Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2018/785 E. 2018/18391 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2018/785 E. 2018/18391 K.

Bu karar, işçi ile işveren arasındaki sadakat borcunun ihlali durumlarında iş sözleşmesinin feshinin haklılık ve geçerlilik boyutlarını net bir biçimde ortaya koyması açısından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Yargıtay, işçinin işverenin bilgisi ve izni dışında başka bir ticari faaliyette bulunmasının ve kuruma ait görselleri kendi menfaatine kullanmasının iş ilişkisini temelden sarsacağına hükmetmiştir. İşçinin eylemlerinin haklı fesih boyutunda olmasa bile, işverenin güvenini zedelemesi sebebiyle en azından geçerli fesih nedeni teşkil edeceği açıkça vurgulanmıştır. Ayrıca, hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında savunma alma işleminin sürenin başlangıcına etkisi detaylıca irdelenmiştir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2018/785
Karar No 2018/18391
Karar Tarihi 16.10.2018
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Sadakat borcuna aykırılık geçerli fesih nedenidir.
  • gavel Savunma alma işlemi altı günlük süreyi başlatır.
  • gavel Hak düşürücü sürenin sonu tatile rastlayamaz.
  • gavel Sürenin kaçırılması feshin geçerliliğini tamamen ortadan kaldırmaz.

Bu karar, işçi ile işveren arasındaki sadakat borcunun ihlali durumlarında iş sözleşmesinin feshinin haklılık ve geçerlilik boyutlarını net bir biçimde ortaya koyması açısından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Yargıtay, işçinin işverenin bilgisi ve izni dışında başka bir ticari faaliyette bulunmasının ve kuruma ait görselleri kendi menfaatine kullanmasının iş ilişkisini temelden sarsacağına hükmetmiştir. İşçinin eylemlerinin haklı fesih boyutunda olmasa bile, işverenin güvenini zedelemesi sebebiyle en azından geçerli fesih nedeni teşkil edeceği açıkça vurgulanmıştır. Ayrıca, hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında savunma alma işleminin sürenin başlangıcına etkisi detaylıca irdelenmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar, işverenin altı iş günlük fesih süresini hesaplarken işçinin savunmasının alındığı tarihi esas alabileceğini göstermesi bakımından uygulamada yol göstericidir. İşverenlerin fesih sürecini yönetirken süreleri kaçırmalarının, eğer geçerli bir fesih nedeni (güven sarsıntısı, sadakat borcuna aykırılık) mevcutsa, feshin geçersiz sayılarak işe iade ile sonuçlanmasını doğrudan gerektirmeyeceği içtihat edilmiştir. Mahkemelerin fesih sürelerini hesaplarken resmi tatil günlerini ve tahkikat sürecinin son işlemi olan savunma tarihini dikkate almaları gerektiği kesin bir dille ifade edilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir otelde eğlence müdürü olarak çalışan işçinin, işvereni olan otel yönetimine karşı açtığı işe iade davasından kaynaklanmaktadır. İşçi, otel yönetiminin değişmesinin ardından kendisine haksız yere mobbing uygulandığını, asılsız iddialarla kendisinden sürekli savunma istendiğini ve sonunda iş sözleşmesinin haksız bir şekilde feshedildiğini ileri sürerek işe iadesini talep etmiştir.

İşveren tarafı ise, işçinin oteldeki görevi devam ederken eşiyle birlikte başka bir animasyon şirketinin internet sitesinde kendisini genel müdür olarak tanıttığını, hatta bu sitede otele ait görselleri izinsiz kullandığını iddia etmiştir. İşveren, bu durumu noter aracılığıyla tespit ettirdikten sonra işçiden savunma almış ve sadakat borcuna aykırılık ile rekabet yasağının ihlal edildiği gerekçesiyle iş sözleşmesini feshetmiştir. İşçi feshin haksız olduğunu iddia ederken, işveren ise güven ilişkisinin onarılamaz şekilde zedelendiğini savunmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş sözleşmesinin feshi süreçlerinde uyuşmazlığın çözümüne dayanak teşkil eden temel hukuki kuralların başında 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-e hükmü gelmektedir. İlgili madde, işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması, hırsızlık yapması, işverenin meslek sırlarını ortaya vurması gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunmasını işveren açısından haklı nedenle derhal fesih sebebi olarak saymaktadır. İşçinin, işverenin bilgisi ve izni dışında kendi namına ticari faaliyette bulunması ve işverene ait materyalleri haksız rekabet oluşturacak şekilde kullanması açıkça sadakat borcuna aykırılık teşkil eder.

Fesih sürecinde dikkate alınması gereken bir diğer önemli yasal düzenleme ise 4857 sayılı İş Kanunu m. 26 hükmünde yer alan hak düşürücü sürelerdir. Kanun, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisinin, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde kullanılması gerektiğini hüküm altına almıştır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, feshe konu olayın araştırılması ve işçinin savunmasının alınması gibi tahkikat işlemleri devam ediyorsa, altı iş günlük süre bu tahkikatın tamamlandığı tarihten itibaren işlemeye başlar.

Bununla birlikte, altı iş günlük hak düşürücü sürenin kaçırılması feshin niteliğini değiştirse de bütünüyle geçersiz olması sonucunu doğurmaz. Yargıtay içtihatlarında benimsenen prensibe göre, sürenin geçirilmesi feshin "haklı fesih" olma vasfını ortadan kaldırabilir, ancak işçinin eylemi işveren açısından çalışma ilişkisini çekilmez kılmışsa ve güven zedelenmişse, bu durum 4857 sayılı İş Kanunu m. 18 kapsamında "geçerli fesih" nedeni olarak kabul edilebilir. Geçerli fesih hallerinde işçinin işe iade davasının reddedilmesi yasal bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda Yargıtay, davacı işçinin otelin eğlence müdürü olarak görev yaparken, internet üzerinden faaliyet gösteren başka bir organizasyon firmasında kendisini genel müdür olarak tanıttığını ve bu firmanın web sitesinde davalı otele ait görsellerin kullanıldığını tespit etmiştir. İşçinin, kendi sorumluluğunda olan otel eğlence aktivitelerini işverenin izni olmadan başka bir yapı üzerinden kullanıp haksız rekabet yarattığı ve bu yolla ilave iş aldığı dosya kapsamındaki noter tespitiyle net bir şekilde doğrulanmıştır. Bu eylemin, taraflar arasındaki bireysel iş sözleşmesinde yer alan mesleki bağlılık kuralını ve genel sadakat borcunu ağır bir biçimde ihlal ettiği vurgulanmıştır.

İlk derece mahkemesinin, işverenin eylemi öğrendiği tarih ile fesih tarihi arasında altı iş günlük hak düşürücü sürenin geçtiği yönündeki tespiti Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay incelemesinde, işverenin noter tespiti sonrasında derhal harekete geçerek işçiden savunma aldığı, fesih süresinin de tahkikatın son işlemi olan savunmanın alındığı tarihten itibaren başlaması gerektiği belirtilmiştir. Feshin gerçekleştiği tarihin yasal süre içinde olduğu, ayrıca sürenin son gününün hafta tatiline denk gelmesi durumunda sürenin takip eden ilk iş gününe uzayacağı gerçeğinin mahkemece gözden kaçırıldığı ifade edilmiştir.

Daha da önemlisi Yargıtay, olayda altı iş günlük hak düşürücü süre geçirilmiş olsaydı bile, bu durumun ancak feshin haklılık vasfını ortadan kaldıracağını, işverenin güvenini temelden sarsan bu boyuttaki bir eylemin her halükarda geçerli fesih nedeni sayılacağını hüküm altına almıştır. İşçinin eylemleri neticesinde işveren ile arasındaki güven bağının tamamen koptuğu ve işverenden iş ilişkisini sürdürmesinin objektif olarak beklenemeyeceği tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin gerçekleştirdiği feshin geçerli nedene dayandığı ve hak düşürücü süre içinde yapıldığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi gerektiğine hükmederek İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarını ortadan kaldırmış ve kararı bozmuştur.

Başka bir işte çalıştığım için işten atılabilir miyim? expand_more
İş sözleşmeniz devam ederken işvereninizin bilgisi ve izni dışında kendi adınıza ticari faaliyette bulunmanız veya başka bir şirkette çalışmanız, işçi ile işveren arasındaki sadakat borcuna açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Yargıtay kararlarına göre, böylesi bir durum haksız rekabet oluşturacağı ve işverenin size duyduğu güveni temelden sarsacağı için iş sözleşmenizin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında haklı veya geçerli nedenle feshedilmesi sonucunu doğurur. Somut bir olayda da, işçinin başka bir firmada kendini yönetici tanıtarak ek iş yapması sadakat borcunun ağır bir ihlali sayılarak işten çıkarılması hukuka uygun bulunmuştur.
İşyerinin beni işten çıkarma süresi ne zaman başlar? expand_more
İş Kanunu'nun 26. maddesine göre, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan bir eylem nedeniyle işverenin fesih hakkını olayı öğrendiği tarihten itibaren altı iş günü içinde kullanması yasal bir zorunluluktur. Ancak Yargıtay içtihatlarına göre, şayet ortada eylemin araştırıldığı ve sizden savunma istenen bir tahkikat süreci varsa, bu altı günlük hak düşürücü süre olayın ilk öğrenildiği gün değil, soruşturmanın son işlemi olan savunmanızın alındığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Ayrıca fesihte altı günlük sürenin son gününün hafta tatiline veya resmi tatile denk gelmesi durumunda, bu süre takip eden ilk iş gününe kadar uzamaktadır.
İşveren 6 günlük süreyi kaçırırsa işe iade davasını kazanır mıyım? expand_more
İşverenin altı iş günlük fesih süresini kaçırması, işten çıkarma işleminin tamamen geçersiz olacağı ve mutlaka işe geri döneceğiniz anlamına gelmez. Yargıtay'ın bu konudaki hukuki yaklaşımına göre, süre kaçırılmış olsa bile, şayet eyleminiz işveren nezdinde güven bağını onarılamaz biçimde zedelemişse ve çalışma ilişkisini çekilmez kılmışsa, bu durum İş Kanunu'nun 18. maddesi kapsamında "geçerli fesih" nedeni olarak kabul edilir. Geçerli fesih durumlarında ise feshin niteliği "haklı fesih" olmaktan çıksa da, işe iade talebiniz mahkeme tarafından reddedilecektir.
Şirkete ait fotoğrafları kendi ek işimde kullanmam sorun olur mu? expand_more
Çalıştığınız kuruma ait görselleri ve materyalleri işvereninizin açık izni olmadan kendi şahsi menfaatiniz veya ek işiniz için kullanmanız hukuken haksız rekabet ve mesleki bağlılık kurallarının ihlali anlamına gelir. Yargıtay, emsal bir dosyasında çalıştığı otelin görsellerini eşiyle birlikte kurduğu organizasyon firmasının internet sitesinde kullanan işçinin bu davranışını, güven ilişkisini bütünüyle yıkan ağır bir eylem olarak nitelendirmiştir. Bu sebeple, böyle bir kullanım işverene sizi derhal tazminatsız olarak veya en azından geçerli nedene dayanarak işten çıkarma hakkı verebilir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir