Karar Bülteni
AYM Ali Erbaş BN. 2022/68910
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/68910 |
| Karar Tarihi | 24.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Örgüt iltisakı geçerli alacağın ödenmemesine gerekçe yapılamaz.
- Geçerli alacakların iadesi mülkiyet hakkının güvencesi altındadır.
- Özel hukuk sözleşmelerinden doğan borçların ifa yükümlülüğü vardır.
- Mülkiyet hakkına yönelik müdahaleler meşru amaca dayanmalıdır.
Bu karar, hukuken geçerli ve meşru bir alacağın sırf alacaklısının terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunduğu gerekçesiyle ödenmemesinin Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale olduğunu ortaya koymaktadır. Olağanüstü hâl döneminde kapatılan kurumlardan alacağı olan kişilerin, aralarındaki özel hukuk sözleşmesine dayanan meşru haklarının, sonradan tesis edilen genel ve kategorik işlemlerle ellerinden alınması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. İdarenin, hileli veya muvazaalı işlemleri tespit etme yetkisi ve araçları bulunmasına rağmen, geçerliliği tartışmasız bir alacağı salt kişinin örgüt bağlantısı sebebiyle reddetmesi hukuken meşru bir tedbir olarak kabul edilemez.
Bu içtihat, benzer nitelikteki olağanüstü hâl uygulamalarından doğan uyuşmazlıklarda emsal teşkil eden son derece kritik bir hukuki güvence sağlamaktadır. Özel kurumlara okul kayıt ücreti, abonelik veya hizmet bedeli gibi ödemeler yapan vatandaşların, söz konusu kurumların kanun hükmünde kararname ile kapatılması sonrasında talep ettikleri iadelerin önündeki engellerin hukuka aykırılığı tescillenmiştir. Uygulamadaki önemi, mahkemelerin bu tür alacak iadesi davalarında kişinin terör örgütü iltisakı yerine alacağın gerçekliğine ve muvazaalı olup olmadığına odaklanmasını zorunlu kılmasıdır. Karar, devletin kamu güvenliği tedbirleri ile bireylerin anayasal mülkiyet hakkı arasındaki adil dengeyi yeniden tesis ederek yargı pratiğine temel bir standart getirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Ali Erbaş, çocuğunu Amasya'nın Merzifon ilçesinde faaliyet gösteren Özel Merzifon Ahi İlkokulu adlı eğitim kurumuna kaydettirmiş ve 2016-2017 eğitim öğretim yılı için okul yönetimine toplam 7.400 TL kayıt ücreti ödemiştir. Ancak söz konusu okul, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında olağanüstü hâl kapsamında çıkarılan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile FETÖ/PDY bağlantısı ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle tamamen kapatılmıştır. Bunun üzerine başvurucu, okulun kapatılması nedeniyle çocuğunun eğitim alamadığını belirterek peşin ödediği ücretin kendisine iade edilmesi amacıyla valiliğe başvurmuş, talebinin reddedilmesi üzerine idare mahkemesinde dava açmıştır. İdare mahkemesi, başvurucunun bizzat kendisinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinden hapis cezası aldığını ve ilgili kanun gereğince terör örgütü ile iltisakı olan kişilere herhangi bir alacak iadesi yapılamayacağını belirterek davayı reddetmiştir. Başvurucu, meşru alacağının ödenmemesinin mülkiyet hakkını zedelediğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesinden ihlal tespiti talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın güvence altına aldığı temel haklardan biri olan mülkiyet hakkı çerçevesinde detaylı bir şekilde değerlendirmiştir. Başvurucunun çocuk eğitimi amacıyla okul kayıt ücreti olarak peşin ödediği tutar, Anayasa hukuku anlamında korunması gereken ve maddi değeri olan somut bir mülk teşkil etmektedir. İdarenin ifa edilmeyen bir hizmete rağmen bu parayı iade etmemesi, mülkiyet hakkının kullanımının kontrolü ve düzenlenmesi kapsamında doğrudan bir müdahale olarak kabul edilmiştir.
Söz konusu müdahalenin yasal temelini ve dayanağını, 7091 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 5. maddesi oluşturmaktadır. İlgili kanun maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, kapatılan özel kurumlardan alacağı olan kişilere devlet tarafından ödeme yapılabilmesi için bu kişilerin terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatının kesinlikle bulunmaması şartı getirilmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesinin norm denetimi yetkisi kapsamında verdiği iptal kararında, bu maddedeki ilgili kısıtlayıcı ibareler temel hak ve özgürlüklere ve özellikle anayasaya aykırı bulunarak hukuk sisteminden çıkarılmıştır.
Yüksek Mahkeme'nin yerleşik içtihat prensiplerine göre, mülkiyet hakkına yapılacak her türlü kamu müdahalesinin mutlak surette açık bir kanuni dayanağı olmalı, kamu yararı amacı taşımalı ve alınan tedbir ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil bir ölçülülük bağı bulunmalıdır. Alacaklının salt terör örgütüyle bağlantılı olduğu gerekçesine dayanılarak, hukuka uygunluğu ve gerçekliği konusunda hiçbir şüphe bulunmayan özel hukuk ilişkilerinden doğan meşru alacakların kamu otoritesi eliyle ödenmemesi, demokratik bir hukuk devletinde hiçbir surette meşru görülemez. İdarenin, hileli veya muvazaalı işlemlere dayanan hayali alacakları denetleme yetkisine ve hukuki mekanizmalara zaten sahip olduğu ortadadır. Bu nedenle, meşru bir borcun ifasından sırf hak sahibinin örgütsel iltisakı nedeniyle kaçınılması, mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin kamu yararına yönelik meşru bir amaca dayanmadığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıkça göstermektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucu Ali Erbaş'ın çocuğunun eğitimi için peşin ödediği okul kayıt ücretinin iade edilmemesi işlemini titizlikle incelemiştir. Başvurucunun kapatılan özel okula ödediği 7.400 TL'nin, ifa edilmeyen bir eğitim hizmetinin karşılığı olarak iadesi gereken geçerli ve meşru bir alacak olduğu tartışmasızdır. İdari ve yargısal makamlar, söz konusu paranın okul taksiti olarak ödendiğini kabul etmelerine rağmen iade işlemini reddetmiştir. Bu ret kararının tek dayanağı, başvurucunun FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkûm edilmiş olması ve ilgili olağanüstü hâl mevzuatında yer alan yasaklayıcı hükümdür.
Yüksek Mahkeme, önceki iptal kararlarına ve yerleşik emsal kararlarına atıf yaparak, başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan bu müdahalenin herhangi bir meşru amacının bulunmadığını tespit etmiştir. Devletin, terör örgütleriyle irtibatı veya iltisakı olan kişiler hakkında çeşitli idari ve adli güvenlik tedbirleri alma konusunda geniş bir takdir yetkisi bulunsa da; bu yetki, kişilerin meşru özel hukuk sözleşmelerinden doğan ve muvazaalı olmayan alacaklarına kategorik olarak el konulması veya ödenmemesi anlamına gelmemektedir. Okul ücretinin iadesi gibi basit ve yasal bir özel hukuk alacağının ödenmemesinin, terörle mücadele ve kamu güvenliğinin sağlanması hedefleriyle akla yatkın bir illiyet bağı kurulamamıştır.
Derece mahkemeleri, Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce iptal edilen kanun hükümlerini dar ve kategorik bir yaklaşımla yorumlayarak başvurucuyu mülkiyet hakkından ölçüsüz bir biçimde mahrum bırakmıştır. Alacağın gerçekliği yerine başvuranın kişisel durumuna odaklanılarak iadeden kaçınılması, olağanüstü dönemlerde dahi gözetilmesi gereken mülkiyet hakkı güvencelerini ciddi şekilde ihlal etmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermiştir.