Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ali Numan ve Diğerleri | BN. 2020/38045

Karar Bülteni

AYM Ali Numan ve Diğerleri BN. 2020/38045

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2020/38045
Karar Tarihi 24.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Alacağın enflasyon karşısında değer kaybetmesi mülkiyet ihlalidir.
  • Ölüm hâlinde mirasçıların başvuruyu takip iradesi aranır.
  • Kamudan alacakların değer kaybı şahsi külfet oluşturur.
  • Enflasyon farkı ödenmemesi mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahaledir.

Bu karar, kamu kurumlarından tahsil edilecek para alacaklarının ödenmesi sürecinde yaşanan gecikmelerin ve enflasyonist ortamın mülkiyet hakkı üzerindeki yıkıcı etkisini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireylerin devletten olan alacaklarının değer kaybına uğratılarak ödenmesinin veya uğratılmasının, anayasal güvence altında olan mülkiyet hakkının açık bir ihlali olduğunu teyit etmiştir. Alacağın nominal değeri ödenmiş olsa bile, geçen süre zarfında enflasyon karşısında satın alma gücündeki aşırı erimenin telafi edilmemesi, hakkın özüne doğrudan bir müdahale niteliği taşımaktadır. Ayrıca karar, bireysel başvuru sürecinde vefat eden başvurucuların mirasçılarının başvuruyu takip yükümlülüğüne dair kurallara açıklık getirmesi bakımından da usul hukuku yönünden büyük önem arz etmektedir.

Benzer davalar ve uygulamadaki önemi açısından bu içtihat, idarenin ödeme yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemesinin yargısal denetiminde kritik bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde kamu kurumlarının borçlarını geciktirerek reel borç yükünü azaltma eğilimlerine karşı vatandaşlara güçlü bir hukuki kalkan sunulmaktadır. Kamulaştırma, vergi iadesi veya çeşitli idari alacaklarda, alacaklıların enflasyon karşısında ezdirilmemesi gerektiği ilkesi yerleşik hâle gelmektedir. Bu durum, yargı mercilerinin önlerine gelen tazminat ve alacak davalarında değer kaybının mutlak surette gözetilmesini zorunlu kılacak ve mülkiyet hakkının etkin korunmasına büyük katkı sağlayacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, vatandaşların kamu kurumlarından olan çeşitli para alacaklarının enflasyon karşısında aşırı derecede değer kaybına uğraması temelinde şekillenmektedir. Başvurucular, kamu makamlarından tahsil etmeleri gereken maddi alacaklarının ödenmesi sürecinde yaşanan enflasyonist etkiler ve eksik ifalar nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını belirterek yargı yoluna başvurmuşlardır. İdare tarafından ödenen veya ödenmesi öngörülen tutarların, geçen zaman içinde olumsuz ekonomik koşullar ve yüksek enflasyon nedeniyle reel satın alma gücünü büyük ölçüde yitirdiği iddia edilmiştir. Başvurucular, alacaklarının gerçek değerinin idarece korunmadığını, bu durumun mülkiyet haklarını doğrudan zedelediğini ifade ederek meydana gelen değer kaybının telafi edilmesini ve zararlarının hukuka uygun şekilde giderilmesini talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kurallarının merkezinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı bulunmaktadır. Anayasa'nın bu hükmü, herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğunu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğini öngörür. Mülkiyet hakkı, bireylerin mal varlığı değerleri üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma yetkisini içerir ve devlete karşı koruma altındadır.

Mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunması, devletin kamu gücünü kullanırken bireylerin mal varlığı değerlerine orantısız ve aşırı bir külfet yüklememesini gerektirir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, kamu kurumlarından olan para alacaklarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması veya uğratılarak ödenmesi, idari müdahalenin ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmesine neden olmaktadır. Enflasyonist dönemlerde paranın nominal değeri kâğıt üzerinde aynı kalsa da reel satın alma gücü büyük bir hızla düşmektedir. Bu bağlamda idarenin borcunu ödemeyi haksız yere geciktirmesi veya değersizleştirerek ifa etmesi, bireyin hakkının özünü zedeleyerek şahsi ve olağan dışı bir külfet altına girmesine yol açar.

Bununla birlikte, yargılama usulü kuralları bakımından 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 49 hükmü de kararda önemli bir yere sahiptir. İlgili kural ve yargısal pratikler çerçevesinde, bireysel başvuru sürecinde vefat eden bir başvurucunun davasının, mirasçıları tarafından makul bir süre içinde takip iradesi gösterilerek sürdürülmesi gerektiği temel bir usul kuralı olarak uygulanmıştır. Mirasçıların başvuruyu devam ettirme yönündeki taleplerini Mahkemeye iletme yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde başvurunun düşeceği kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruda usule ve esasa ilişkin iki farklı hukuki değerlendirme yapmıştır. İlk olarak usul yönünden yapılan inceleme neticesinde, başvuruculardan Meryem Numan'ın bireysel başvuru yapıldıktan sonra 17/2/2025 tarihinde vefat ettiği saptanmıştır. İlgili yasal düzenlemeler ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları gereğince, başvuru sürecinde ölen başvurucunun mirasçılarının başvuruyu takip etme iradelerini makul bir süre içinde Mahkemeye bildirme yükümlülükleri bulunmaktadır. Meryem Numan'ın mirasçıları tarafından hukuken geçerli böyle bir irade ortaya konulmadığı anlaşıldığından, bu başvurucu yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği tespit edilmiştir.

Uyuşmazlığın esasına yönelik değerlendirmede ise Mahkeme, diğer başvurucuların kamu makamlarından olan para alacaklarının enflasyon karşısındaki reel durumunu ele almıştır. Anayasa Mahkemesi, kamu kurumlarından tahsil edilmesi gereken çeşitli alacakların ekonomik koşullar ve enflasyonist etkiler karşısında reel değerini yitirmesinin mülkiyet hakkının güvencelerine aykırı olduğunu yinelemiştir. Bireylerin devletten alacaklı olduğu durumlarda, ödemelerin değer kaybına uğratılarak gerçekleştirilmesi, vatandaşların şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet altına girmesine sebebiyet vermektedir. Devletin, mali yükümlülüklerini yerine getirirken alacağın reel değerini koruyacak mekanizmaları işletmemesi ve oluşan kaybı telafi etmemesi, Anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirilmiştir. Bu doğrultuda, somut olayda başvurucuların idareden olan alacaklarının önemli ölçüde eridiği ve değer kaybına uğratıldığı sabittir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: