Karar Bülteni
AYM Mehmet Ali Aslan (2) BN. 2021/4819
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/4819 |
| Karar Tarihi | 14.10.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Önceki sayıların toplatılması sonraki aboneliği engellemez.
- Mahpusların süreli yayınlara erişimi ifade özgürlüğündedir.
- Süreli yayın reddi ilgili ve yeterli gerekçe gerektirir.
- Dergi aboneliği reddinde yapısal sorun sürmektedir.
Bu karar hukuken, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların süreli yayınlara erişim hakkının sınırlandırılması şartlarını netleştiren son derece önemli bir adımdır. Anayasa Mahkemesi, bir derginin geçmiş sayılarının hukuka aykırı bulunarak toplatılmış olmasının, o derginin henüz içeriği dahi belli olmayan gelecekteki sayılarına yönelik abonelik taleplerinin peşinen ve toptancı bir yaklaşımla reddedilmesi için tek başına yeterli bir gerekçe oluşturmayacağını çok açık bir biçimde vurgulamıştır. Hükümlü ve tutukluların bedelini kendi emanet para hesaplarından karşılamak şartıyla yayınlara ulaşması, cezaevlerindeki haber veya fikir alma hürriyetinin vazgeçilmez temel bir unsuru olarak değerlendirilmektedir.
Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bağlamında bu karar, ceza infaz kurumu idarelerinin ve infaz hâkimliklerinin dergi abonelik taleplerini değerlendirirken genel geçer varsayımlar yerine her bir talebi ve yayın sayısını somut olarak tek tek incelemesi gerektiği kuralını daha da yerleşik hâle getirmektedir. Gazeteler yönünden Basın İlan Kurumu ilan kesme cezası kriteri kanunla getirilerek yapısal sorun büyük ölçüde çözülmüş olsa da, dergiler açısından mevzuattaki eksikliğin ve yapısal sorunun devam ettiği tespiti, idari ve yargısal uygulayıcılara ciddi bir hukuki mesaj niteliğindedir. Cezaevi idarelerinin artık genel ve soyut ifadelerle değil, Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında belirlediği sıkı denetim kriterlerine uygun, ilgili ve yeterli bir gerekçeyle kısıtlama yapması yasal bir zorunluluktur; aksi hâlde benzer başvurularda otomatik olarak ihlal kararları verilmeye devam edilecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Ceza infaz kurumunda hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından hükümlü olarak bulunan başvurucu, bedeli bizzat kendi emanet para hesabından karşılanmak üzere "Halk Okulu" adlı dergiye düzenli olarak abone olmak istemiştir. Ceza infaz kurumu idaresi, söz konusu derginin geçmişte çıkan yirmi beş farklı sayısı hakkında terör örgütü propagandası yapıldığı gerekçesiyle mahkemece toplatılma kararı verildiğini belirterek bu abonelik talebini toptan reddetmiştir. Başvurucu, bir derginin önceki sayıları hakkında toplatma kararı verilmesinin henüz basılmamış ve içeriği hiç kimse tarafından bilinmeyen sonraki sayıların peşinen yasaklanması anlamına gelemeyeceğini, ifade özgürlüğünün korunabilmesi için çıkan her sayının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini iddia ederek karara karşı yasal yollara başvurmuştur. İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi tarafından itirazlarının aynı gerekçelerle esastan reddedilmesi üzerine başvurucu, haber alma ve iletişim hakkının açıkça kısıtlandığını öne sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve bunun alt dalı olan haber alma hakkı çerçevesinde hareket etmiştir. Yerleşik içtihatlara göre, ifade özgürlüğü kural olarak ceza infaz kurumundaki mahpuslar için de geçerlidir ve süreli ya da süresiz yayınlara dışarıdan müdahale olmaksızın ulaşabilme imkânı, mahpusların bilgi ve kanaatlere ulaşma hürriyetinin somut bir yansıması olarak korunmaktadır.
Bu bağlamda tutuklu ve hükümlülerin yayınlara erişim hakkına yapılan müdahalenin temel hukuki dayanağı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.62 hükmüdür. Anılan yasal düzenleme, kurum güvenliğini veya disiplinini tehlikeye düşürecek mahiyetteki yayınların mahpuslara verilmemesine meşru bir olanak tanımaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat prensipleri gereğince, bu kısıtlama mutlaka demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmalı, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılar nitelikte hareket edilmeli ve ölçülülük ilkesi gözetilmelidir.
Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, doğrudan hakkında toplatma kararı bulunan yayınların mahpuslara verilmemesi kurum güvenliği için meşru ve gerekli bir müdahale kabul edilmektedir. Buna karşılık, Recep Bekik ve diğerleri kararında açıkça vurgulandığı üzere, ceza infaz kurumlarında süreli yayınlara erişime ilişkin yıllardır süregelen sistematik ve yapısal bir sorun bulunmaktadır. 7242 sayılı Kanun ile getirilen değişiklik neticesinde, Basın İlan Kurumu aracılığıyla resmî ilan ve reklam yayımlama hakkı bulunmayan gazetelerin cezaevine alınmayacağı kuralı getirilerek gazeteler yönünden bu yapısal sorun belirli ölçüde çözülmüş olsa da, dergiler için söz konusu yasal boşluk devam etmektedir. Bu çerçevede, yargı mercileri her dergi abonelik talebini, Anayasa Mahkemesinin Halil Bayık kararında sayılan sıkı denetim kriterlerine göre tek tek ve büyük bir özenle incelemekle yükümlüdür.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun somut olaydaki dergi aboneliği talebinin reddedilme gerekçelerini anayasal haklar çerçevesinde detaylı bir şekilde incelemiştir. Ceza infaz kurumu ve başvuruya bakan derece mahkemeleri, talep edilen derginin geçmişteki çeşitli sayıları hakkında terör örgütü propagandası yapıldığı gerekçesiyle toplatma kararları bulunmasını, başvurucunun ileriye dönük aboneliğinin peşinen reddi için yeterli ve geçerli bir hukuki temel olarak görmüştür. Ancak Mahkeme, başvurucunun fiilen el konulmuş sayılara değil, henüz yayınlanmamış ve yasal olarak hakkında herhangi bir toplatma veya yasaklama kararı bulunmayan gelecekteki sayılar için abone olmak istediğini özellikle vurgulamıştır.
Yapılan yargısal incelemede, bir süreli yayının önceki sayıları hakkında toplatma kararı verilmiş olmasının, o yayının sonraki sayılarına yönelik abonelik talebinin değerlendirilmesinde tek başına haklı ve doğrudan bir gerekçe oluşturamayacağı kesin bir dille saptanmıştır. Olayda yetkili infaz hâkimlikleri tarafından Anayasa Mahkemesinin daha önceki emsal kararlarında titizlikle belirlediği temel ölçütlere göre, her bir yayın sayısı için bireyselleştirilmiş bir değerlendirme yapılmadığı ve genel geçer ifadelerle kısıtlamaya gidildiği anlaşılmıştır.
Anayasa Mahkemesi ayrıca, dergilerin ceza infaz kurumlarına kabulü noktasında daha önce tespit edilen kanuni yapısal sorunun, yasama organı tarafından hâlen tam olarak çözülmediğini ve uygulamanın tutarsızlıklar barındırarak devam ettiğini kaydetmiştir. Derece mahkemelerinin temel hakları sınırlandıran ret kararlarının, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını gösteren ilgili ve yeterli bir gerekçe barındırmadığı, bu nedenle başvurucunun dergiye erişimine ve ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin demokratik bir toplumda gerçekten gerekli olduğunun idarece ortaya konulamadığı açıkça belirlenmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, idare ve mahkemelerin söz konusu toptancı tutumlarının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığını belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.