Karar Bülteni
AYM Ahmet Koruyucu ve Diğerleri BN. 2022/21022
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/21022 |
| Karar Tarihi | 24.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal / Kabul Edilemez / İşlemden Kaldırma |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırma tazminatında değer kaybı ölçülülüğü zedeler.
- Değer kaybı mülk sahibine orantısız külfet yükler.
- Makul süre şikâyetlerinde idari başvuru yolları tüketilmelidir.
- Başvurucu vefat ederse mirasçılar süreci makul sürede izlemelidir.
Bu karar, idarelerin kamulaştırmasız el atma işlemleri neticesinde hak sahiplerine ödenmesi gereken tazminatların enflasyon karşısında erimesinin açık bir mülkiyet hakkı ihlali oluşturduğunu bir kez daha teyit etmektedir. Mahkeme, hükmedilen bedellerin yıllar süren yargılamalar boyunca enflasyon karşısında değer kaybetmesinin vatandaşlar üzerinde orantısız ve aşırı bir külfet yarattığına vurgu yapmıştır. Aynı zamanda, bireysel başvuru tarihinden sonra vefat eden başvurucuların durumu da karara bağlanarak, mirasçıların makul sürede başvuruyu takip iradelerini ortaya koymamaları hâlinde başvurunun işlemden kaldırılacağı hukuken netleştirilmiştir.
Kararın benzer uyuşmazlıklardaki emsal etkisi, özellikle kamulaştırmasız el atma tazminat davalarındaki faiz veya enflasyon farkı hesaplamalarında derece mahkemelerine yol gösterici nitelik taşımasıdır. Mahkemeler, uzun süren yargılamalar sonucunda ödenecek tazminatların reel değerini korumakla yükümlüdür. Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetlerde doğrudan bireysel başvuru yoluna gidilemeyeceği, öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesindeki İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiği yönündeki kural pekiştirilmiştir. Bu durum, idari başvuru yollarının tüketilmesinin zorunluluğunu uygulamada kesin bir çizgiyle belirlemektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, kendilerine ait olan taşınmazlara idare tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı alınmaksızın fiilen el atıldığını ve bu el atma nedeniyle açtıkları tazminat davalarının çok uzun sürdüğünü belirterek hukuki sürece itiraz etmişlerdir. Uyuşmazlığın temelini, yargılama sürecinin yıllarca uzaması sebebiyle mahkemelerce hükmedilen tazminat bedellerinin enflasyon karşısında erimesi ve ciddi bir değer kaybına uğraması oluşturmaktadır. Başvurucular, alacaklarının reel değerini kaybetmesinin mülkiyet haklarını zedelediğini ifade etmiştir. Ayrıca, söz konusu tazminat davalarının makul bir süre içinde sonuçlandırılamaması nedeniyle adil yargılanma haklarının da ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Özetle, idarenin eylemi sonucu doğan zararın gerçek değeriyle karşılanmaması uyuşmazlığın ana konusudur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel hak ve hürriyetlerin korunmasına yönelik anayasal prensipleri ve yerleşik içtihatlarını temel alarak kapsamlı bir inceleme yapmıştır. Uyuşmazlığın merkezinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması veya uzun yıllar boyunca uğratılarak ödenmesi, kamunun yararı ile bireyin menfaati arasındaki adil dengeyi bozmaktadır. Bu durum, başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemekte olup mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülülük ilkesini doğrudan zedelemektedir.
Öte yandan, adil yargılanma güvenceleri arasındaki makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetler bakımından 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ve yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun m. 40 ile yapılan yasal değişiklikler titizlikle dikkate alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarına ilişkin başvurularda ikincillik ilkesi gereğince öncelikle Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi gerektiğini kesin bir usul kuralı olarak uygulamaktadır.
Ayrıca, bireysel başvuru yapıldıktan sonra yargılama sürerken vefat eden başvurucuların usuli durumu 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 49 ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü m. 84 hükümleri ışığında değerlendirilmiştir. Buna göre, başvurucunun vefatı hâlinde hak kaybını önlemek amacıyla mirasçıların makul sürede başvuruya devam iradelerini açıkça sunmaları gerekmektedir. İradenin sunulmaması durumunda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 26 kıyasen tatbik edilerek bireysel başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmesi temel bir usul kuralıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvuru dosyasını incelerken öncelikle bireysel başvuruda bulunduktan sonra vefat eden başvurucu Rabia Karakurt'un hukuki durumunu değerlendirmiştir. Mahkeme, ölüm olayının ardından mirasçıların süreci takip etme yönünde makul bir süre içinde irade göstermediklerini tespit etmiş ve bu nedenle anılan başvurucu yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına karar vermiştir.
Diğer başvurucuların kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğradığı yönündeki şikâyetleri incelendiğinde, derece mahkemelerince hükmedilen bedellerin yargılama sürecindeki gecikmeler nedeniyle önemli ölçüde eridiği saptanmıştır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, idarenin eylemi sonucu doğan alacakların enflasyonist ortamda gerçek değerini yitirmesi, mülk sahibine orantısız bir külfet yüklemektedir. Somut olayda da bedellerin değer kaybına uğratılarak geç ödenmesinin mülkiyet hakkını zedelediği açıkça tespit edilmiştir.
Başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları ise bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği ayrıca incelenmiştir. Mahkeme, yasal düzenlemelerle oluşturulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonunun bu tür şikâyetler için ilk bakışta ulaşılabilir ve yeterli giderim sağlama kapasitesi bulunan etkili bir hukuki yol olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruların incelenmesinin hukuken mümkün olmadığına kanaat getirilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermiştir.