Karar Bülteni
AYM Fesih Aydın BN. 2022/75251
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/75251 |
| Karar Tarihi | 07.01.2026 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Sanığa savunma imkânı tanınması adil muhakemenin şartıdır.
- Suç isnadı altındaki kişiye savunma hakkı sağlanmalıdır.
- Savunma için zorunlu olan imkânlar eksiksiz kullandırılmalıdır.
- Sanığın hazır bulunduğu duruşmada savunması mutlaka alınmalıdır.
Bu karar, ceza yargılamasında sanığın savunma hakkının şeklen değil, fiilen ve etkin bir biçimde kullandırılmasının hukuki zorunluluğunu net bir çerçevede ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, basit yargılama usulüne itiraz edilmesi üzerine genel hükümlere göre açılan duruşmada, sanığın talimat mahkemesinde yasalara uygun olarak hazır bulunmasına rağmen savunması alınmadan aceleyle mahkûmiyetine karar verilmesini açık bir hak ihlali olarak nitelendirmiştir. Bu durum, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin temelini oluşturan iddia ve savunma makamları arasındaki adil dengenin sanık aleyhine telafisi imkânsız şekilde bozulması anlamına gelmektedir.
Kararın benzer davalardaki emsal etkisi, özellikle Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden alınacak savunmalarda derece mahkemelerinin keyfî ve şekilci tutumlarının önüne geçilmesinde kendini göstermektedir. Yerel mahkemelerin, iş yükü, teknik aksaklık veya usuli gerekçeler öne sürerek sanığın duruşmada hazır edilmesine veya SEGBİS ile bağlanmasına rağmen savunmasını almaktan vazgeçerek eski beyanlarla yetinmesi kesin bir hak ihlali sebebi sayılacaktır. Uygulamada bu karar, mahkemelerin duruşma salonunda veya talimat mahkemesinde hazır olan sanıkların savunmalarını bizzat dinleme yükümlülüklerini katı bir şekilde hatırlatmakta, adil yargılanma hakkının temel bir güvencesi olan savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının vazgeçilmezliğini kuvvetle vurgulamaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, eşine karşı silahla kasten yaralama suçunu işlediği iddiasıyla yargılanan bir vatandaşın, mahkeme sürecinde savunma hakkının elinden alınması etrafında şekillenmektedir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan dava sonucunda, mahkeme önce basit yargılama usulüyle vatandaşa adli para cezası vermiştir. Vatandaşın ve avukatının bu duruma itiraz etmesi üzerine normal duruşma süreci başlamıştır. Mahkeme, vatandaşın duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılması için bulunduğu ildeki mahkemeye yazı yazmıştır. Duruşma günü vatandaş ilgili mahkemede hazır beklemesine rağmen, asıl mahkeme SEGBİS bağlantısı talebini reddetmiş ve vatandaşın güncel savunmasını hiç dinlemeden, eski beyanlarını okumakla yetinerek yeniden adli para cezasına hükmetmiştir. Bunun üzerine vatandaş, savunma yapmasına fırsat tanınmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma, iddia ve savunma hakkı prensiplerine dayanmıştır. Anayasa'da iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde serbestçe dile getirme fırsatının tanınması zorunluluğunu doğurmaktadır. Ceza yargılamasında savunma hakkının etkin bir şekilde güvence altına alınması demokratik toplumun en temel ilkelerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Bunun yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan "bir suç ile itham edilen herkesin savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı" da içtihatların temel dayanaklarından birini oluşturmaktadır. Suç isnadı altındaki kişiye savunma hakkının yalnızca kâğıt üzerinde şeklen değil, gerçek ve fiilî bir anlamda tam olarak sağlanması gerekmektedir.
Yerleşik içtihat prensiplerine göre, iddiaya karşı savunma imkânı tanınmadığı sürece adil bir muhakemenin yapılması hukuken mümkün değildir. Savunma için gerekli kolaylık kavramı, şüpheliye veya sanığa savunması için yardımcı olacak veya olabilecek nitelikteki zorunlu idari ve yargısal imkânları ifade etmekte olup, asıl amaç yargılama sürecinde silahların eşitliği ilkesini tesis etmektir. Bir kişinin beraat etmesini veya cezasının azaltılmasını sağlayabilecek nitelikteki sözlü veya yazılı savunmalarının mahkemece bizzat dinlenmesi, SEGBİS veya benzeri meşru vasıtalardan eksiksiz yararlandırılması anayasal bir güvencedir. Mahkemelerin, kanuni bir engel bulunmadığı ve sanık bizzat hazır olduğu hâllerde bu hakkın kullanımını kısıtlaması, hukuki dinlenilme hakkının ve savunma dokunulmazlığının doğrudan ihlali niteliğini taşır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu olayda yerel mahkemenin izlediği usulü ve aldığı kararı detaylı bir şekilde incelemiştir. Dosya kapsamındaki tespitlere göre, mahkeme tarafından genel hükümlere göre yapılacak yargılamayla ilgili tensip zaptı düzenlenmiş ve başvurucunun duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılması için bulunduğu yerdeki mahkemeye talimat yazılmıştır. Başvurucu, tam da belirtilen duruşma saatinde talimat mahkemesinde hazır bulunmuş ve bu durum resmî duruşma zaptıyla kayıt altına alınmıştır.
Ancak talimat mahkemesi ile asıl mahkeme arasında yapılan telefon görüşmelerinde asıl mahkeme, önce yoğunluk nedeniyle savunmanın öğleden sonra alınacağını bildirmiş; sonrasında ise dosyanın karara çıkması sebebiyle savunmanın alınmasından vazgeçildiğini ve talimat evrakının işlemsiz iade edilmesi gerektiğini şifahen iletmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu durumu son derece kritik bir usul hatası olarak değerlendirmiştir. Başvurucunun SEGBİS aracılığıyla hazır bulunmasına rağmen, mahkemenin savunma almaktan vazgeçmesine dair hukuken geçerli hiçbir gerekçe ortaya koymadığı tespit edilmiştir.
Yüksek Mahkeme, başvurucunun basit yargılama usulüyle verilen ilk karara itiraz ederek yargılamanın genel hükümlere göre yapılması iradesini açıkça ortaya koyduğuna dikkat çekmiştir. Hâl böyleyken, talimat mahkemesinde hazır bekleyen ve savunma yapmak isteyen bir sanığın dinlenmeyerek, yalnızca eski ifadelerinin okunması suretiyle ve gıyabında mahkûmiyet hükmü kurulması adil yargılanma ilkeleriyle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır. Sanığın duruşmada doğrudan hâkim karşısında veya SEGBİS aracılığıyla kendisini ifade etme fırsatından mahrum bırakılması, yargılamanın sonucuna etki edebilecek iddiaların ileri sürülmesini imkânsız hâle getirmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına hükmederek başvuruyu kabul etmiştir.