Anasayfa Karar Bülteni AYM | Adnan Cenk ve Diğerleri | BN. 2022/97225

Karar Bülteni

AYM Adnan Cenk ve Diğerleri BN. 2022/97225

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/97225
Karar Tarihi 24.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırma bedelinin enflasyona ezdirilmesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Değer kaybı, malike aşırı ve olağan dışı külfet yükler.
  • Başvurucunun vefatında mirasçılar takibe devam iradesini göstermelidir.
  • Makul süre şikâyetlerinde öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulmalıdır.

Bu karar, kamulaştırmasız el atma davaları neticesinde vatandaşlara ödenen tazminatların zaman içerisinde enflasyon karşısında değer kaybetmesinin, hukuki ve ekonomik sonuçlarına dair son derece önemli bir Anayasa Mahkemesi içtihadıdır. Karar hukuken, devletin veya kamu idarelerinin vatandaşın özel mülkiyetine el koyması ya da yasal yollardan geçmeden fiilî müdahalede bulunması durumunda, ödenecek olan tazminatın yalnızca rakamsal olarak değil, alım gücü olarak da gerçek bir karşılık ifade etmesi gerektiği anlamına gelmektedir. Eğer ödeme anındaki değer, enflasyon oranları sebebiyle dava açıldığı tarihteki alım gücünün çok altındaysa, bu durum idarenin haksız zenginleşmesine ve hak sahibi vatandaşın orantısız bir şekilde fakirleşmesine yol açmaktadır. Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesi ekonomik parametrelerin yargı kararlarının infazına olan etkisini mülkiyet hakkı anayasal güvencesi kapsamında sıkı bir denetime tabi tutmaktadır.

Benzer davalarda emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar; idare mahkemelerine, asliye hukuk mahkemelerine ve idareye, mülkiyet hakkı kısıtlamalarında bedel tespitinin ve ödemesinin makul sürelerde, güncel ekonomik değerleri tam olarak yansıtacak şekilde yapılması konusunda kesin bir uyarı niteliğindedir. Benzer davalarda alt derece mahkemeleri, bedel tespitlerinde aradan geçen zamanı ve enflasyonist etkileri göz ardı edemeyecektir. Öte yandan usul hukuku bakımından da karar çifte önem taşımaktadır; zira bireysel başvuru sırasında vefat eden tarafın mirasçılarının aktif takip iradesi göstermemesi durumunda başvurunun işlemden kaldırılacağı ilkesi ile uzun yargılama şikâyetlerinde öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonu yolunun tüketilmesi gerektiği kuralı bir kez daha somutlaşmış, usuli eksikliklerin davanın esasına girilmesini nasıl engellediği net biçimde gösterilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, maliki bulundukları taşınmazlara kamu idaresi tarafından usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması neticesinde mülkiyetlerinden yoksun kaldıklarını belirterek yargı yoluna başvurmuşlar ve tazminat talebiyle dava açmışlardır. Yerel mahkemelerde uzun süren yargılama süreçleri sonucunda başvurucular lehine kamulaştırmasız el atma tazminatı ödenmesine hükmedilmiş olsa da, ekonomik göstergelerdeki dalgalanmalar nedeniyle hükmedilen bedellerin enflasyon karşısında ciddi şekilde değer kaybına uğradığı ortaya çıkmıştır.

Başvurucular, idare tarafından kendilerine geç ödenen veya ödenmesine hükmedilen tutarların taşınmazın el atma tarihindeki gerçek değerini ve güncel alım gücünü hiçbir şekilde yansıtmadığını, bu durumun mülksüzleşme sonucunu doğurduğunu öne sürmüşlerdir. Meydana gelen bu fahiş değer kaybının mahkemeler veya idarece telafi edilmemesinin mülkiyet haklarını kökünden zedelediğini belirten başvurucular, zararlarının tam anlamıyla giderilmesi, uğradıkları bu olağan dışı ekonomik külfetin ortadan kaldırılması ve adaletli bir maddi karşılık elde edebilmek amacıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Uyuşmazlığın bir diğer hukuki boyutunu ise davaların çok uzun yıllar sürmesi sebebiyle adil yargılanma şemsiyesi altındaki makul sürede yargılanma haklarının da açıkça ihlal edildiğine yönelik şikâyetler oluşturmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkının normatif çerçevesi ile adil yargılanma hakkına dair yerleşik evrensel ve ulusal hukuki prensipleri esas almıştır. Uyuşmazlığın temel dayanma noktası olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 uyarınca, herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla ve mutlaka yasama organının çıkardığı bir kanunla sınırlanabileceği kuralı mahkemenin öncelikli değerlendirme kriteridir. Mülkiyet hakkına yapılan her türlü kamusal müdahalede, beklenen genel kamu yararı amacı ile bireyin temel mülkiyet hakkı arasında adil bir dengenin, yani hukuki ölçülülük ilkesinin kurulması yasal bir zorunluluktur.

Kamulaştırma ve fiilî el atma süreçlerinde özellikle dikkate alınması gereken bir diğer kural Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 46 gereğince, devlet veya kamu tüzel kişilerinin özel mülkiyette bulunan taşınmazları kendi bünyesine katarken taşınmazın "gerçek karşılığını" kural olarak peşin ödemekle yükümlü olmasıdır. Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre hükmedilen kamulaştırma veya tazminat bedellerinin yargılama veya ödeme aşamasında enflasyon karşısında değer kaybına uğramasına seyirci kalınması, kamu otoritelerinin vatandaşa şahsi olarak aşırı ve katlanılamaz bir külfet yüklediğinin kesin kanıtı sayılmaktadır.

Bunun yanı sıra usul hukuku prensipleri bağlamında, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetlerde 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri doğrudan devreye girmektedir. İlgili yasal düzenlemeye göre, uzun süren yargılamalara dair şikâyetlerin bireysel başvuru yolundaki ikincillik ilkesi gereği öncelikle söz konusu idari komisyona yöneltilmesi bir dava şartıdır. Son olarak bireysel başvurunun işleyişi hakkında 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 49 uyarınca, yargılama sürerken vefat eden başvurucuların yasal mirasçılarının, süreci devam ettirme yönündeki hukuki iradelerini Anayasa Mahkemesine makul sürede açıkça bildirmeleri emredici bir usul kuralı olarak benimsenmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuru dosyası üzerinde yaptığı kapsamlı incelemede öncelikle bireysel başvurunun usuli şartlarını değerlendirmiştir. Bu bağlamda başvuruculardan Pakize Aydoğdu'nun bireysel başvurunun Mahkeme kayıtlarına intikal etmesinin ardından, 22/11/2023 tarihinde hayatını kaybettiği UYAP kayıtları üzerinden tespit edilmiştir. Mahkemenin yerleşik kararları ve usul kuralları gereğince, bireysel başvuru süreci devam ederken vefat eden kişilerin yasal mirasçılarının, makul bir süre içerisinde ölüm olayından haberdar olduklarını ve bireysel başvuruyu murisleri adına devam ettirme iradelerini Mahkemeye resmî olarak bildirmeleri beklenmektedir. Somut olayda mirasçıların Mahkemeye yansıyan böyle bir irade beyanında bulunmaması nedeniyle, ölen başvurucu yönünden başkaca bir inceleme yapılmaksızın davanın bu kişi özelinde işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.

Diğer başvurucuların esasa yönelik şikâyetleri yönünden yapılan incelemede ise Mahkeme, kamulaştırmasız el atma tazminatlarının mahkeme süreci ve ödeme safahatında enflasyon karşısında çok ciddi bir değer kaybına uğratılması meselesine odaklanmıştır. Değerlendirmede, idarenin kendi hukuka aykırı fiilinden kaynaklanan tazminat borcunu ifa ederken aradan geçen uzun yıllarda meydana gelen enflasyonist kayıpları mülk sahibinin üzerine yıkamayacağı belirtilmiştir. Tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde erimesine göz yumularak ödenmesinin, idarenin eylemleri sonucu zaten mağdur olan başvuruculara şahsi olarak taşıyamayacakları düzeyde olağan dışı bir ekonomik külfet yüklediği saptanmıştır. Bu nedenle alım gücündeki aşınmanın adaletli bir şekilde telafi edilmemesinin, mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel menfaat arasındaki o hassas adil dengeyi malik aleyhine tamamen bozduğu kanaatine varılmıştır.

Bunun yanı sıra başvurucuların davaların makul sürede bitirilememesinden doğan hak ihlali iddiaları bakımından Mahkeme, kanun koyucunun yargısal sistemde yaptığı yeni yasal değişiklikleri dikkate almak durumunda kalmıştır. Son yasal düzenlemeler ışığında, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığına dair her türlü şikâyetin, Anayasa Mahkemesi önüne getirilmeden önce Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna yöneltilmesi usuli bir zorunluluktur. Başvurucuların, kendilerine ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunan, pratik ve yasal bir merci olan bu etkili başvuru yolunu tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundukları anlaşıldığından, bu talepler bakımından dosyanın esasına girilmesi mümkün görülmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma tazminatının değer kaybına uğratılması nedeniyle diğer başvurucular yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: