Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ramazan Kösem | BN. 2021/48766

Karar Bülteni

AYM Ramazan Kösem BN. 2021/48766

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/48766
Karar Tarihi 05.02.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sanığın aleyhine olan tanıkları sorgulama hakkı vardır.
  • Tanığın duruşmada dinlenmemesi geçerli bir nedene dayanmalıdır.
  • Sorgulanmayan tanık beyanı tek veya belirleyici delil olamaz.
  • Dengeleyici güvenceler sağlanmadan mahkûmiyet kararı verilemez.
  • Yazılı beyanın okunması huzurda dinlemenin eşdeğeri değildir.

Bu karar, ceza yargılamalarında adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olan tanık sorgulama hakkının sınırlarını ve mahkemelerin bu konudaki hayati yükümlülüklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karar, sanığın aleyhine beyanda bulunan tanıkların bizzat mahkeme huzurunda veya SEGBİS gibi vasıtalarla dinlenmesinin adil bir yargılamanın zorunlu unsuru olduğunu vurgulamaktadır. Mahkemenin, salt tanıkların yargı çevresi dışında olmasını doğrudan istinabe sebebi sayması ve geçerli bir mazeret göstermeden tanıkları duruşmada hazır etmemesi, savunma hakkının telafisi imkânsız şekilde kısıtlanması olarak değerlendirilmiştir.

Benzer ceza davalarında bu karar, özellikle terör örgütü üyeliği gibi ağır isnatların yer aldığı yargılamalarda önemli bir emsal teşkil edecektir. Yargı makamları, mahkûmiyete esas teşkil edecek tek veya belirleyici delil niteliğindeki tanık beyanlarını alırken, sanığa mutlaka soru sorma ve tanığın güvenilirliğini yargılamayı yapan hâkim huzurunda test etme imkânı sunmak zorundadır. Aksi takdirde, savunma makamının karşılaştığı bu dezavantajları telafi edecek düzeyde yeterli karşı dengeleyici güvenceler sağlanmadıkça, verilen mahkûmiyet kararları doğrudan adil yargılanma hakkının ihlaline yol açacaktır. Karar, muhakemede doğrudan doğruyalık ilkesinin ceza yargılamasındaki vazgeçilmez yerini ve sanık haklarının korunmasındaki önemini bir kez daha çok güçlü bir biçimde pekiştirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Eski bir hâkim olan başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla yargılanmış ve mahkûm edilmiştir. Yargılama sürecinde, başvurucu aleyhine ifade veren tanıkların hiçbiri mahkeme huzuruna getirilmemiş, ifadeleri istinabe yoluyla alınarak duruşmada sadece yazılı tutanakları okunmuştur. Başvurucu, aleyhine ifade veren tanıklara soru sorma ve onlarla yüzleşme imkânı bulamadığını, itirazlarına ve taleplerine rağmen bu tanıkların mahkeme huzurunda veya sesli ve görüntülü iletişim sistemleri aracılığıyla dinlenmediğini belirterek adil yargılanma hakkının zedelendiğini savunmuştur. Başvurucu, verilen hapis cezasının kesinleşmesi üzerine, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak hakkının teslimini ve yeniden yargılama yapılmasını talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde tam bir güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkına odaklanmıştır. Bu hak, sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya mahkeme huzurunda çektirme hakkını mutlak bir şekilde güvence altına almaktadır. Yüksek Mahkeme, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.210 uyarınca, olayın delilinin sadece bir tanığın açıklamalarından ibaret olması hâlinde, bu tanığın duruşmada mutlaka bizzat dinlenmesi gerektiğini hatırlatmıştır. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş olan tutanağın okunması, kural olarak asla doğrudan dinleme yerine geçemez.

Ayrıca, adil ve hakkaniyete uygun bir ceza yargılamasının en temel taşı olan doğrudan doğruyalık ilkesi gereği, sanığın suçluluğu konusunda karar verecek olan hâkimin delillerle doğrudan temasa geçmesi, tanığın anlatımı sırasındaki tavır ve reaksiyonlarını bizzat gözlemlemesi maddi gerçeğin ortaya çıkması için şarttır. Anayasa Mahkemesi, duruşma haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini tespit etmek için yerleşik üç aşamalı bir test uygulamaktadır. Birincisi, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli, haklı ve makul bir nedene dayanması zorunluluğudur. İkincisi, sanığın bizzat sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanının mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığının saptanmasıdır. Üçüncüsü ise, eğer söz konusu ifade belirleyici delil ise, savunma tarafının maruz kaldığı bu ciddi olumsuzluğu telafi edecek yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvencelerin sağlanmış olması şartıdır. Mahkemenin yargı çevresi dışındaki tanıkların sanığın da onlara aktif olarak soru sormasına imkân sağlayacak şekilde SEGBİS vasıtasıyla dinlenmesi bu güvencelerden biri olarak sayılmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi somut olayı incelediğinde, ilk derece mahkemesinin başvurucu aleyhine ifade veren tanıkları duruşmada hazır etmediği gibi, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanarak da dinlemediğini tespit etmiştir. Mahkemenin, tanıkların neden bizzat dinlenmediğine dair yargı çevresi dışında bulunmaları dışında geçerli ve yeterli bir neden sunmadığı anlaşılmıştır. Mahkûmiyet kararının gerekçesine bakıldığında, sanığın iletişim kayıtlarına ilişkin teknik raporlar eksik olmasına rağmen, istinabe yoluyla dinlenen tanıkların sanığın örgüt içindeki konumuna ve faaliyetlerine dair beyanlarının mahkûmiyete götüren belirleyici nitelikte delil olarak kabul edildiği görülmüştür.

Belirleyici ölçüde hükme esas alınan bu tanık beyanlarına karşı, başvurucunun tanıkları bizzat sorgulama, onlara soru yöneltme ve beyanlarının güvenilirliğini mahkeme huzurunda test etme imkânından yoksun bırakıldığı belirlenmiştir. Ayrıca mahkemenin, başvurucunun tanık dinletme ve bilirkişi incelemesi yaptırma yönündeki taleplerini gerekçesiz olarak reddettiği saptanmıştır. Sorgulanmamış tanık beyanları dışında dosyada birtakım başka deliller bulunsa da, bu durumun savunma makamının karşılaştığı dezavantajı giderecek yeterli karşı dengeleyici güvenceleri sağlamadığı kanaatine varılmıştır. Güvenilirliği doğrudan test edilmemiş tanık beyanlarının mahkûmiyete dayanak yapılması, yargılamanın bir bütün olarak hakkaniyetini zedelemiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına hükmederek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: