Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2021/59751 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/59751 BN.

Anayasa Mahkemesi | İ. K. | 2021/59751 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/59751
Karar Tarihi 02.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sanığın aleyhindeki tanıkları sorgulama hakkı engellenemez.
  • Belirleyici tanık beyanları duruşmada bizzat dinlenmelidir.
  • Yazılı beyanların duruşmada okunması dinleme yerine geçmez.
  • Telafi edici güvenceler sağlanmadan mahkûmiyet kararı verilemez.

Bu karar, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biri olan tanık sorgulama hakkı ve doğrudan doğruyalık ilkesi bağlamında oldukça kritik bir öneme sahiptir. Yargılamada mahkûmiyete esas alınan ve sanığın hukuki durumunu doğrudan etkileyen beyan sahiplerinin, karar verecek olan mahkeme huzurunda dinlenmemesi hukuken çok ciddi bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararı, aleyhe ifade veren tanıkların sadece istinabe yoluyla alınan veya soruşturma aşamasındaki ifadelerinin okunmasıyla yetinilmesinin, sanığın savunma hakkını ölçüsüz bir biçimde kısıtladığını net ve tereddütsüz bir şekilde ortaya koymaktadır.

Benzer davalar açısından bu kararın en büyük emsal etkisi, mahkûmiyete temel teşkil eden belirleyici delillerin şüpheye yer bırakmayacak şekilde mahkeme salonunda, sanığın ve müdafiinin gözlemi altında tartışılması zorunluluğunu pekiştirmesidir. Özellikle terör örgütü üyeliği gibi ağır cezai yaptırımları barındıran kritik yargılamalarda, tanıkların SEGBİS bağlantısı aracılığıyla veya bizzat mahkeme huzurunda dinlenmesi için makul ve geçerli tüm çabanın gösterilmesi şarttır. Aksi takdirde, savunma makamının karşılaştığı usule ilişkin zorlukları telafi edecek yeterli güvenceler sunulmadan verilen mahkûmiyet kararlarının hakkaniyete açıkça aykırı olacağı ve adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı yerleşik bir anayasal içtihat olarak bir kez daha güçlü bir şekilde vurgulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu İ. K., silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle hakkında ceza davası açılmış bir kişidir. Yargılama sürecinde, başvurucu aleyhine ifade veren bazı tanıkların beyanları delil olarak kullanılmıştır. Ancak bu tanıkların bir kısmı sadece soruşturma aşamasında dinlenmiş, bir kısmı ise istinabe yoluyla ifade vermiş ve başvurucunun hazır bulunduğu duruşmalarda bizzat dinlenmemişlerdir. Başvurucu, aleyhine ifade veren bu tanıklara mahkeme huzurunda soru sorma ve onlarla yüzleşme imkânı bulamamıştır. Mahkeme, bu tanık beyanlarına, ByLock IP bağlantılarına ve diğer bazı bulgulara dayanarak başvurucuya hapis cezası vermiştir. Başvurucu, kararı etkileyen en önemli delillerden olan tanık beyanlarına karşı doğrudan soru sorma hakkının engellendiğini, bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkının ihlal edilip edilmediğini değerlendirirken temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkını merkeze almaktadır. Bu kapsamda, sanığın aleyhine ifade veren tanıkları bizzat veya SEGBİS vasıtasıyla sorguya çekme hakkı, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin vazgeçilmez bir unsuru olarak kabul edilmektedir.

Ceza muhakemesi hukukunda geçerli olan ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlayan "doğrudan doğruyalık" ilkesi gereği, olayın temel delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesi zorunludur. Bu emredici kural, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 210 hükmüyle de açıkça güvence altına alınmıştır. Bu kanun maddesine göre, daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş olan tutanağın veya yazılı bir açıklamanın duruşmada salt okunması, tanığın bizzat dinlenmesi işleminin yerine asla geçemez.

Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, tanık beyanlarının duruşma haricinde veya istinabe yoluyla elde edilmesi durumunda, yargılamanın adilliğini ölçmek için üç aşamalı bir denetim testi uygulanmaktadır. Birinci aşamada, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli, haklı ve makul bir nedene dayanıp dayanmadığına bakılır. İkinci aşamada, sanığın doğrudan sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanının mahkûmiyete temel olan tek veya belirleyici delil olup olmadığı detaylıca incelenir. Üçüncü ve son aşamada ise, eğer tanık beyanı belirleyici bir ağırlığa sahipse, savunma tarafının bu yüzden maruz kaldığı dezavantajlı durumu telafi edecek düzeyde karşı dengeleyici usulü güvencelerin mahkemece sağlanıp sağlanmadığı denetlenir. Eğer telafi edici ek güvenceler sağlanmadan sadece tutanakların okunmasıyla yetinilen tanık beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınmışsa, sanığın adil yargılanma hakkı ciddi şekilde zedelenmiş kabul edilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun davasındaki yargılama sürecini tanık sorgulama hakkı ve doğrudan doğruyalık ilkesi çerçevesinde detaylı olarak incelemiştir. İlk derece mahkemesi tarafından, aleyhe beyanda bulunan bir kısım tanıkların sadece soruşturma evresindeki beyanlarıyla yetinilmiş ve bu tanıkların huzurda dinlenmeleri için herhangi bir hukuki girişimde bulunulmamıştır. Başvurucu yakalandıktan sonraki celselerde de tanıkların neden SEGBİS bağlantısı aracılığıyla veya bizzat duruşma salonunda dinlenmediğine dair mahkemece geçerli ve makul bir neden ortaya konulmamıştır. Yalnızca yazılı tutanakların okunmasıyla yetinilmiştir.

Mahkûmiyet kararının gerekçesine bakıldığında, başvurucunun örgüt hiyerarşisi içindeki konumu, sohbet hocası ve talebe mesulü olduğuna dair değerlendirmelerin temel olarak başvurucunun sorgulama olanağı bulamadığı tanıkların aşamalardaki beyanlarına dayandığı tespit edilmiştir. İlgili Yargıtay içtihatları ışığında, tek başına ByLock CGNAT IP kayıtları veya müzahir kurumlarda SGK kaydının bulunması gibi unsurların silahlı terör örgütü üyeliği suçlaması için yeterli ve belirleyici delil olamayacağı dikkate alındığında, duruşmada dinlenmeyen tanık beyanlarının mahkûmiyet kanaatinin oluşmasında belirleyici nitelikte olduğu kabul edilmiştir. Ayrıca, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde de bu ifadelerin temel alındığı görülmüştür.

Yargılama sürecinde başvurucuya olayları kendi bakış açısıyla anlatma ve delil sunma imkânı tanınmış olsa da, mahkemenin tanıkları SEGBİS vasıtasıyla dinlememesi, savunma makamının aleyhteki tanıkları sorgulayamamasına ve beyanların güvenilirliğini test edememesine yol açmıştır. Mahkeme heyeti de tanıkların reaksiyonlarını doğrudan gözlemleme şansından tamamen mahrum kalmıştır. Bu zorlukları telafi edecek yeterli karşı dengeleyici güvencelerin yargılama aşamasında sağlanmadığı ve güvenilirliği usulünce test edilmemiş tanık beyanlarının hükme esas alınmasının yargılamanın hakkaniyetini açıkça zedelediği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: