Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2021/7290 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/7290 BN.

Anayasa Mahkemesi | Muharrem Özden | 2021/7290 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/7290
Karar Tarihi 18.09.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Özel hayata saygı hakkı keyfiliği yasaklar.
  • Eski görev yerine atanamama özel hayata müdahaledir.
  • Atama kısıtlamaları kanunilik ölçütünü sağlamalıdır.
  • Kamu hizmeti gerekleri objektif değerlendirilmelidir.

Bu karar, olağanüstü hâl döneminde kanun hükmünde kararname ile kamu görevinden ihraç edildikten sonra OHAL Komisyonu kararıyla görevine iade edilen akademisyenlerin, ihraç edildikleri eski görev yerlerine atanmalarının engellenmesinin hukuki niteliğini ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, söz konusu atama yasağının bireylerin özel hayata saygı hakkına ağır bir müdahale oluşturduğuna ve bu müdahalenin anayasal güvenceleri ortadan kaldırdığına hükmetmiştir. Kişinin yıllarca bulunduğu mesleki çevresinden, kurulu aile düzeninden ve itibarından koparılması sonucunu doğuran bu idari uygulamanın, somut bir kamu yararı veya zorunluluk barındırmadığı, dolayısıyla hukuki güvenlik ilkesini ihlal ettiği teyit edilmiştir. Kararda, özel hayatın dokunulmazlığının yalnızca kişisel mahremiyetle sınırlı olmadığı, mesleki kariyer inşasını da kapsadığı güçlü bir biçimde vurgulanmıştır.

Emsal etkisi bakımından bu karar, kamu görevine iade edilen kişilerin sırf kategorik bir yasaklama mantığıyla eski kurumlarından veya belirli büyükşehirlerden mahrum bırakılmasının hukuka aykırılığını tescillemektedir. Uygulamadaki önemi ise idare mahkemelerinin ve idari makamların, iade edilen kamu görevlilerinin atamalarını yaparken somut, objektif ve kamu yararına dayalı geçerli bir zorunluluk göstermeleri gerektiğine işaret etmesidir. Karar, daha önce verilen norm denetimi iptal kararlarının bireysel başvuru süreçlerinde de titizlikle uygulandığını göstermesi açısından idare hukuku pratiğinde kritik bir yol haritası sunmakta ve benzer idari mağduriyetlerin giderilmesi için önemli bir içtihat oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Çorum Hitit Üniversitesinde tıp fakültesi araştırma görevlisi olarak çalışmaktayken kanun hükmünde kararname ile kamu görevinden çıkarılan başvurucu, Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru sonucunda görevine iade edilmiştir. Ancak Yükseköğretim Kurulu tarafından eski görev yeri olan Çorum yerine Yozgat Bozok Üniversitesine ataması yapılmıştır. Başvurucu, eski üniversitesinin çok daha kapsamlı bir eğitim verdiğini, akademik gelişimi için daha faydalı olduğunu ve eşinin Çorum'da çakılı kadroda bulunması sebebiyle bu atamanın aile bütünlüğünü bozarak kendilerini mağdur ettiğini iddia etmiştir. Bu gerekçelerle atama işleminin iptali için idare mahkemesinde dava açmıştır. İdare mahkemesi ise mevzuatta yer alan ve iade edilenlerin eski görev yerine atanamayacağını belirten kurala dayanarak davayı reddetmiştir. İstinaf başvurusunun da esastan reddedilerek sonuçsuz kalması üzerine başvurucu, özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa m. 20 kapsamında güvence altına alınan özel hayata saygı hakkını temel almıştır. Mahkeme içtihatlarına göre, bireyin mesleki hayatına ve çalışma koşullarına yönelik alınan idari tedbirler, kişinin üçüncü kişilerle ilişki kurma ve geliştirme imkânını zayıflatması, sosyal itibarını zedelemesi ve kurulu yaşam düzenini değiştirmesi nedenleriyle doğrudan özel hayata müdahale teşkil etmektedir.

Uyuşmazlığın temel dayanağını oluşturan kural, 7075 sayılı Kanun m. 10 hükmünde yer alan ve kamu görevine iade edilen öğretim elemanlarının Ankara, İstanbul, İzmir illeri ile ihraç edildikleri eski görev yerlerine atanmalarını kategorik olarak engelleyen yasal düzenlemedir. Anayasa Mahkemesi, söz konusu kuralı daha önce bir norm denetimi davasında detaylıca incelemiş ve iptal etmiştir. İptal kararının temel gerekçesinde, idareye kamu hizmetinin gerekleri doğrultusunda her birey için somut bir değerlendirme yapma yetkisi tanınmadan getirilen bu mutlak yasağın, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmadığı açıkça belirtilmiştir.

Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, hak ve özgürlüklere yapılacak müdahalelerin "kanunilik" şartını taşıması zorunludur. Kanunun sadece şeklen var olması yeterli kabul edilmemekte, aynı zamanda keyfiliğe karşı koruyacak netlikte, öngörülebilir ve erişilebilir olması gerekmektedir. Kamu görevlilerinin mesleki hayatlarını, kariyer hedeflerini ve aile bütünlüklerini derinden etkileyen atama yasaklarının bu kanunilik standartlarını taşımaması, temel hak ihlallerine zemin hazırlamaktadır. Bu prensipler çerçevesinde, kamu görevine iade edilen akademisyenlerin atama süreçlerinin mutlaka kamu yararı ve objektif kriterlere dayandırılması gerektiği kurala bağlanmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun görevine iade edilmesine rağmen eski çalıştığı üniversiteye atanmasının engellenmesinin özel hayata saygı hakkına yapılmış ağır bir müdahale olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, daha önce benzer konuda verdiği iptal kararlarını hatırlatarak, söz konusu müdahaleye yasal dayanak olarak gösterilen 7075 sayılı Kanun m. 10 hükmünün anayasaya aykırı bulunarak hukuk sisteminden çıkarıldığını bir kez daha vurgulamıştır.

İlgili kuralın, görevine iade edilen bir öğretim elemanının kamu hizmeti gerekleri doğrultusunda eski görev yerinde çalışıp çalışamayacağı konusunda idareye herhangi bir objektif değerlendirme veya takdir alanı bırakmadığı tespit edilmiştir. İdarenin savunmalarında veya ilk derece mahkemesinin kararlarında, başvurucunun eski görev yerine atanmasının kategorik olarak yasaklanmasını gerektirecek hiçbir fiilî veya hukuki zorunluluk ortaya konulamamıştır. Aksine, sırf görevlerine iade edilen öğretim elemanlarına yönelik olarak getirilen ve tüm sistemi kapsayan genel, objektif standartlardan yoksun bu uygulamanın, yetki aşımına ve idarenin keyfiliğine açık bir zemin yarattığı ifade edilmiştir.

Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mesleki kariyerini, sosyal çevresini ve aile bütünlüğünü derinden etkileyen bu atama kısıtlamasının, demokratik bir toplumda meşru ve zorunlu bir toplumsal ihtiyaca hizmet etmediğini açıkça ortaya koymuştur. Söz konusu atama engelinin muhataplarını idarenin keyfi tasarruflarına karşı koruyacak asgari kanunilik özelliklerinden yoksun olması ve müdahalenin ölçüsüzlüğü nedeniyle yasal ve hukuki bir dayanağının bulunmadığı kesin olarak anlaşılmıştır. Mahkeme, hak ve özgürlükler ile idarenin tek taraflı tasarrufu arasındaki dengenin tamamen başvurucu aleyhine bozulduğuna kanaat getirmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: