Anasayfa Karar Bülteni AYM | Salih Bayrak | BN. 2021/25844

Karar Bülteni

AYM Salih Bayrak BN. 2021/25844

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/25844
Karar Tarihi 10.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Özel hukuk alacakları keyfi olarak engellenemez.
  • Terör iltisakı meşru alacağın ödenmemesine yetmez.
  • Mülkiyet hakkına müdahalede ölçülülük ilkesi gözetilmelidir.
  • Gerçek hizmet alımlarının iadesi güvence altındadır.

Bu karar hukuken, mülkiyet hakkının olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı dönemlerde dahi temel güvencelerden bütünüyle mahrum bırakılamayacağı anlamına gelmektedir. Somut olayda, devletin güvenlik gerekçesiyle aldığı idari tedbirlerin, bireylerin özel hukuk ilişkilerinden doğan, ispatlanmış ve geçerli alacak haklarını ortadan kaldıramayacağı çok net bir biçimde ortaya konulmuştur. Kişilerin terör örgütüyle bağlantılı olmaları idareye geniş güvenlik tedbirleri alma yetkisi verse de bu durum, kişilerin sivil ve meşru alacaklarının ödenmemesi veya fiilen müsadere edilmesi için hukuki bir zemin oluşturamaz. Anayasa Mahkemesi bu bağlamda, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin mutlaka meşru bir amaca dayanması ve demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşması gerektiğinin altını çizmektedir.

Kararın benzer davalardaki emsal etkisi oldukça geniştir. Olağanüstü hâl döneminde kanun hükmünde kararnamelerle kapatılan okul, hastane, vakıf veya şirketlerden peşin ödenmiş hizmet bedelleri gibi alacağı bulunan ancak kendisi de terör örgütü iltisakı iddialarıyla yargılanan çok sayıda vatandaş bulunmaktadır. Bu karar, idarenin yalnızca iltisak ve irtibat gerekçesine sığınarak ticari veya sivil ödemeleri yapmaktan kaçınamayacağını göstermektedir. Uygulamadaki önemi ise idare mahkemelerinin ve valilik komisyonlarının benzer uyuşmazlıklarda Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiği norm denetimi kararlarını doğrudan dikkate alarak mülkiyet hakkını koruyan, orantılı ve anayasal düzene uygun kararlar vermelerini zorunlu kılmasıdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Salih Bayrak isimli vatandaş, 2016 yılının Nisan ayında çocuklarının bir sonraki eğitim öğretim yılı için Kayseri'de bulunan özel bir ilköğretim okuluna yirmi bir bin lira kayıt ücreti ödemiştir. Ancak yaşanan darbe girişimi sonrasında söz konusu eğitim kurumu, olağanüstü hâl tedbirleri kapsamında devlet tarafından tamamen kapatılmıştır. Okulun kapatılması üzerine hizmet alamayan vatandaş, valiliğe başvurarak ödediği eğitim ücretinin tarafına iade edilmesini talep etmiştir.

Valilik komisyonu, parayı talep eden vatandaşın bizzat kendisinin de yasa dışı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılanarak ceza aldığını öne sürmüş ve bu iade talebini kesin olarak reddetmiştir. Banka yoluyla yaptığı ödemeyi geri alamayan vatandaş, haksızlığa uğradığını belirterek idare mahkemesine dava açmıştır. Yerel mahkemelerin ve bölge idare mahkemesinin de valiliğin ret işlemini haklı bularak vatandaşı haksız bulması üzerine, ödediği eğitim ücretini hiçbir şekilde tahsil edemeyen kişi, mülkiyet hakkının haksız yere elinden alındığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesinin bu tür uyuşmazlıkları çözerken dayandığı temel kuralların başında Anayasa'nın mülkiyet hakkını güvence altına alan maddeleri ve idari işlemlerin sınırlarını çizen ölçülülük ilkesi gelmektedir. Mülkiyet hakkına idare tarafından yapılacak herhangi bir müdahalenin öncelikle açık bir kanuni dayanağı olmalı, kamu yararına dayalı meşru bir amaca hizmet etmeli ve hedeflenen amaç ile kullanılan araç arasında adil bir denge bulunmalıdır.

Somut olaydaki idari işlemin ve idare mahkemelerinin ret kararının temelinde 7091 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun m.5/4 hükmü yatmaktadır. Bu kural, kapatılan kurumlardan geri ödeme talep edilebilmesi için gerçek bir mal ve hizmet alım ilişkisinin varlığının yanında, talep eden kişinin terör örgütüne aidiyetinin, irtibatının veya iltisakının bulunmaması şartını aramaktaydı. Ancak Anayasa Mahkemesi daha önceki norm denetimi kararlarıyla, kanun maddesinde yer alan alacaklının iltisakı bulunmamasına yönelik kısıtlayıcı ibareleri Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı oldukları somut olarak ortaya konulan kişilerle ilgili güvenlik tedbirleri alınmasında devletin elbette geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ne var ki, bu güvenlik tedbirleri, kişilerin özel hukuk ilişkileri çerçevesinde ifa ettikleri yükümlülüklerden doğan ve hukuka uygunluğu konusunda hiçbir kuşku bulunmayan meşru alacaklarının ödenmemesine yasal bir gerekçe yapılamaz. Doktrin ve anayasal içtihatlarda kabul edildiği üzere, salt alacaklının kişisel durumu veya isnat edilen suç profili öne sürülerek, tamamen gerçek bir mal veya hizmet alışverişine dayanan alacak hakkının idare tarafından fiilen müsadere edilmesi bir hukuk devletinde meşru görülemez. Hukuk kuralları gereği, idare hileli, gerçek dışı veya muvazaalı işlemleri tespit ettiğinde bunları engellemek için zaten yeterli hukuki yetkiye ve araca sahiptir. Ancak ortada geçerli ve ispatlanmış bir sözleşmeden doğan alacak varken, bu tutarların sadece kişinin yasa dışı bağlantıları öne sürülerek iade edilmemesi mülkiyet hakkının özüne dokunan ölçüsüz ve orantısız bir müdahale olarak nitelendirilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun çocuklarının eğitimi için banka kanalıyla yatırdığı kayıt ücretinin iade edilmemesini doğrudan mülkiyet hakkına yapılmış ağır bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Başvurucunun dekont ile ibraz ettiği ve okul yönetimine geçtiği sabit olan yirmi bir bin liralık alacağı, hukuken korunması gereken ekonomik bir değer, yani Anayasa kapsamında tartışmasız bir mülk niteliğindedir. Olayda valilik ve mahkemelerin idari işleme dayanak yaptığı kanun maddesinin, kişinin terör örgütü ile bağlantısı olması hâlinde alacağın ödenmemesini öngören kısmı, mülkiyet hakkını temelden zedelediği için Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce iptal edilmiş durumdadır.

Mahkemenin tespitlerine göre, devletin olağanüstü yönetim usullerinin devrede olduğu dönemlerde dahi kişilerin kesinleşmiş ve gerçekliği ispatlanmış alacak haklarına el koyması veya bunları ödemekten kaçınması, demokratik toplumda beklenen kamu yararı amacına hizmet etmemektedir. İdarenin muvazaalı, yani gerçeği yansıtmayan alacak iddialarını veya terör finansmanı niteliğindeki şüpheli işlemleri tespit etme ve bunları reddetme yetkisi kuşkusuz ki mevcuttur. Ancak eldeki bireysel başvuruya konu uyuşmazlıkta, paranın gerçekten eğitim hizmeti almak maksadıyla ilgili okula ödendiği ve ortada gerçek bir mal/hizmet ilişkisi bulunduğu konusunda derece mahkemeleri dâhil hiçbir makamın tereddüdü bulunmamaktadır. Dolayısıyla, sadece alacaklı konumundaki kişinin silahlı terör örgütüyle iltisaklı olduğu gerekçe gösterilerek, varlığı ve hukuki meşruiyeti tartışmasız olan bir özel hukuk alacağının devlet tarafından ödenmemesi, anayasal sınırlar içinde kabul edilebilir makul ve meşru bir tedbir olamaz.

İdare mahkemelerinin istinaf aşaması da dâhil olmak üzere verdikleri kararlarda, iptal edilen kanun hükmüne dayanmaya devam ederek vatandaşın yasal parasını almasını engellemeleri, mülkiyet hakkının ölçüsüz ve orantısız bir şekilde kısıtlanmasına sebep olmuştur. Başvurucunun terör örgütü üyeliği suçundan ceza almış olması, hukukun temel prensipleri gereğince onun sivil mülkiyet güvencelerinden tamamen yoksun bırakılacağı anlamına gelmemektedir. Bu tür uygulamalar, devletin vatandaşlarının maddi varlıklarını hukuki bir çerçeve içinde koruma yükümlülüğüyle açıkça çelişmektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, okul kayıt ücretinin iade edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: