Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ali Çevik ve Diğerleri | BN. 2022/18746

Karar Bülteni

AYM Ali Çevik ve Diğerleri BN. 2022/18746

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/18746
Karar Tarihi 24.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Duruşmaya uzaktan katılım sağlanması hazır bulunma hakkına müdahaledir.
  • Sanığın SEGBİS ile katılımı için hukuki ve zorlayıcı nedenler sunulmalıdır.
  • Adil yargılanma hakkından feragat iradesi şüpheye yer bırakmamalıdır.
  • Esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde sanığın bizzat bulunması şarttır.

Bu karar, ceza yargılamalarında sanığın duruşmada bizzat hazır bulunma hakkının ne denli yaşamsal bir öneme sahip olduğunu ve adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçası niteliğini taşıdığını bir kez daha çok güçlü bir şekilde vurgulamaktadır. Mahkemelerin, sanıkların somut ve açık taleplerini dikkate almadan, salt pratiklik veya usul ekonomisi gerekçesiyle onları sadece Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmalara katılmaya zorlaması, adil yargılanma hakkı kapsamında hukuka aykırı ve doğrudan bir müdahale olarak nitelendirilmiştir. Özellikle ceza davasının gidişatını belirleyen, tanıkların dinlendiği, delillerin tartışıldığı ve esasa ilişkin savunmaların alındığı esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde sanığın mahkeme salonunda fiziksel olarak bizzat bulunması, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin etkin kullanımı için vazgeçilmez bir anayasal teminattır.

Uygulamadaki alt derece mahkemeleri için Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu ihlal kararı, SEGBİS kullanımının yalnızca istisnai bir yöntem olduğunu ve yargılama sürecinde rutin, sıradan bir uygulamaya dönüştürülemeyeceğini son derece net bir şekilde ortaya koymaktadır. Sanığın duruşmada bizzat hazır bulunma yönünde açık ve ısrarlı bir talebi varken veya hakkından zımnen feragat ettiğini gösteren somut olgular hiçbir şekilde mevcut değilken, zorlayıcı nedenler açıklanmaksızın SEGBİS dayatması yapılması açıkça hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Emsal niteliğindeki bu bağlayıcı içtihat, mahkemelerin SEGBİS ile katılım kararı verirken olaya özgü, son derece makul ve zorlayıcı anayasal gerekçeler sunmalarını kesin bir dille zorunlu kılmaktadır. Aksi hâlde, ceza tehdidi altındaki sanığın iddia makamı karşısında fiziksel ve psikolojik olarak dezavantajlı duruma düşürülmesi engellenemez.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Ceza infaz kurumlarında tutuklu bulunan Ali Çevik ve diğer başvurucular, farklı mahkemelerde çeşitli ağır suç isnatlarıyla yargılandıkları ceza davalarında duruşmalara bizzat mahkeme salonunda katılmak istediklerini ısrarla belirtmişlerdir. Başvurucuların bazıları celse arasında verdikleri yazılı dilekçelerle, bazıları ise doğrudan duruşma sırasında SEGBİS üzerinden savunmaları alınırken, uzaktan bağlantı yöntemini reddederek mahkeme salonunda fiziksel olarak hazır bulunmayı ve savunmalarını yüz yüzelik ilkesi çerçevesinde yapmayı açıkça talep etmiştir.

Ancak yargılamayı yürüten mahkemeler, başvurucuların bu meşru taleplerini yeterli ve hukuki bir gerekçe göstermeksizin çeşitli nedenlerle reddetmiş veya bu yöndeki talepler hakkında hiçbir olumlu ya da olumsuz karar vermeyerek talepleri zımnen reddetmiştir. Sonuç itibarıyla, başvurucuların bir kısmı davanın seyrini değiştirecek esaslı işlemlerin yapıldığı kritik duruşmalara, bir kısmı ise yargılama boyunca gerçekleştirilen tüm duruşmalara tutuklu bulundukları cezaevlerinden yalnızca SEGBİS aracılığıyla katılmak mecburiyetinde bırakılmıştır. Yargılamalar sonucunda atılı suçlardan mahkûm edilen ve cezaları kesinleşen başvurucular, duruşmada bizzat hazır bulunma haklarının usulsüzce ellerinden alındığını, bu durumun savunma haklarını ciddi anlamda kısıtladığını ve yargılamanın bütününe zarar verdiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı bütüncül bir yaklaşımla değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkını ve bu temel hakkın en önemli yapı taşlarından biri olan duruşmada hazır bulunma hakkını merkeze almıştır. Kişilerin, kendi iradelerine açıkça aykırı düşecek şekilde, yargılandıkları ağır ceza davalarına bulundukları ceza infaz kurumlarından yalnızca SEGBİS yoluyla katılmaya zorlanmaları, anayasal güvence altındaki duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik doğrudan ve ağır bir müdahale olarak nitelendirilmektedir. Söz konusu müdahalenin anayasal hukuk düzeninde meşru sayılabilmesi için Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük kriterlerini tavizsiz bir biçimde karşılaması gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, bu müdahalenin yasal dayanağı olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 196 hükmü ele alınmış ve anılan yasal kuralın şeklî anlamda kanunilik ölçütünü tam olarak karşıladığı kabul edilmiştir. Ayrıca, teknolojinin imkânlarından faydalanılarak usul ekonomisinin sağlanması ve yargılamaların hızlandırılması amacının anayasal boyutta meşru bir amaca hizmet ettiği tespiti yapılmıştır. Ne var ki, adil yargılanma hakkı güvencelerinden ve özellikle suç isnadı altındaki kişinin duruşmada bizzat hazır bulunma hakkından feragat edilmesinin oldukça sıkı ve katı anayasal şartlara bağlı olduğu önemle vurgulanmıştır.

Yerleşik ve istikrar kazanmış yüksek mahkeme içtihatlarına göre, asgari usul güvencelerinden sanık lehine açık veya örtülü şekilde feragat edilmesi hukuken mümkün olsa da, bu feragatin anayasal düzeyde geçerli olabilmesi için kişinin feragat iradesini hiçbir şüpheye, tereddüde veya yoruma yer bırakmayacak şekilde açıkça ortaya koyması gerekmektedir. Örtülü feragatin kabul edilebilmesi için ise, kişinin mevcut eylemlerinin sonuçlarını makul, mantıklı ve öngörülebilir bir çerçevede saptayabildiğinin kesin olarak gösterilmesi zorunludur. Yargı organları, kişinin anayasal haklardan feragati hususunda hiçbir zaman varsayıma, tahmine veya ihtimallere dayalı bir değerlendirme yapamazlar. Kişinin duruşmaya bizzat katılma yönünde açık bir talebi varken, mahkemelerin bu talebi hangi somut, inandırıcı ve hukuken zorlayıcı nedene dayanarak reddettiğini kararlarında şeffaf bir şekilde gerekçelendirmeleri anayasal bir yükümlülüktür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruya konu olaylar silsilesini ve yerel mahkeme tutanaklarını titizlikle incelediğinde, yargılanan başvurucuların doğrudan duruşmada hazır bulunma hakkından hiçbir aşamada feragat ettiklerine dair en ufak bir beyanlarının bulunmadığını kesin olarak tespit etmiştir. Aksine, tüm başvurucular yargılama sürecinin farklı aşamalarında dilekçeler sunarak veya bizzat SEGBİS üzerinden savunmaları alınırken, haklarındaki suçlamaların ağırlığını da gözeterek mahkeme salonunda fiziksel olarak bulunmak istediklerini açık ve net bir iradeyle mahkeme heyetine iletmişlerdir. Ortada böylesine açık bir irade beyanı dururken, başvurucuların duruşmada hazır bulunma hakkından zımnen yani örtülü olarak feragat ettiklerini gösteren hiçbir somut hukuki olgu bulunmamaktadır.

Yargılamayı yürüten derece mahkemeleri, başvurucuların bizzat mahkeme huzurunda bulunma yönündeki haklı taleplerini reddederken, bu ret kararlarını hangi geçerli ve hukuken zorlayıcı nedene dayandırdıklarını hiçbir şekilde ortaya koyamamıştır. Özellikle delillerin heyet huzurunda tartışıldığı, tanık ve müştekilerin dinlendiği, davanın nihai sonucunu etkileyecek esaslı usul işlemlerinin yapıldığı kritik celselerde, başvurucuların SEGBİS aracılığıyla cezaevinden uzaktan katılımlarının sağlanması, savunma makamını iddia makamı karşısında eşitsiz ve dezavantajlı bir konuma sürüklemiştir.

Mahkemelerce, davanın niteliği, sanıkların durumu ve yüz yüzelik ilkesinin gerekleri gibi başka hiçbir uygun alternatif veya seçenek değerlendirilmeden, olaya özgü somut, ikna edici ve hukuki gerekçeler sunulmadan doğrudan doğruya video konferans yönteminin dayatılması, Anayasa'da öngörülen ölçülülük ilkesinin alt unsuru olan "gereklilik" şartını açıkça ihlal etmiştir. Anayasa Mahkemesi, ceza muhakemesi hukukunda şahsilik, doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkeleri gereğince sanığın duruşmada fiziksel olarak hazır bulunmasının her zaman asıl kural olduğunu, SEGBİS ile uzaktan katılımın ise ancak istisnai hâllerde, çok zorunlu durumlarda ve altı doldurulmuş hukuka uygun gerekçelerle başvurulabilecek istisnai bir yöntem olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Somut yargılamalarda bu istisnai durumun katı şartlarının hiçbir şekilde oluşmadığı, başvurucuların bizzat katılma taleplerinin keyfî ve gerekçesiz şekilde göz ardı edildiği ve bu vahim durumun yargılamanın genel hakkaniyetini tamamen zedelediği sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: