Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Mazlum Cesur | BN. 2021/62174

Karar Bülteni

AYM Mazlum Cesur BN. 2021/62174

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/62174
Karar Tarihi 18.09.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sanığın duruşmada bizzat hazır bulunma hakkı esastır.
  • Rıza dışı SEGBİS uygulaması adil yargılanmayı ihlal edebilir.
  • Haklı neden olmaksızın SEGBİS dayatması hukuka aykırıdır.
  • Duruşmada hazır bulunma hakkından örtülü feragat varsayılamaz.

Bu karar, ceza yargılamalarında sanığın duruşmada bizzat hazır bulunma hakkı ile Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden yargılamaya katılımı arasındaki ince çizgiyi net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, sanığın açıkça duruşma salonunda bulunmayı talep etmesine rağmen, mahkemelerce somut ve zorlayıcı bir gerekçe gösterilmeksizin SEGBİS kullanımının dayatılmasının ve sanığın yokluğunda hüküm kurulmasının, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden olan duruşmada hazır bulunma hakkını zedelediğini vurgulamaktadır. Yargılamada yüz yüzelik ve sözlülük ilkelerinin önemi dikkate alındığında, teknik imkânların sanığın savunma hakkını kısıtlayacak şekilde kullanılamayacağı hukuken tescillenmiştir.

Benzer davalarda bu karar, özellikle farklı şehirlerdeki ceza infaz kurumlarında tutuklu bulunan sanıkların mahkeme salonuna getirilmemesi ve zorunlu olarak SEGBİS üzerinden savunma yapmaya zorlanması uygulamalarına karşı güçlü bir emsal niteliği taşımaktadır. Mahkemelerin, SEGBİS ile katılım kararı verirken usul ekonomisi gerekçesinin ötesine geçerek, sanığın talebini reddetmeyi haklı kılacak spesifik ve zorlayıcı nedenleri açıkça kararlarında tartışmaları gerektiği ilkesi yerleşik hâle gelmektedir. Uygulamada, sanıkların duruşma salonunda bizzat bulunma taleplerinin keyfî olarak reddedilmesinin önüne geçilmesi ve savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi adına bu içtihat kritik bir pratik değere sahiptir. Adaletin tecellisi için sanığın mahkeme heyetiyle doğrudan temas kurabilmesi ve delilleri bizzat tartışabilmesi vazgeçilmez bir haktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Mazlum Cesur, silahlı terör örgütüne üye olma, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet gibi muhtelif suçlamalarla tutuklu olarak yargılanmıştır. Yargılama süreci boyunca farklı ceza infaz kurumlarında tutulan başvurucu, mahkeme heyetine yazılı dilekçeler sunarak ve bağlandığı celselerde sözlü olarak duruşmalara Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılmak istemediğini, bizzat mahkeme salonunda hazır bulunarak savunma yapmak istediğini defalarca beyan etmiştir.

Buna rağmen ilk derece mahkemesi, başvurucunun bu açık talebini hiçbir zorlayıcı neden veya somut gerekçe göstermeksizin reddetmiş ve duruşmalara SEGBİS ile katılımının sağlanmasını kararlaştırmıştır. Başvurucunun SEGBİS ile duruşmalara katılmayı ilkesel olarak reddetmesi üzerine, yokluğunda yargılamaya devam edilmiş ve aleyhine mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. Başvurucu, iradesine aykırı şekilde SEGBİS dayatılması ve esaslı usul işlemlerinin yapıldığı celselerde yokluğunda karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, duruşmada hazır bulunma hakkını, Anayasa'nın 36. maddesinde tam bir güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. Ceza yargılamasında sanığın duruşmada bizzat hazır bulunması, yüz yüzelik, doğrudanlık ve sözlülük ilkelerinin hayata geçirilmesi, aleyhteki delillerin doğrudan tartışılması ve mahkeme heyetiyle aracısız iletişim kurulması açısından hayati bir öneme sahiptir. Sanığın bedenen orada bulunması, mahkemenin de sanığın tutum ve davranışlarını doğrudan gözlemlemesine olanak tanır.

Bu kapsamda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.196 hükmü, sanığın duruşmada hazır bulundurulması esasına bazı istisnalar getirmekte ve belirli yasal şartlar altında Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmalara uzaktan katılım sağlanmasına imkân tanımaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesinin istikrar kazanmış yerleşik içtihatlarına göre, sanığın bizzat duruşmada bulunma talebine aykırı olarak salt usul ekonomisi gerekçesiyle SEGBİS yoluyla duruşmaya katılmaya zorlanması, duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik açık bir müdahale teşkil etmektedir.

Söz konusu müdahalenin Anayasa'ya uygun ve ölçülü kabul edilebilmesi için, sanığın duruşmada hazır bulunma talebinin reddedilmesini zorunlu kılan haklı, somut ve zorlayıcı nedenlerin mahkemelerce açık bir biçimde ortaya konulması şarttır. Ayrıca, adil yargılanma hakkı güvencelerinden sanığın kendi özgür iradesiyle açık veya örtülü olarak feragat etmesi hukuken mümkün olsa da, bu feragat iradesinin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak derecede net olması ve sonuçlarının sanık tarafından makul olarak öngörülebilir olması gerekmektedir. Mahkemelerin, sanığın açık itirazlarına rağmen zımni bir feragat varsayımına dayanarak esaslı usul işlemlerinin yapıldığı celselerde yokluğunda hüküm kurması, hukuki dinlenilme hakkının özünü zedelemektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayın gelişimini incelediğinde; başvurucunun yargılamanın çeşitli aşamalarında mahkemeye dilekçeler göndererek ve bağlandığı duruşmalarda sözlü olarak SEGBİS ile katılmaya rıza göstermediğini, mahkeme salonunda bizzat bulunmak suretiyle savunma hakkını kullanmak istediğini tereddütsüz bir biçimde ifade ettiğini tespit etmiştir. Buna karşın ilk derece mahkemesinin, başvurucunun bu makul ve yasal talebini dikkate almadığı ve talebin hangi somut, hukuki veya fiili zorlayıcı nedene dayanılarak reddedildiğini kararlarında hiçbir şekilde açıklamadığı görülmüştür.

Yargılama sürecinin bütününe bakıldığında, bozma kararı öncesinde yirmi iki celse, bozma kararından sonra ise tek bir celse yapıldığı, başvurucunun tüm bu uzun süreçte yalnızca bir celsede mahkeme salonunda bizzat hazır bulunabildiği saptanmıştır. Diğer tüm celselerde ise başvurucu ya SEGBİS ile bağlanmaya zorlanmış ya da bu uzaktan bağlantı yöntemini ilkesel olarak reddettiği için yokluğunda yargılamaya devam edilmiştir. Başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkından açıkça feragat etmediği, tam aksine ısrarla bizzat bulunmayı talep ettiği ve bu uğurda celselere katılmamayı göze aldığı dikkate alındığında, mahkemenin başvurucunun zımnen feragat ettiği yönündeki örtülü ve varsayıma dayalı kabulünün hukuki dayanaktan tamamen yoksun olduğu Anayasa Mahkemesince vurgulanmıştır.

Üstelik, başvurucunun yokluğunda devam edilen celselerde; tanıkların dinlenmesi, iddia makamının esas hakkındaki mütalaasını sunması ve nihai mahkûmiyet hükmünün kurulması gibi ceza yargılamasının esasına doğrudan etki eden ve davanın kaderini belirleyen en temel işlemler gerçekleştirilmiştir. İstinaf ve temyiz mercilerinin de başvurucunun bu yöndeki esaslı usul itirazlarını gidermede yetersiz kaldığı ve anılan hukuka aykırılığı aynen onadıkları tespit edilmiştir. Mahkemelerin, başvurucunun açık talebine rağmen yargılamayı gerçekleştirmek için en uygun aracı seçmemesi ve alternatif yöntemleri değerlendirme zahmetine girmemesi, temel haklara yapılan müdahalenin gerekliliği ve ölçülülüğü ilkelerine ağır bir aykırılık oluşturmuştur. Tüm bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın bütününde savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılamadığı, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacının zedelendiği ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun duruşmada bizzat hazır bulunma talebinin karşılanmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: