik celselerde yüz yüze bulunma taleplerinin mahkemece sistematik olarak reddedildiğini saptamıştır.

Yerel mahkemenin, başvurucunun duruşmada hazır bulunma talebini reddederken sunduğu "ceza infaz kurumu ile mahkeme arasındaki mesafe" ve "genel güvenlik problemleri" şeklindeki gerekçelerin tamamen genel ve soyut nitelikte olduğu saptanmıştır. Yüksek Mahkeme, bu matbu gerekçelerin başvurucunun mahkemeye fiziken getirilmesini engelleyecek düzeyde somut ve zorlayıcı bir neden olarak kesinlikle kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır. Davanın en başında güvenlik gerekçesiyle Hakkâri'den Diyarbakır'a nakledilmiş olması, nakledilen güvenli addedilen yerde de sanığın fiziken mahkemeye getirilmemesi için mantıklı ve geçerli bir sebep teşkil etmemektedir.

Ayrıca, karar duruşmasının yapılacağı gün sabah saatlerinde şehirde bir terör saldırısı yaşanmış olması, mahkemenin o günkü güvenlik kaygısını kısmen haklı gösterebilecek olsa da; mahkemenin yargılamanın başından beri başvurucuyu duruşma salonuna getirtmek için gerekli güvenlik önlemlerini alma veya önceden nakil işlemlerini sağlama yönünde hiçbir makul çaba göstermediği ve pasif kaldığı anlaşılmıştır. Başvurucunun terör örgütüne üye olma gibi özgürlüğü ciddi şekilde bağlayıcı oldukça ağır bir suçlamayla yargılandığı, yargılamanın ilk iki duruşmasında ısrarla yüz yüze yargılanmayı talep ettiği ve SEGBİS dayatması nedeniyle protesto ederek son iki celseye hiç katılmadığı dikkate alınarak, başvurucuya duruşmada bizzat hazır bulunma imkânının sağlanmamasının hakkın özünü zedeleyen ölçüsüz bir müdahale olduğu sonucuna açıkça varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına yönelik başvuruyu kabul etmiştir.

Hakim beni duruşmaya almayıp zorla SEGBİS'ten bağlarsa ne yapabilirim? expand_more
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, ceza yargılamalarında sanığın duruşma salonunda bizzat fiziksel olarak hazır bulunması adil yargılanma hakkının ayrılmaz ve en temel parçalarından biridir. Sanığın kendi rızası ve onayı dışında, mahkeme zoruyla Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katılmasına karar verilmesi, duruşmada hazır bulunma hakkına doğrudan bir müdahale olarak kabul edilmektedir. Eğer mahkeme bu müdahaleyi somut, zorlayıcı ve haklı nedenlere dayandırmadan yaparsa anayasal hakkınız ihlal edilmiş olur. Bu durumda, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma hakkınız mevcuttur.
Cezaevinin uzak olması duruşmaya fiziken katılmamı engellemek için yeterli mi? expand_more
Hayır, cezaevi ile adliye arasındaki fiziksel mesafe tek başına yeterli ve geçerli bir mazeret değildir. Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemelerin sanığı SEGBİS kullanmaya zorlarken "ceza infaz kurumu ile mahkeme arasındaki mesafe" veya "personel eksikliği" gibi genel, soyut ve matbu gerekçelere dayanmasını kesinlikle reddetmektedir. Mahkemenin, fiziki katılım talebinizi reddederken genelgeçer mazeretlerin ötesine geçerek, doğrudan sizin davanıza özgü somut ve zorlayıcı nedenler sunması şarttır. Sırf usul ekonomisi veya pratik fayda gerekçesiyle duruşmada bizzat bulunma hakkınız kısıtlanamaz.
Genel güvenlik ve asayiş sorunu bahanesiyle duruşmaya girmem engellenebilir mi? expand_more
Hayır, genel ve soyut güvenlik kaygılarıyla duruşmaya katılma hakkınız elinizden alınamaz. Yüksek Mahkeme, mahkemelerin davanın nakledildiği yerlerde dahi genel "güvenlik problemi" diyerek sanığı mahkemeye getirmemesini, makul ve geçerli bir sebep olarak görmemektedir. Yargı mercileri, sanığı duruşma salonuna getirtmek için gerekli güvenlik önlemlerini alma veya nakil işlemlerini sağlama konusunda pasif kalamaz ve mutlaka makul bir çaba göstermek zorundadır. Aksi halde bu durum, savunma ve adil yargılanma hakkının özünü zedeleyen ölçüsüz bir müdahale teşkil eder.
Karar duruşmasında mutlaka mahkeme salonunda yüz yüze mi olmalıyım? expand_more
Evet, özellikle yargılamanın sonucuna etki edecek esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde mahkeme salonunda bizzat bulunmanız hayati bir öneme sahiptir. Yüksek Mahkeme, savcılığın esas hakkındaki mütalaasının okunduğu, son savunmaların alındığı ve nihai hükmün açıklandığı en kritik duruşmalarda sanığın mahkeme heyetiyle doğrudan yüz yüze gelmesinin ve savunmasını vasıtasız sunmasının adil yargılanmanın vazgeçilmez bir unsuru olduğunu belirtmektedir. Bu aşamalarda SEGBİS dayatılamaz; talebinize rağmen mahkeme salonunda fiziksel olarak bulunmanıza izin verilmemesi doğrudan hak ihlali sonucunu doğurur.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir