Anasayfa Karar Bülteni AYM | Seyhan Şen ve Diğ. | BN. 2020/24549

Karar Bülteni

AYM Seyhan Şen ve Diğ. BN. 2020/24549

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/24549
Karar Tarihi 05.02.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mektupların UYAP'a kaydedilmesi özel hayata müdahaledir.
  • Mahpusların görüşmelerinin kayda alınması kanuni dayanak gerektirir.
  • İnfaz hâkimlikleri şikayetleri esastan ve detaylıca incelemelidir.
  • Kişisel verilerin muhafazası keyfîliğe karşı güvence barındırmalıdır.

Bu karar hukuken, ceza infaz kurumlarında uygulanan genel geçer gözetim ve denetim mekanizmalarının sınırlarını netleştirmesi bakımından son derece büyük bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, idarenin güvenlik veya düzen sağlama saikiyle hareket ederken dahi mahpusların mahremiyetini ve haberleşme özgürlüğünü ihlal edecek boyutta, sınırları belirsiz ve keyfî uygulamalara gidemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Kayıt altına alma, dinleme ve verileri muhafaza etme gibi işlemlerin, sınırları kanunla çizilmiş, öngörülebilir ve idarenin takdir yetkisini dengeleyen somut usul kurallarına bağlanması gerektiği tescillenmiştir.

Benzer davalarda ve uygulamadaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar, infaz kurumlarındaki her türlü haberleşme ve görüşme denetiminin yasal dayanaklarının sıkı bir incelemeden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Mahpuslar tarafından yapılan şikâyetlerin, infaz hâkimliklerince yalnızca yüzeysel bir mevzuat kontrolüyle geçiştirilemeyeceği, iddiaların esasına girilerek ayrıntılı ve doyurucu gerekçelerle karara bağlanması gerektiği kesin bir dille ifade edilmiştir. Böylece, yargısal denetim mekanizmalarının etkinliğinin artırılması ve vatandaşların hak arama hürriyetlerinin lafzın ötesinde fiilen de korunması güvence altına alınmıştır. Bu hususlar, idarenin gelecekteki olası düzenlemeleri ve benzer yargısal süreçler için bağlayıcı bir yol haritası niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Farklı ceza infaz kurumlarında tutuklu veya hükümlü olarak bulunmakta olan başvurucular, kendilerine dışarıdan gelen ve kendileri tarafından dışarıdaki kişilere gönderilmek istenen tüm mektupların Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine (UYAP) taratılarak kaydedildiğini öğrenmişlerdir. Ayrıca bazı başvurucular, sadece mektupların değil, yaptıkları olağan telefon görüşmelerinin ve cezaevinde aileleri ya da yakınlarıyla gerçekleştirdikleri kapalı görüşlerdeki konuşmaların da dinlenerek sistematik bir şekilde kayıt altına alındığını tespit etmiştir.

Söz konusu uygulamaların hiçbir yasal dayanağının bulunmadığını, haberleşme gizliliğini ihlal ettiğini ve tamamen keyfî olduğunu düşünen mahpuslar, bu kayıt işlemlerinin derhâl durdurulması ve yasal olmayan mevcut kayıtların kaldırılması talebiyle yetkili infaz hâkimliklerine şikâyet başvurularında bulunmuşlardır. Ancak infaz hâkimlikleri, cezaevi idarelerinin ilgili genelgeler ve mevzuat hükümleri doğrultusunda hareket ettiğini belirterek şikâyetleri yüzeysel incelemelerle reddetmiştir. Ret kararlarına karşı yapılan üst itirazlar da ağır ceza mahkemelerince detaylı bir hukuki inceleme yapılmaksızın reddedilince iç hukuk yolları tükenmiştir. Bunun üzerine başvurucular, özel hayatın gizliliği, haberleşme hürriyeti ve hak arama hürriyetlerinin çok ciddi şekilde zedelendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, ihlal tespitiyle birlikte mağduriyetlerinin giderilmesi için manevi tazminat talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlığı çözerken Anayasa'nın güvence altına aldığı özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, haberleşme hürriyeti ve etkili başvuru hakkını temel inceleme alanı olarak belirlemiştir. Uyuşmazlığın merkezinde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümleri ile ceza infaz kurumlarının iç işleyişine, kayıt ve veri muhafazasına dair yayımlanan idari genelgeler bulunmaktadır.

Yerleşik anayasa yargısı içtihatları ve evrensel hukuk prensiplerine göre, kamu makamlarının mahpusların mahrem bilgileri ile kişisel verilerini kayıt altına alması, muhafaza etmesi ve bu verileri kullanması işlemleri, mutlaka kanunilik ilkesinin sıkı denetimine tabi olmalıdır. Bu tür sınırlayıcı tedbirlerin uygulanmasında, idarenin takdir yetkisinin çerçevesini net bir şekilde çizen, kişisel verilerin korunmasını garanti altına alan ve her türlü keyfîliğe karşı yeterli usuli güvenceler barındıran açık yasal kuralların bulunması zorunludur. Sistematik bir biçimde tüm telefon görüşmelerinin veya cezaevlerindeki kapalı görüşlerin kaydedilmesi uygulamalarında; bu kayıtların ne kadar süreyle sistemde saklanacağı, üçüncü kişilerin erişimine hangi durumlarda açılabileceği ve hangi mercilerle hangi usuller çerçevesinde paylaşılabileceği hususlarında en ufak bir belirsizlik dahi bulunmamalıdır. Hukuk devleti ilkesi, temel hakları sınırlayan normların öngörülebilir ve açık olmasını emreder.

Etkili başvuru hakkı yönünden ise durum, şekli bir itiraz yolunun ötesinde değerlendirilmiştir. Mahpusların ceza infaz kurumlarındaki uygulamaların temel hak ve hürriyetlere müdahale teşkil ettiği yönündeki iddialarına karşı, şikâyetin esasını detaylıca incelemeye imkân sağlayan ve sonuç olarak uygun bir telafi yöntemi sunan yargısal yolların fiilen de erişilebilir ve işlevsel olması gerekir. İnfaz hâkimliklerinin, başvurucuların ileri sürdüğü şikâyetleri yüzeysel gerekçelerle veya salt idare lehine şekli bir incelemeyle reddetmesi, uyuşmazlığın esasını oluşturan maddi ve hukuki sorunları bütünüyle ele alıp karara bağlamaması anlamına gelir. Bu şekilde işleyen bir yargısal denetim süreci, etkili başvuru hakkının anayasal güvencelerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü tarafından yapılan ayrıntılı incelemede, mahpusların mektuplarının Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine (UYAP) kaydedilmesi uygulamasına dayanak teşkil eden idari ve yasal mevzuat öncelikle mercek altına alınmıştır. Olay tarihindeki yürürlükte olan düzenlemeler incelendiğinde, mahpusların kişisel verileri ile mahrem bilgilerinin sisteme kaydedilmesi, uzun süre muhafaza edilmesi ve imha süreçlerine ilişkin olarak idarenin takdir yetkisinin sınırlarını somut olarak belirleyen ve yetki aşımından kaynaklanabilecek keyfîliğe karşı yeterli yasal güvence sunan kuralların eksik olduğu net bir şekilde tespit edilmiştir. Aynı hukuki noksanlık, mahpusların telefon görüşmeleri ile cezaevlerindeki kapalı görüşlerin dinlenip sistematik bir şekilde kayıt altına alınması uygulamalarında da görülmüştür. Bu görüşmelerin dijital ortamda ne kadar saklanacağı, üçüncü kişi, kurum veya yargı mercileriyle hangi zaruri şartlarda paylaşılacağı konusunda yasal bir çerçevenin bulunmadığı saptanmıştır. Söz konusu yasal boşluklar ve belirsizlikler, başvurucuların özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyetine idarece yapılan müdahalenin, kanunilik unsurunu kesinlikle taşımadığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymuştur.

Bunun yanı sıra, bir kısım başvurucunun maruz kaldığı uygulamalara karşı idareye yaptığı itirazlar ile yetkili infaz hâkimliklerine yönelttiği hukuki şikâyetlerin süreci incelendiğinde yargı makamlarının tutumu da ihlal nedeni sayılmıştır. İnfaz hâkimliklerinin, temel hak ihlali iddialarının esasını ve esasa müessir itirazları derinlemesine ele almadığı, sadece genel geçer yasal düzenlemelere atıf yaparak basmakalıp gerekçelerle şikâyetleri usulen reddettiği görülmüştür. Yargı mercilerinin, mektupların taranması ve sözlü görüşmelerin kaydedilmesi konusunda idarenin genel uygulamasını maddi, olgusal ve hukuki boyutuyla irdelememesi, başvuruculara hak arama hürriyeti kapsamında fiilen kullanabilecekleri, sonuç doğuran etkili bir yargısal yol sunulmadığını göstermektedir. Şikâyetlerin esasa yönelik yeterli, doyurucu ve ikna edici gerekçe olmaksızın sadece şeklen geçiştirilmesi, etkili başvuru hakkının açık bir ihlali olarak saptanmış ve uyuşmazlığın doğasının gerektirdiği derinlikte bir yargısal denetim yapılmadığı kabul edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, haberleşme hürriyeti ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiği ile manevi tazminat ödenmesi yönünde karar vermiştir ve başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: